24 Ocak 2021 geçen sene yaşadığımız depremin yıldönümü. Bu şehirlerde yaşayıp da depremi unutabilen var mı? Hayat gailesi bir an için insana acılarını, sevinçlerini unuttursa da, o anı yaşayıp geçmişi hatırlamasak da, deprem unutulacak bir şey değil.

Bir Cuma akşamı yaşadığımız Elazığ Sivrice merkezli 6.8’lik deprem, birkaç saniye içinde binlerce insanın hayatını değiştirdi. İlk saatlerde depremin verdiği hasar hakkında hiçbirimizin fikri veya bilgisi yoktu. Binlerce insan can havliyle dışarı fırladı. Evine bir şey olsa da olmasa da, can bu, hemen hemen herkes dışarıdaydı. Sadece birkaç “şanslı” ve çoğunlukla müstakil evlerde yaşayan ve elbette evi sağlam olan vatandaşlarımız evini terk etme gereğini duymadı.

Deprem Malatya ve Elazığ’da 41 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Yüzlerce insanımız yaralandı, binlercesi travma yaşadı. Bilhassa çocukların psikolojisi olumsuz etkilendi. Çevremizden biliyoruz, birçok aile çocuklarının, evlerine hiçbir şey olmasa bile, yaşadığı korku sebebiyle birkaç gün yakınlarının evinde kaldılar. Bu depremin ardından yaşanan artçı sarsıntılar (sayısını bile unuttuk, o kadar çok oldu) işin tuzu biberi oldu.

Doğanyol ilçesinde eşi ve çocuğu yaşamını yitiren Nadir Say, acısını ilk günkü gibi yaşıyor.

Rakamları boş verelim, insan öykülerine baktığımızda anlaşılıyor depremin anlamı. Anadolu Ajansı depremin yıldönümünde bir haber geçti. Doğanyol ilçesinde yaşayan Nadir Say bunlardan birisi. Say’ın eşi Gazel Hanım ve oğlu Yusuf Ali depremde enkaz altında kalıp hastaneye kaldırılan ama orada vefat edenlerden. Eşi 32, çocuğu 5 yaşında.

Bahçelerde, inşaatlarda çalışarak geçinen 39 yaşındaki Nadir Say’ın dünyası yıkılmış. Say ailesininkine benzer sayısız hikaye var.

Peki, bu depreme çare yok mu? Çare bulmak için ne yapılıyor?

Geçmişte yaşanan bazı depremlerden ders alınıp çare bulma yoluna gidildiği, yasal düzenlemeler yapıldığı bir gerçek. Ancak bu “ders alma” pek de ders almaya benzemiyor. Şöyle de düşünebiliriz: Derse katılan ama öğretmenin dediklerini kulak ardı eden veya aklı o anda başka yerlerde olan öğrencinin ders alması gibi bizim ders almamız.

Öyle olmasa depremde evler yıkılmaya, insanlar enkaz altında kalmaya devam eder mi? Sivrice’den sonra İzmir depremi olmadı mı? Orada da evler yıkılıp insanlar hayatını kaybetmedi mi?

Deprem yüz, bin yılda olan bir şey değil ki. Her an olabilen bir şey. Malatya olarak biz de fay hattının üzerinde yaşıyoruz. Tarih boyunca defalarca yaşanmış.

Öncelikle bu işin sorumlusu resmi kurumlar, devlet, belediyeler. Sıradan vatandaşın da sorumlulukları var ama yasal düzenlemeler yapılmadan deprem konusunda zerre başarı sağlayamayız. Doğanın şakası yok. Afetin şakası yok. Öncelikle fay geçen yerlere, yakınına, tarım alanlarına ev yaptırmayacaksınız. Yasal düzenlemeden taviz vermeyeceksiniz. Fay hattına kağıt üzerinde ayar veremezsiniz.

Tüm yaşananlara rağmen ders alamıyorsak diyecek bir şey yok. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner82