Coğrafi tescil başvurusu kabul edilip, AB Resmi Gazetesinde yayınlanmasının ardından, geçen haftanın en önemli gündem konusu yine kayısı olmuştu. AB Komisyonunun Malatya kayısısının koruma altına alındığını belgeleyen tescil sertifikası Ankara’da düzenlenen törenle, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Erkoç’a teslim edildi.

Siyasetçiler, oda ve borsa yöneticileri, bürokratlar, büyükelçiler, belediye başkanları ve diğer davetlilerin katılımıyla yapılan töreni Yeni Malatya Gazetesinden arkadaşımız Güler Hazar takip etti. Kayısının tescil sürecini yakından takip eden, sürekli kamuoyunun gündeminde tutan, “atlatma” haberlerle Malatya kamuoyunu bu konuda ciddi anlamda bilgi sahibi yapan Güler, Ankara’da yapılan törende de yer aldı.

Davetliler bu etkinlikte konuşmalar yaparak, konunun önemine vurgu yaptılar. Malatya heyetinden konuşmacılar duydukları sevinci de dile getirdiler. Bu arada Avrupa Birliği Resmi Gazetesince tescil onay kararının altında imzası bulunan komiser Phil Hogan’ın demeci dikkatimizi çekti. Hogan, belgeyi sunarken “Bu kadar insanın böylesine bir etkinlikte bir arada olması aslında bölgeyle neredeyse eşanlamlı hale gelmiş olan bu üründen ne kadar gurur duyduğunuzun da göstergesi. Avrupa Birliği’nde coğrafi işaretleri biz tarımsal ürünlere katma değer sağlayan araçlar olarak görüyoruz” dedikten sonra coğrafi işaretlerin aslında yerel anlamda değerli ve benzersiz olanı küresel olarak koruduğunu anlatıp şöyle demiş:

“Malatya kayısısını, Malatya kayısısının geleneğini tanımaktan mutluluk duyduğum kadar aynı zamanda coğrafi işaretler bağlamında ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olmasından da mutluluk duyuyorum. Aslında bugün burada kutladığımız Malatya kayısısının mirası ve tarihi. Binlerce yıldır devam eden geleneksel ve doğal yöntemlerle üretim, hasat,  kükürtleme ve kurutma yöntemlerini, yani mirasını ve tarihini kutluyoruz bugün.  Hikayeniz gerçekten 21. yüzyıl için muhteşem bir hikaye.  Nesilden nesle yüzyıllarca aktarılmış bir gelenek, miras ve gurur”.

Demek ki kayısımız bir çeşit “insanlığın kültür mirası” gibi görülüyor. Kendine özgü tadı ve kalitesiyle Malatya kayısısının bu kalitesi ve özgünlüğünü korumak sadece bizim değil, satıldığı tüm dünyanın meselesi olarak görülüyor.

Bizzat tanık olmadık ama çok sayıda insan şuna tanıklık etmiş ve bize de iletmiştir: Başka şehirlerde Malatya kayısısıyla ilgisi olmayan kayısıları Malatya kayısısı diye satıyorlar!

Coğrafi işaret tescilinin ardından üstesinden gelinmesi gereken hususların başında bu gelse gerek: Malatya kayısısı olmayan ürünün Malatya kayısısıymış gibi satılmasının önüne geçeceksiniz. Bu çok basit aslında. Paketlemede bu işaret konulacak; o kadar. Şüphesiz pakete girenin (bu işlem ister Malatya’da yapılsın ister başka vilayette) Malatya kayısı olmasını sıkı bir denetimle sağlarsanız sorun çözülecektir. Bunun prosedürü vesaire şüphesiz süreç içerisinde belirlenecektir. Etkili bir tanıtımla da yurtiçi ve yurtdışında bunu vurgulayacaksınız. Televizyonlara vereceğiniz reklam hatta kamu spotuyla bunu sağlayabilirsiniz.

Tescilden sonraki süreçte en önemli görevin Ticaret ve Sanayi Odasına düştüğünü hepimiz biliyoruz. Hafta içerisinde bir açıklama yapan Başkan Hasan Hüseyin Erkoç “Malatyalı olarak gururlandık. Türkiye’de tarım ürünü olarak incirden sonra ikinci ürün kayısı oldu. Tescilin manası koruma altına alınmasıdır. Herhangi bir yerde, yörede üretilen kayısının Malatya kayısısı adı altında satılması mümkün değil artık. Bundan sonra bu süreci çok iyi takip etmemiz lazım. Özellikle bu coğrafi işaret belgesini çok iyi kullanmamız lazım” diyerek konunun önemine vurgu yaptı.

Artık bundan sonra yapılacaklar, Malatya deyimiyle, “elimizin işi”