Profesör Doktor Ramazan Özdemir…

Kardiyolog…

Geçen haftaya kadar İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı…

Bundan sonra İstanbul Bezmialem Üniversitesinde görev yapacak.

 

***

İnsanlar belirli görevlere-makamlara gelip, belirli süre görev yapar ve sonrasında o görevden çekilip başka görevlere geçebilir, başka şehirlerde, ülkelerde yaşamlarını devam ettirebilirler.

Hiç kimse bir makam veya görevde sonsuza kadar kalamayacağına göre bundan doğal bir şey olamaz.

 

Ancak Ramazan Hoca’nın Malatya’dan ayrılması basit bir “geldi, çalıştı, gitti” açıklamasıyla geçiştirilemez, geçiştirilmemeli.

 Evet, Ramazan Hoca Malatya’da her kesimden insanın sevdiği, saydığı birisiydi. Sosyal ilişkileri oldukça güçlüydü. Belki binlerce kişi de onun telefon numarası vardır. O’na ulaşmak çok kolaydı. Kimseye sesini yükselttiği, sinirlendiği, kalbini kırdığı pek görülmüş şey değildir. Üstelik gece ve gündüzün birbirine karıştığı, belirli saatlerle sınırlı mesai kavramının pek olmadığı bir iş yapmasına karşın.

 Mesleğindeki başarısı kadar insani ilişkilerdeki başarısı Ramazan Hoca’yı bir adım öne çıkarmış; hatta Turgut Özal Tıp Merkezinin marka olmasına giden yolu açan etkenlerden biri olmuştu.

 Ramazan Hoca’nın İstanbul’a gidişinde para unsurunun etkili olduğunu sanmıyoruz. Yıllardır kendisini az-çok tanıyoruz, o yapıda biriymiş görüntüsü çizmedi.

 Kariyer için de olamaz; mesleğinde kendini kanıtlamış, olacağını olmuş birisi.

 Kendisi çocuklarının eğitimini gerekçe gösteriyor; doğru söylüyordur; bunda haklılık payı vardır. Ama biz Ramazan Hoca’nın söylemediği, söyleyemediği başka nedenlerin olduğunu sanıyoruz.

 Malatya olarak, Malatyalı olarak bu noktada durup, şapkamızı önümüze almamız ve düşünmemiz gerekiyor:

 Neden işinde başarılı insanları Malatya sınırları içerisinde tutamıyoruz? Neden mesleğinde başarılı veya başarılı olmaya aday birçok insan Malatya’yı terk ediyor?

 Bu iş öyle sosyal şartların yetersizliği vesaire denilerek geçiştirilemez. Malatya’nın ve Malatyalının kendi insanının kıymetini pek bilememek gibi bir huyu var. Eğer biri işinde gücünde ileriye gitmişse izlediğimiz iki ana taktik var: Gücümüz yetiyorsa ayağını kaydırmak, gücümüz yetmiyorsa görmezlikten gelmek. Bilhassa etkili ve yetkili olanların veya gelecekte etkili veya yetkili olma aday adaylarının marifetiyle.

 Sanıyoruz Ramazan Hoca, ikinci şık işletilerek, yani görmezden gelinerek küstürüldü veya kırıldı.

 Tam bu noktada aklımıza “hasüt” sözcüğü çıkıyor. Türk Dil Kurumunun Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğünde arama yaptığınızda bu sözcük için aynen şöyle deniyor:

“Kıskanç, Hasüt / Malatya ve çevresi”

 Nasıl Turgut Özal Tıp Merkezi 'Ramazan Özdemir ve Sezai Yılmaz başta olmak üzere bazı diğer hekimler ile marka oldu' diyorsak, Malatya’mız da resmen bu sözcükle (hasüt) marka olmuş (!).

 Güler misin, ağlar mısın?

Ramazan Hoca’nın Malatya’dan ayrılmasını basit bir ayrılma olarak görmemek gerekiyor. Bu huyumuzu terk etmezsek ilimize her alanda katkı sağlayacak insanın Malatya’yı terk etmesi kaçınılmaz gözüküyor.

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.