Gündem:
Ağbaba eleştirdi, Çalık yanıt verdi
Güler Hazar- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile AK Parti MKYK Üyesi Öznur Çalık arasında özelleştirme tartışması yaşandı.
Tartışma, Malatya Şeker Fabrikası’nın63. Dönem pancar kampanya töreninde kürsüye gelen Ağbaba’nın Şeker Fabrikaları üzerinden AK Parti’nin özelleştirme politikalarını eleştirmesiyle başladı. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, yokluk yıllarında kurulan fabrikaların birer birer satıldığını söyleyen Ağbaba Türkiye’nin ekonomik değerlerinin çökertildiğini söyledi. Ağbaba, “TEKEL’in özelleştirilmesiyle Amerikan sigarasından başka bir şey içemiyoruz.  Malatya’da örneklerini görüyoruz.  Sümerbank, TEKEL fabrikaları özelleştirildi. 3-5 tane zengini zenginleştirdi, Malatya’ya faydası yok. SEKA özelleştirildi, Resmi Gazete'yi basamayacak duruma geldik. 2005 yılında dolar kuru 1.4 iken 5. Lübnanlı bir Arap aileye 6.5 milyar dolara satıldı. Aile tüm Telekom'un trilyonluk gayrimenkullerini sattı, 22 milyar doları kendi ülkesine götürdü,  13 yıl sonra bugün içi boşaltılmış zarar etmiş halde Türkiye'nin kucağına, bankalara bırakıp gitti. Bütün bu özelleştirmelerin cezasını Türkiye’deki fakir-fukara insanlar çekiyor” dedi.
Özelleştirmenin mimarı beraber yol yürüdüklerinizdir”
Ağbaba’nın sözlerinin ardından kürsüye gelen AK Parti Milletvekili Öznur Çalık, Ağbaba’ya yanıt verdi. “Türkiye’de özelleştirmenin mimarı, 2001 yılında Bülent Ecevit’in başında bulunduğu koalisyon hükümetinin getirdiği, beraber yürüdükleri Kemal Derviş’tir. Birlikte yol yürüdükleridir. 2001 yılında AK Parti hükümeti yoktu. Sayın Ağbaba yapmış olduğu konuşmada sütten çıkmış ak kaşık misali ‘Biz özelleştirmelere karşıyız.’ Siz önce demokrasiye sahip çıkacaksınız, darbelere karşı çıkacaksınız ve özleştirmeler sözde değil özde karşı çıkacaksınız. 2001 yılında başbakanınken bakanların attığı imzalarda siz meclisteydiniz, siz karşı çıkacaktınız” sözleriyle yanıt verdi.  
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ile AK Parti MKYK Üyesi Öznur Çalık arasındaki özelleştirme tartışması Şeker Fabrikası’nın pancar kampanyası açılış töreninde yaşandı. Tartışma Ağbaba’nın, Şeker Fabrikaları üzerinden hükümetin özelleştirme politikalarını eleştirmesiyle başladı.
Ağbaba’nın konuşması şöyle:
“Malatya denince akla kayısı geliyor, tarım geliyor.  Milletvekili olduğumdan bu yana herhalde Türkiye'de en çok şeker fabrikası gezen bir milletvekili oldum. Bunu da sağ olsun Öznur Hanım sayesinde gerçekleştirdim. Ben 2011 yılında milletvekili olduğumuzda özelleştirme kararı getirildi. Resmen fabrikalarının yok pahasına satıldığı bir dönemi yaşarken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bu konuyu çeşitli platformlarda dile getirdik. Bu dönemin iktidarı da bu konudaki yanlışlığı görerek düzeltti ve Malatya şeker fabrikasının satışından vazgeçildi.
“Şeker Fabrikaları Cumhuriyetin özetidir”
Geçtiğimiz dönemde 14 şeker fabrikası özelleştirildi. Şeker fabrikası denince akla sadece şeker üretilen bir tesis gelmemeli. Şeker Fabrikası’nın anlamı çok daha farklıdır.  Şeker Fabrikaları sadece değerini burada Malatyalılar bilirler. İlk sinemaya Sümerbank’ta gittiler ya da Malatya şeker fabrikasında sinemaya gittiler. Şeker Fabrikaları kentlerin, illerin özellikle taşra bölgelerindeki kentlerin sosyal anlamda ihtiyaçlarını karşıladı. İlk gösteriler, ilk balolar buralarda yapıldı Bu nedenle Şeker fabrikalarının anlamı büyük. Şeker Fabrikaları aynı zamanda Cumhuriyet'in kendisidir cumhuriyetin özetidir.
“Özelleştirme Türkiye ekonomisini yok etti”
Biz özelleştirmeye karşıyız. Parti olarak, siyasi olarak özelleştirmeye karşıyız.  Özelleştirmenin Türkiye ekonomisini yok ettiğine inanıyoruz.  Malatya'da örnekleri var Sizler yaşıyorsunuz.  Burada yanı başımızda Tekel sigara fabrikası vardı. Yanı başında Sümerbank fabrikası vardı.  Hiç kimse bu özelleştirmelerin Malatya’nın hayrına olduğunu iddia edemez.  Üç beş tane zengini zenginleştirdi, üç beş tane insana peşkeş çekildi. Bu kadar açık ve nettir. Hemen yanı başımızda 5.9 milyon dolara Sümerbank fabrikası satıldı. Bunda, konuşmamı alkışlayan arkadaşların da şeker fabrikasında çalışanların da günahı var. Benim de günahım var. Herkesin günahı var. Yerine üretim yapan bir fabrika mı kuruldu?  Özelleştirildi. Sonra ne oldu? Ardından form dağıtıldı. İşçi alınsın diye. Bu da yalan çıktı. Yerine yapılan binada hiç bir şey üretilmiyor.
“Türkiye Amerikan tütününden başka bir şey içemiyor”
Tekel sigara fabrikası özelleştirildi. Türkiye'de şimdi Amerika tütünlerinden başka bir şey içemiyor.  Bugün Malatya’nın, Maraş'ın yerli ve milli tütününü içen, üreten Bitlis'ini de Samsun’unu da, Maltepe’sini de, Birincisini de üreten Türkiye şimdi Amerika ve İngiliz şirketlerinin eline mahkum olmuştur.  Neden?  Çünkü Tekel sigara fabrikası özelleştirildi. Kime faydası oldu?  İçki bölümü 292 milyon liraya özelleştirildi.  Türk firması aldı hemen ardından bir başka firma bir yıl sonra 890 milyon dolara aldı. 2 yıl sonra da yaklaşık 3 milyar dolara İngiliz firmaları aldı. Yani bizim 292 milyon liraya sattığımız bu işletme üzerinden yabancılar 2.7 milyar dolar para kazandılar.
“Arap Aile Telekom’un içini boşaltıp 4.5 milyar lira borçla Türkiye’nin üzerine attı”
“Özelleştirmeye karşıyız dedik. Onunla ilgili bir iki örnek vereceğim. Telekom örneği Türkiye'de yaşayan herkesin sağcı, solcu CHP'li, AK Partili, MHP'li, herkesin yüreğini sızlaması, herkesin canının yanıyor olması gereken bir konudur. 2005 yılında dolar kuru 1.4 iken Telekom Lübnanlı bir Arap aileye 1 milyar 300 bin doları peşin toplam 6.5 milyar dolara satılıyor.  Aile tüm Telekom'un trilyonluk gayrimenkullerini satıyor. Bütün mal varlıkları, değerli arazilerini satıyor. Elde edilen tam tamına 22 milyar doları kendi ülkesine götürüyor.  13 yıl sonra bugün içi boşaltılmış, zarar etmiş halde Türkiye'nin kucağına, bankalara bırakıp gidildi.  Şu an 4.5 milyar kredi borcu var.2016 yılından bu yana zarar eden Türk Telekom 3 Türk Bankası'nın kucağına atıldı. Bunun bedelini biz ödüyoruz.  Bu hepimizin ortak geçmişi, ortak ekmeği, fakirin fukaranın sağcının, solcunun, Alevi’nin, Sünni’nin ortak emeği ile kurulan, cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri olan Telekom u ‘satmayın’ dedik, satıldı.  Bedelini de Türkiye'de yaşayan fakir fukara insanlar çekiyor.”
“Resmi Gazeteyi basamayacak durumda geldik”
Bir SEKA örneği var. Onu da açıklayalım.  Kâğıt üreten bir kurum. Bugün sabah okuduk. Tarihimizde ilk kez Resmi Gazete artık basılı olarak çıkmayacak.  Kağıt sıkıntısından dolayı kağıt olarak çıkmayacak. Balıkesir SEKA kâğıt fabrikası 1.3 milyon dolara satıldı. Oranın değeri 200 milyon dolarlarla ölçülüyor. O zaman yine karşı çıktık. SEKA özelleştirildi. Türkiye’nin geldiği nokta şudur. Resmi Gazeteyi basamayacak duruma geldik.  Bu nedenle özelleştirmelerin doğru olduğunu düşünmüyorum.”
Çalık’tan yanıt
“Menderes’in idamına ses çıkarmayanlar ölene kadar vebal altındadır”
“ Öncelikle 1956’ da Malatya Şeker Fabrikasının kurulmasına vesile olan ve talimatını veren Adnan Menderes’i rahmetle anıyorum. Dün (Önceki gün)  17 Eylül Adnan Menderes’in idam edildiği, şehit edildiği gündür. O gün Adnan Menderes’in idam edilmesine ses çıkarmayan ve destek veren bütün siyasi partilerin, bugün uzantıları da dâhil olmak üzere bunların vebalini ölene kadar, hatta öldükten sonra da taşıyacaklarına inanıyorum. 27 Mayıs ihtilalinin yapılması Türkiye demokrasi tarihinin yüz karasıdır. Başbakan asan bir ülkenin ferdi olarak, geçmiş dönmede buna sessiz kalanları bugün milletimiz gereken cezayı, gereken söylemi çok net bir şekilde vermekte. O gün sessiz kalanlar bugün yine darbeye sessiz kalıp, bazen ‘darbeye karışıyız, tankın üzerine çıkarız derler ama tankı gördüklerinde ilk elden kaçan olurlar. Sonra dönerler, 15 Temmuz gibi kanlı darbe girişimine ‘tiyatro’ derler, ‘kontrollü darbe’ derler. İşte 27 Mayıs’ta onların gözünde kontrollü darbeydi. Bugün içinde bulunduğumuz, şeker pancarının alınmasına vesile olduğumuz fabrikanın kurucusu rahmetli Adnan Menderes’tir. Dün (Önceki gün) 17 Eylül’dü. Adnan Menderes şehit edilmiş ve buna o günkü insanlarda göz yummuşlardır. O gün göz yumanlar bugün yine darbelere göz yummaya ve onlara prim vermeye devam ediyorlar. Şeker fabrikası üretime geçtiği ilk günden itibaren Malatya’mızda hem ülke ekonomisine hem memleket ekonomisine çok ciddi katkılar sundu.  Hedefimiz şimdi Türkiye için üretim vakti.  Hep üretmek üzere yola çıktık.”
“Özelleştirmenin mimarı Ecevit hükümetidir”
 “16 yıl önce, 2001 AK Parti yoktu hatırlarsınız. Bir üçlü koalisyon vardı.  Bunun da baş mimarı rahmete kavuşan Bülent Ecevit’ti. Bülent Ecevit o dönemde Türkiye’de yerli ekonomist bulamayınca yurt dışında ekonomiyi bilen birisini getirmişti hatırlarsanız.  Kemal Derviş.  Bugün özelleştirmeyi eleştirenler ‘berber yol yürüdük’ dediği insanların bakanlık yaptığı dönemde, koalisyon ortağı olduğu dönemde özelleştirme kararının altında imzası olanları hatırlamalılar. Özeleştirme kararı alındığı dönmede Ak Parti yoktu. Özelleştirme kararı alındığında, ‘fabrikaların özleştirilmesi gerekiyor’ dendiğinde görevin başında Bülent Ecevit vardı ve ekonominin başında da yurt dışından ithal edilen Kemal Derviş vardı. 15 günde 15 yasa adı ile çıkarılan özelleştirmeler de dâhil olmak üzere çıkan yasalar, bu imzalar Türkiye’nin bugünkü gibi hafızasındadır.  Türk halkı milletimiz balık hafızalı değildir.  O günü çok net hatırlamaktadır.”
“Sadece özelleştirme kararı almadılar, sağlığımızla da oynadılar”
 O gün sadece fabrikaları özelleştirme kapsamına almakla kalmadılar,  bir de üstüne sağlığımızla oynadılar. Nişasta bazlı şekerin bugün sağlığımız etkilediğini bildiğimiz için sayın başbakanımızın, Binali Yıldırım’ın, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla nişasta bazlı şekerin o gün Kemal Derviş yasası olarak gündeme gelip, nişasta bazlı şeker üretimi için yüzde 10’luk kotayı koyan zihniyetin yüzde 5’ e düşürülmesi için bakanlar kurulun yetkisini mecliste değiştirdik.  Bakanlar Kuruluna nişasta bazlı şeker üretimini yüzde 50 artırım hakkını veren de Bülent Ecevit dönemindeki hükümetin ithal bakanı tarafından çıkarılmıştı. Bugün nişasta bazlı şekeri konuşuyorsak, bugün glikoz şekerini konuşuyorsak, bunun mimarları da o dönemdeki insanlardır.  Şimdi gelip tarihi unutmuşuz gibi, özelleştirmeye karşıyız diyenleri milletimiz zaten takdir ediyor.  Gereken cevabı meclisteki gibi sataşma var sayın meclis başkanım deyip cevap vermek istememe rağmen Sayın Ağbaba yapmış olduğu konuşmada sütten çıkmış ak kaşık misali ‘Biz özelleştirmelere karşıyız.’ Siz önce demokrasiye sahip çıkacaksınız,  darbelere karşı çıkacaksınız ve özleştirmeler sözde değil özde karşı çıkacaksınız 2001 yılında başbakanınken bakanların attığı imzalarda siz meclisteydiniz, siz karşı çıkacaktınız.”
Şimdi biz özelleştirme süreci başladığı andan itibaren kontrol b ve c kapsamımdaki fabrikalarımızla ilgili düşüncelerimizi hem kamuoyuyla paylaştık hem de Malatya’mızla paylaştık. 2008 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. O gün Veli Ağbaba milletvekili değildi. Rahmetle anmam gereken, şeker fabrikasının o gün satılmasına engel olmak isteyen Mevlüt Aslanoğlu vardı.  Biz siyaseti yaparken de,  Malatya için beraber koşarken de, siyaset değil gerçekten ortak Malatya ruhuyla beraberce hareket ederdik. O gün şekerin özleştirmesi gündeme geldiğinde bir kişiyi daha rahmetle anmam gerekir, Bayram Polatbaş. Nuri Murat başkanlığında o gün Vandalizm yapmadan, yakıp yıkmadan burası bizim hakkımızdır, burası kalmalıdır diyen Elâzığ’dan Elbistan’a Van’dan Samsun’a kadar bir çok şeker fabrikasının hem müdürleri, hem sendika başkanları Ankara’ya geldiklerinde sürece dahil olduk.  Şeker İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök’ün başkanlığında bir şeker konferansı yapılmıştı.  Şeker konferansı yapıldığında da süreç tamamlanmış YPK’ da son imza cumhurbaşkanımız,  başbakanımızın imzasına kalmıştı. Bu pozisyonda iktidar partisi milletvekili olarak o konferansına gitmek yürek isterdi.  Ama Malatyalı aslan yüreklidir.  ‘Vatandaşımız istiyorsa orada olmalıyız’ diye düşünerek o konferansa gittik. Özelleştirmenin son ayağının olduğu gündü ve gittiğimizde de aynen şu cümleyi söyledik:
“Laf değil iş üretiyoruz”
Biz özelleştirmeye karşı değiliz. Devlet olarak eğer hantal bir yapı varsa bu yapı sağlıklı hale bürünmeli ama şeker fabrikalarımız özelleşse de asla kapanmamalı, çalışmaya devam etmeli, şeker kotası devam etmeli, üretim devam etmeli demiştik. O günkü ortamda yapmış olduğumuz söylemlerden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde kapatılması istenilen, özelleştirilmesi istenilen fabrikaların bulunduğu şehirlerinin milletvekilleri ve il başkanlarıyla genel merkezde, başbakanımızın olduğu bir toplantı yaptık. Maliye bakanımız özleştirme başkanımız Türk Şeker Genel Müdürü vardı bu toplantıyı yaptığımızda. Orada çok net şunu söyledim. Biz hak neyse sonuna kadar savunduk savunmaya devam edeceğiz. O günkü özleştirme yapılmış, ihale tamamlanmış ve bunun Malatya için çok ciddi manada sıkıntı oluşturacağını Sayın Cumhurbaşkanımıza anlattık.  Son imza kalmasına rağmen bir tek YPK’daki Sayın Başbakanımızın imzasına kalmışken aynı gün talimatı verdi ve ihaleyi iptal etti. Biz Sayın Cumhurbaşkanımıza da, bakanlarımıza da gördüğümüz bütün aksaklıkları aslanlar gibi söyler ve gereğini de sonuna kadar takip ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımız da varsa aksaklık, anında gereğini yerine getiri ve o günkü iptal kararını nasıl verdiyse, bugün nişasta bazlı şeker kotasını nasıl yüzde 5’ e indirme talimatını verdiyse, vatandaşımızın lehine olan bütün hadiselerde de aynı kararlılığı gösterdi ve göstermeye devam edecek.  Biz laf değil iş üretiyoruz, çok konuşmuyoruz çok iş yapıyoruz.”
“19.1 katrilyonluk yatırım yaptık”
“ 16 yıl boyunca yaptığımız icraatlar bütün milletin takdirini kazanmış vaziyette ve 16 yıl boyunca Malatya’ya tam 19,1 katrilyonluk yatırım yaptık.  Bu yatırımları yaparken özellikle Malatya tarım ve üretim şehri bu vesileyle de barajlarımıza büyük önemler verdik.  Özellikle Boztepe barajı Recai Kutan barajının,  Turgut Özal Barajı’nın da dâhil olmak üzere sulama kanallarının bitirilmesi bizim en önemli hedefimizdi. Bir ay önce Recai Kutan Barajı’nın sulama kanallarının ve suladığı toprakların olduğu yere ziyaret gittim.  Burada tarlalara sulama sistemlerinin de getirilmesi çok büyük bir kazanımdı. İşte o Recai Kutan Barajı’nın suladığı topraklarda şeker pancarı yetiştiriliyor ve onlar bu fabrikada işlenip şeker dönüştürülüyor. Malatya ve Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor. Biz, ‘Türkiye İçin Üretim Vakti’ sloganı ile Türkiye’yi üretim üssü haline getirmek istiyoruz.”
“Kağıt yokluğundan değil, dünyadaki dijital teknolojiye ayak uydurmak için”
 Biz Türkiye’ye teknolojiyle buluşan bir Türkiye haline getirmek istiyoruz. Yapay zekânın, 4-0’ın ne demek olduğunu sadece söylemlerle değil eylemlere ortaya koymak istiyoruz. Türkiye’nin teknolojiyle buluşması, sadece ve sadece gençlerimizin ailelerimizin zamanlarını çalan ekrandan çıkmasını istiyoruz. Resmi Gazetenin tirajı 2 bindir. ‘Gazete basamayacak hale geldiğimiz dönem diyor’ sayın başkan. Bizim 2 bin adet resmi gazete basamayacak halde olduğumuzu onlar tasarruf edebilirler.   Biz elhamdülillah son büyüme rakamlarıyla dünyadaki OECD ülkeleri içerisinde en fazla büyüyen ülkeyiz. Bırakın 2 bin Resmi Gazete’yi, 2 milyon adet resmi gazete basabilecek güçteyiz. Fakat bilinmesini isteriz ki, bu gazetenin basılmamasının en önemli sebebi, dünyada basın kuruluşları artık bütçelerinin büyük bir bölümünü dijital bölümlere ayırıyor. Dünyadaki bu değişime Türkiye’de ayak uyduruyor. Teknolojiyle milletimiz buluşturuyor ve dijitalleşen dünyada Resmi Gazete’miz de dijital ortamda milletimizle buluşuyor. Türkiye büyüyor, gelişiyor bu gelişime, bu dönüşüme ayak uyduran herkesle yürüyemeye biz hazırız. Milletimizle yürüdük yürümeye de devam edeceğiz.”


GÜLER HAZAR / YENİ MALATYA
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Belediyenin Lüks Oto Satış İhalesi İptal!
Belediyenin Lüks Oto Satış İhalesi İptal!

Haberi Oku