Haftalık yazımızı yazmak için bilgisayar başına geçtiğimizde, bu hafta farklı bir şey yazalım, Malatya’nın farklı bir sorununa değinelim istiyoruz. Aslında hiç sorun yazmak istemiyoruz. Keşke hep güzel şeylerden, memleketimizin şirinliğinden, başarılarından bahsetsek diyoruz.

Ama olmuyor.

Bu hafta da malum konuyu, korona meselesi, yazmak durumundayız.

Sağlık kuruluşlarının önlemlerine, uyarılarına rağmen, 7/24 benzer uyarıların yapılmasına rağmen, halkın bir bölümü bildiğini okumaya devam ediyor.

Aylarca kapalı mekanda, eş dost görmemekten, hareket edememekten sıkılmış olabiliriz ama başka çare yok.

Hafta içerisinde açıklamalar yapan Malatya Valisi Aydın Baruş ile İl Sağlık Müdürü Profesör Doktor Recep Bentli, vaka sayılarında bir hafta öncesine kadar ciddi azalma görüldüğünü ama bugünlerde yeniden artışa geçtiğini söyledi.

Bentli, “ Bir hafta öncesine kadar vaka sayılarımızda ciddi azalma görülmekteydi. Bugünlerde yeniden artışa geçti. Fiziki mesafe ve maske takma kurallarına uymadığımızda salgını bitirmemiz mümkün değil. Lütfen sabırlı olalım ve kurallara uyalım” dedi.

Özensizlik mi dikkatsizlik mi takmamazlık ve “bize bir şey olmaz” mantığı mı yoksa hepsi mi bilemiyoruz günlük 3-4’e düşen vaka sayısını 8-10’a yükseltmiş. Bu salgındaki bulaşma oranının yüksekliğini göz önüne alırsanız sonucun vahametini tahmin edebilirsiniz.

Bu haberin gazetemizde ve Internet sitelerinde bulabilirsiniz. Haber kadar, haberin yer aldığı Internet sitelerindeki (örneğin malatyahaber.com

) okuyucu yorumlarına bakarsanız, bu uyarıların önemli kısım bir vatandaş grubunun “bir kulağından girip bir kulağından çıktığını” görüyorsunuz.

Maske takmadan gezenler mi, sosyal mesafeye uymayanlar mı, sanki hiç salgın diye bir şey yokmuş gibi hareket edenler mi?

Elbette kolluk güçleri ve diğer yetkililer gereğini yaparlar, yapıyorlar da. Ama bir toplumda, hele böyle bir hayati meselede, “güvenliği” polisiye önlemlerle sağlamayı beklemek hayaldir. Klasik söylemle, her insanın başına bir polis dikemezsiniz.

Bu salgını nispeten az hasarla atlatan ama mücadeleyi halen elden bırakmayan birkaç devlete baktığımızda, alınan önlemler kadar, vatandaşlarının kurallara uyma kültürüne sadakatini görüyorsunuz. Örneğin Almanya, Güney Kore, Yeni Zelanda.

Yani devlet vatandaşına “…şu çizgiyi geçmeyeceksin” demişse, geçmiyorlar. Öyle başlarına polis dikmeye, ceza vermeye de gerek yok. Elbette orada da uymayanlar oluyor, cezasını da alıyor. Sonuçta dünyanın her yerinde her türlü insan var. Ama başarılı ülkelerde vatandaşın da mücadelede “başarılı” olduğu gerçek çünkü kurala uyma kültürü var.

Kaç milyon defa söylendi bilmiyoruz ama bir daha söyleyelim:

Lütfen hepimiz Sağlık Bakanlığının malum 14 altın kuralına uyalım.

Hem canımızı hem başkalarının canını riske atmayalım.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner69