Malum bizler gazeteciyiz, yıllardan beri haber kovalıyoruz, başka bir iş bildiğimiz de yok yaptığımız da.

Bu meslekte yaşananları herkesten önce görebilir, fotoğrafını-filmini çeker, haberleştirir ve kamuoyuna sunarsınız. Tanık olduğunuz ve sonradan habere dönüştüreceğiniz bir olay belki de tarih olacaktır. O anda bunun ya farkında olursunuz ya olmazsınız. Mesleğin günlük hayhuyu içerisinde bunu çok önemsemezsiniz. O günkü derdiniz çoğunlukla haberi hazırlamak ve baskıya yetiştirmektir.

Bunları söylerken aslında en az 20-30 sene öncenin gazeteciliğinden bahsediyoruz desek daha doğru olur. Malum Internet’in evimize, cebimize girmesiyle birçok insan “fahri gazeteci” bile oldu denebilir. Meslekten olmayan kişiler de haber değeri olan bir görüntüyü, bilgiyi yakalayıp insanlarla anında paylaşabilir.

Eskisi gibi ertesi güne çıkacak gazetenin baskısını veya akşam radyo ya da televizyon haber bülteninde yayınlanacak haberi beklemeye gerek kalmaz.

Hatta şimdilerde sosyal medya paylaşımcılarının yaydığı bilgilerin bazen gazetecilere işlenecek haber malzemesi verdiğini söyleyebiliriz.

Anlayacağınız her şey gibi bizim meslekte değişime uğramıştır.

 

Gazeteciliğin şöyle bir boyutu da var: Bu mesleği icra etmeyen insanlar için devlet adamlarına, popüler sanatçılara, sporculara, yazarlara, çizerlere vb. ulaşmak, onlarla bir araya gelmek, telefonda konuşmak pek mümkün olmaz. Ancak gazeteci mesleğinin doğası gereği bu insanlarla bir şekilde görüşebilir; bu görüşme sonucu yapacağı bir haber, yazacağı yorum gelecek nesillerin günümüzü anlamasına katkı sağlayabilir.

 

***

Mesleğimiz gereği birçok kişi ve kurumu eleştiririz ama burada durup iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım.

Yıllar içerisinde sayısını hatırlamadığımız kadar haber yaptık, binlerce kare fotoğraf çektik, yorum yazdık, gazete, dergi çıkardık. Bir de bunun üstüne radyoları, televizyonları ekleyin, ortaya inanılmaz hacimde bilgi-belge çıkacaktır.

Gelin görün ki önemli bir çoğunluğumuz doğru dürüst arşiv tutmadık, tutamadık. Hem şahsi arşiv hem kurumsal arşiv oluşturma noktasında sınıfta kaldık. Eski tarihte yazdığımız bir haberi bulmak için bizim bile kalkıp İstanbul ve Ankara’daki kütüphanelere, arşivlere gitmesi gerekiyorsa vay halimize.

 

Son yıllarda tabiri caizse imdadımıza İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Şube Müdürü Sayın Nezir Kızılkaya yetişti. Malatya kültürü ve halk oyunları üzerine de araştırma yapan Kızılkaya, Malatya yerel basınına ait 130 bin gazeteyi dijital ortama aktardı. Ayrıca Malatya basın tarihine ilişkin kitap çıkardı, sergi düzenledi, arşiv taramalarına kendi birikimiyle birleştirip keyifle okuduğumuz yazılar yayınladı.

 

Kızılkaya’yı bu çalışmalarından dolayı bir basın mensubu olarak kutluyoruz. Gerçekten çok ama çok önemli bir iş yaptı. İleride bu çalışmaların daha ilerletilip şehir efsanelerine değil belgelere dayanan Malatya içerikli çalışmaların yapılmasına önayak olabilecek.

 

Nezir Hoca’nın çalışmalarına duyduğumuz takdir ve minneti ihmal etmeden bundan sonrası için arşiv konusunu artık ciddiyetle ele almamız gerektiğini düşünüyoruz.

Bizler imkanlarımız ve zamanımız ölçüsünde şahsi arşiv tutabiliriz ama arşivciliğin başlı başına bir meslek olduğunu, profesyonellik gerektirdiğini düşünüyoruz. Malatya yazılı, işitsel ve görsel yerel basınının arşiv konusuna profesyonel bir bakış açısı getirmesi gerekiyor.

Arşivleme sadece medyanın da işi olmamalı aslında. Şehrin tarihi, sosyal hayatı, kültürü, ekonomisi, tarihi, hafızasından sorumlu, yetkili kurumların da arşiv oluşturmak için koordineli biçimde çalışması gerekiyor.

Bu bizim gelecek kuşaklara olan borcumuz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.