1980’li yılların ortasında gazeteciliğe başladım. O yıllarda Malatya siyaseten önemli bir konumdaydı. En başta dönemin başbakanı merhum Turgut Özal’ın Malatyalı oluşu, Malatyalı bakanların varlığı şehrimizin ismini gündeme getiriyordu. Bir de Malatyaspor’umuz vardı. Bugün adı Süper olan 1. Ligde fırtına gibi esiyor; başarılarıyla gurur duyuyorduk.

Bugün Malatya’da yaşayıp o günleri görmeyenlere tuhaf gelebilir ama bir şey daha vardı: Bilhassa yaz mevsimi Malatya sokakları turist kaynıyordu. 1980’li yılların ortalarına doğru turistler Malatya’ya akın etmeye başlamış, bu sayı giderek artış göstermiş, on binlerle ifade edilir olmuştu. O yıllarda Türkiye’ye 1-2 milyon turist geldiğini hesaba katarsak, senede 50-60 bin rakamı Malatya için çok iyi bir rakamdı.

Turistin Malatya’ya geliş nedeni, Nemrut Dağı ziyaretiydi. Bildiğiniz gibi Pütürge-Tepehan üzerinden Nemrut’a uzanan bir yol var. O yıl şimdikine göre çok daha kötü şartlardaydı, yolculuk eziyet gibiydi, turistler dağın yakınında derme-çatma taştan kulübelerde yatmakta, güneşin doğuşu ve batışını izleyip dönmekteydi. Malatya’da doğru dürüst otel de yoktu. Diğer imkanlar da şimdikinden düşük seviyede idi ama Malatya’ya ciddi ciddi turist geliyordu.

İşe gidip gelirken yolumun üzerinde, postane binasının karşısındaki Turizm İl Müdürlüğünün önünden bazı günler en az 5-6 minibüsün Nemrut’a gittiğini görürdük. Bir ara Vilayet Parkına büro açılmıştı, orası da turist doluydu.

Peki ne oldu da yıllar içerisinde Malatya’da turist sayısı giderek azaldı. Özellikle yabancı turist sayısı on binlerle ifade edilirken birkaç yüzlerle ifade edilir oldu?

İçerisinde bulunduğumuz hafta Turizm Haftası olarak kutlanıyor. Yetkililer bazı etkinlik düzenliyor. Bu etkinliklerde yıllardır duyduğumuz, artık yaza yaza usandığımız bir laf var: Malatya’nın turizm potansiyeli.

Tamam, kabul ediyoruz, potansiyelimiz var olmasına var ama yıllardır neden yabancı turist sayısı artmıyor? Turist gelmiyor diye yetkilileri suçlayacak değiliz. Onlar da üzerlerine düşen bazı noktalarda hata yapmış olabilirler. Ayrıca ülkemizin yaşadığı çalkantılar buna etkendir. Tüm bunlara ek olarak, turizm öncelikle bir özel sektör faaliyetidir. Devlet tanıtım noktasında üzerine düşeni yapsa da özel sektörün iyi hizmet sunmaması buna sebep olabilir. Mesela Nemrut turizminde halen dağın eteğinde neredeyse 40 yıllık konaklama tesisleriyle hizmet vermeye çalışmak kötü gidişe bir sebep olabilir. Yetişmiş insan eksikliği (yabancı dil bilen eleman azlığı gibi) başka bir sebep olabilir.

Ancak yine de turizm ve tanıtım noktasında kamu kurumlarının tam olarak doğru şeyler yaptığını söyleyemiyoruz.

Örneğin turizm haftası etkinliklerinde Nemrut’la ilgili bir faaliyet duymadık. Yapılan bilimsel çalışmalar var, başka tur güzergahlarının gündeme getirilmesi (Yukarı Fırat Havzası gibi) söz konusu. Bu çalışmaları takdir ederiz. Ancak ortada şu gerçek var: Sizin ön plana çıkarmak istediğiniz yerlere gelmek isteyen kaç kişi var? Dedik ya, sonuçta turizm ekonomik bir mesele. Arz-talebe bakar turist getirmek isteyen.

Malatya’nın halen turizm enformasyon bürosuyla ilgili sorunu var. Yukarıda belirtmiştik, turizm bürosu yolumuzun üzerindeydi, görüyorduk. 7-8 yıl öncesine kadar Vilayet Parkında benzer bir büro vardı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü İstasyon Kavşağına taşınana kadar Valilik içerisinde de resmi büro vardı. Burası şehrin tam kalbi olduğu için gelen turist, yerli olsun yabancı olsun, büroyu rahatça buluyordu.

Sonra bu bürolar resmen ortadan kayboldu. Bir duyduk ki İstasyon Kavşağında bir büro varmış, Müdürlüğün içindeymiş ama senede 1 mi 2 mi turist gitmiş. Anlayacağınız turistin bulamadığı bir büro yapmışlar. Bununla beraber Beş Konaklara bir turizm bürosu açılmıştı. Ancak burası arada bir yerde olduğundan turiste alıştırana kadar epey birkaç sene geçmesi gerekti.

Son olarak Battalgazi Belediyesinin girişimiyle Gazi Parkına bir büro açılmış ama baktığımızda bu nasıl büro olacak demekten kendimizi alamadık. Çünkü küçücük bir yer, sanki bilet gişesi gibi. Gelen turisti oturtacak bir sandalye bile yok. Yıllardır gözümüzle gördük ki, turist gelir, yerine göre ayaküstü bir şey sorar gider. Yerine göre oturur, bilgi alır.

Uzun lafın kısası, turizm turizm diyoruz ama yıllardır şehrin merkezine, Türkiye gibi turizmde devler arasına girmiş bir ülkenin bir şehrinin merkezine, sade, geniş, ferah bir büro bile yapamadık.


Gazi Parkına yapılan büro da hizmet versin, orası da kalsın, sonuçta Malatya giderek büyüyen bir şehir. Sadece yabancı turist açısından bakmamalıyız. Çok sayıda vatandaşımız da geliyor. Onlar da yararlanabilir. Ama yıllardır tam merkeze ana bir büro neden yapılmıyor, anlamış değiliz.

En basit bir konuda bile doğru hareket edemezsek turizmde gerisi nasıl gelecek?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.