Bilemiyoruz, tarihte böyle bir durum oldu mu?

Aklımızın erdiği, hatırladığımız kadarıyla son 50-55 yılda böyle bir şey yaşanmadı. Çoktan ebediyete intikal etmiş anne-babamızdan, dedelerimizden, ninelerimizden de öyle bir şey duymadık.

Galiba bunu ilk defa biz yaşıyoruz.

Ramazan Bayramından bahsediyoruz. Daha doğrusu Ramazan Bayramını kutlayamamaktan.

Dini bayramların kendine özgü bir yeri, havası, önemi var. Son yıllarda değişen yaşam onun kutlanma şeklini etkilemiş olabilir ama özü itibarıyla bayram bayramdır bizim için.

Aslında bayram büyüklerden ziyade çocuklar içindir. Elbette biz büyükler de bayramı kutluyoruz ama çocuklar için bir başkadır bayram. Hatta bizim çocukluğumuzda çok daha hoş kutlandığını söyleyebiliriz.

Ne mi demek istiyoruz?

Açıkçası maddi şartlar 30-40-50 yıl öncesinde şimdikinden daha düşük durumdaydı. Şimdinin çocukları parayla büyüyorlar. Nispeten elbise, ayakkabı, yiyecek, içecek bol. Ancak şu an yetişkinlerin çoğunun rahatça hatırlayacağı gibi, bayram çocuklar için yeni ayakkabı, cicili biçili elbise demekti. Paranın pek olmadığı zamanlarda harçlık demekti. Alınan harçlıkla çarşıya çıkmak, çatapat, mantar tabancası almak (gerçi bunlar tehlikeli, sanıyoruz şimdi yasak olmalı; doğrusu da bu) demekti. Akraba, konu-komşu dolaşıp şeker toplamaktı.

Yani çocuklar bayramı bayram gibi kutluyordu büyüklere göre.

Büyükler için bayramın tadı-tuzu bir başkaydı. En önemlisi tanıdıklar arasında küslüğün olmasına tahammül edilmemesiydi. Birçok dargın, büyüklerin araya girmesiyle, bayramda barıştırılırdı. Üç günlük dünyada ne gereği vardı küs olmanın? Paylaşılamayan ne vardı?

Bayram namazı için erkenden kalkılır; iklimin durumuna göre ya camide ya açık alanda kılınırdı. Bizim yaşadığımız yerde yaz ayları bayram namazı “merhaplıh” (mihrap) denilen yerde kılınırdı. Burası yaşadığımız yeri yüksekten gören bir yerdi ve mezarlığa yakındı.

Ancak mezarlık ziyareti genellikle arife günü, yani bayramdan bir gün önce, yapılır; büyüklere Fatiha okunurdu. Bayram öncesi aylarda yakınlarını kaybetmiş olanlar için buruk geçerdi bu bayram.

Tüm bunları sanki olmuş bitmiş işler gibi anlatıyoruz. Elbette öyle değil.

Maalesef malum virüsü, tüm hayatımızı alt üst eden virüsü tamamen ortadan kaldıramadık. Devlet yetkilileri çok doğru bir kararla bayramda sokağa çıkma kısıtlaması ilan etti. Bu yapılmasa nispeten kontrol altındaki virüsün yayılma riski artabilirdi. Mantıklı olan yapıldı ve muhtemelen bulaşmanın artması engellendi.

Bu kısıtlamanın bizler için kutsal olan bayrama gelmesi üzücü. En başta dedik ya, böyle bir şey görmedik, duymadık. Bayramı doya doya kutlamak isterdik. Sokaklarda balonla koşan çocuklar, erkenden kalkıp yeni elbiselerini giyen çocuklar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpen insanlar görmek isterdik.

Kısmet değilmiş ama umudumuzu yitirmiş de değiliz karamsarlığa kapılmış da…

Bizde hasta olup iyileşen ziyaret edildiğinde, geçmiş olsun dileğinin yanı sıra, “…görmemiş olasınız” denir.

Biz de bunu görmemiş olalım.

Hepimizin geçmiş Ramazan Bayramı mübarek olsun.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner69