Yeşilyurt Belediyespor’un kongresi var dediler, kalkıp gittik Yeşilyurt Belediyesinin Beylerderesine kuş bakışı bakan Şelale tesislerine.

Şelale falan yok bir düğün salonu ya da park olarak bildiğimiz Ramazan iftarlarının verildiği mekan.

Karşıda Turgut Özal Üniversitesi binaları yükselmeye başlamış, Rektörlük binası hemen göze çarpıyor. Çok sayıda şantiye barakaları dikkatimizi çekiyor.

Turgut Özal Üniversitesi yavaş yavaş Beylerderesinin öte yakasına yerleşmeye başlıyor.

Yeni Üniversitemize Beylerderesinin öte yakasında yani Şehrin batı yakasında muhteşem bir kampus yakışır.

Kongre başlasın diye beklerken salonun Beylerderesine bakan kısmına gelerek aşağıya baktım. Eski karayolu yeniden ortaya çıkmış. Köprü ben alternatif yol olarak buradayım diyor.

Yolun, yani köprünün Viyadük tarafındaki gölette sular çekilmiş, az miktarda su var. Köprünün diğer yakasında da sular gerilemiş.

Yukarıdan Beylerderesine baktığınızda görüntü hiç de iyi değil.

Bozkırın altında güneşin altında tek bir yeşil yok. Atık suların karıştığı gölet de pis bir koku çevreyi sarmış.

Oysa suyun biriktiği alan kavak ağaçlarıyla yeşil bir görüntü verirdi eskiden.

Kavak ağaçları akan Beylerderesi suyuyla yükselir, dallanır budaklanır çevreye yemyeşil bir görüntü verirdi.

Şimdi ise dayanılmaz bir koku ve çirkin bir görüntü var.

Beylerderesinin iki yakasına ağaçlar dikilmiş ama onların yeşermesi büyümesi yıllar alır. Her iki yamaçda bozkırı andırıyor. Yeşilyurt Belediyesinin ağaçlandırma çalışmaları devam etse de şimdiye kadar yeşil bir görüntü yok.

Ama Şelale parkı yemyeşil iyi de bir görüntü veriyor.

Beylerderesi adeta ağlıyor.

Neden kestiniz Kavak ağlarını.

Size ne zararım vardı diyor.

Ve de ileriyi öngörmeden Beylerderesine gölet yaptıran zihniyeti de cezalandırıyor..

Alın size gölet diyor, eserinizle övünün diye de sitemde bulunuyor.

Beylerderesi cazibesiyle akan deresiyle ve yemyeşil görüntü veren kavak ağaçlarıyla daha güzeldi.

İnsanlar gider kavak ağaçlarının altında piknik yapar, mangal yakardı.

Akşamcıların, müzikseverlerin mekanıydı kavak ağaçları.

Kuşlar özellikle de kargalar yuva yapardı kavak ağaçlarına. Kurbağa sesleri inletirdi Beylerderesini.

Kavaklar kesilmiş, kuşlar göçmüş, bomboş bir alana dönmüş Beylerderesi. Ya o pis koku?

Vazgeçin bu göletten, yıkın gittisin o beton gövdeyi, sular yine cazibesiyle aksın, kavak ağaçları yeniden yeşersin, kuşlar geri dönsün.

Beylerderesi bu kadar çirkinleştirilemez.

Beylerderesini gördüm üzüldüm, Turgut Özal Üniversitesi yerleşkesini uzaktan gördüm umutlandım.

Beylerderesinde  eskiye özlem var.

Yeni adına bir şey göremedim.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.