“Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim”

““…Allah belanızı versin. Ben bu maçla ilgili yorum yapmıyorum. Kul hakkı bu. Olmaz. Kimler doğru işler yapmıyorlarsa Allah belalarını versin. Hakem de, futbolcu da teknik adam da.. Artık ahlak sınırları çok kötü olmaya başladı. Ama ahlaksızlık yapmayın, topçu olarak, hakem olarak. Demirden korkuyorsan trene binme…

“…Adamın kolunu kanadını kırıp atıyorsun. Bir Fenerbahçeli olarak böyle bir galibiyeti hazmedemiyorum. Sanki suratına gelmiş gibi perende atıyorsun. Hakem çok yakın. Yazık günah. Bu sonuca bir tane Fenerbahçeli’nin sevineceğine inanmıyorum. Malatyaspor’un yerine ben üzüntülüyüm. Çünkü bir dizayn var. Böyle pozisyonlarda (Gökhan’ın ikinci sarı karttan kırmızıyla atıldığı pozisyon) VAR’a gidilemeyecekse, ne zaman gidilecek? Ey Emre Belözoğlu, neden kalkıp da bana birşey yapmadı diyemedin? Bunun cevabını ver bana.”

Yukarıda yazdığımız cümlelerin hiçbiri bize ait değil. Birinci cümleyi biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri. Neredeyse her statta, spor salonunda görmeye alıştığımız bir söz. Çok söylenince belki sıradanlaşıyor, basmakalıp gidi duruyor. Ama sporcuyu ve sporun ne olması gerektiğini bu kadar net bir şekilde anlatan ifade olamaz.

Sporcu (ve spor): 1) Zeki, 2) çevik ve 3) ahlaklı olacak…

Bizce en önemlisi işte bu son madde. Ahlak, ahlak, ahlak…

Ortadaki cümle yılların televizyon yorumcusu, eski futbolcu ve döneminin iyi hakemlerinden Erman Toroğlu’na ait.

Son cümle ise Fenerbahçeli spor yorumcusu Emre Bol’dan.

Biliyorsunuz Yeni Malatyaspor Cumartesi günü Fenerbahçe ile hayati bir maç oynadı. Korona belası yüzünden futbolun pek tadı tuzu kalmadı ama hakemler uygulamalarıyla, ve bunlara çanak tutan TFF, insanı futboldan nefret ettiriyor, tiksindiriyor. İşimiz olmazsa maça bakar mıyız, şahsen pek sanmıyorum. Karınca kararınca biz de mahallede, okulun önünde topa vurduk, yıllarca maç izledik, sevindik, üzüldük ama futboldan giderek tiksindiğimiz bir dönemi hatırlamıyoruz.

Daha doğrusu tiksinmek diye bir duygu aklımıza bile gelmezdi.

Küme düşmeme mücadelesi yapan Yeni Malatyaspor’a yapılan çok net. Üstelik teknoloji olmasına karşın bile bu vahim hatalar yapılıyor. Artık bu noktada insani hata aramak mümkün değil. Bu, resmen kasıt.

Yeni Malatyaspor ilk yarıda oynanan Fenerbahçe maçında da net bir haksızlığa uğramıştı. Kalecinin elinden seken bir topta attığı gol sayılmamıştı. Yine VAR uyarısı gelmeden, umursamadan.

Bu iki maçta kaybedilen muhtemel 2 veya 4 puan ligdeki kaderini belirleyebilir. Belki 1 puanla bile kümede kalan-düşen belirlenecek.

Elbette haksızlık sadece YMS’ye yapılmıyor. Birçok kulüp maçlarda saçma sapan hakem hatalarıyla (üzerine basarak söylüyoruz, elektronik desteğe rağmen) puan kaybediyor.

Aslında bu noktada sorun kimin düştüğü, şampiyon olduğu değil. İnanın değil. Altı üstü futbol bir oyun değil mi? Biri kazanır, biri kaybeder, bitti.

Önemli olan adalet duygusunun ortadan kalkması. Bunlara çanak tutanlar farkında mı acaba adalet duygusunu yok ederseniz kimse maçları izlemez. Yayın satın almaz, ürün satın almaz. Dolayısıyla futbolun çarkı dönmez.

Farkındalar mı? Farkındalarsa umurlarında mı?

Galiba cevap ikincisi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner67