Her hafta yazmaya otururken, keşke diyoruz, çok güzel şeyler olsa da, onları yazsak. Gazetecilik mesleği, doğası gereği, genellikle birçok kesime sempatik gelmeyen, duymaktan hoşlanılmayacak şeyleri yazmaktır. Bazıları, kötü haberin iyi haber olduğunu söylerler bu hususta. İnanın, biz kötü şeyler yazmaktan hoşnut olmuyoruz. Birçok meslektaşımızın da mutlu olacağını sanmıyoruz. Büyük çoğunluğumuz güzel şeyler yazmak isteriz. 

Ama olmuyor. Siz ne kadar yazmak istemeseniz de önünüze üzücü haberler geliyor. 

Bu hafta başka bir şey yazmayı planlıyorduk ama gazetelerin veya web sitelerinin Malatya haberlerine baktığımızda karşımıza hepimizi üzen trafik kazaları çıktı. 

Bu satırları kaleme aldığımız sırada ajanslar, Akçadağ kavşağında halk otobüsü ile yolcu otobüsünün çarpışması sonucu yazıyı kaleme aldığımız zaman bir vatandaşımızın hayatını kaybettiğini, 2'si ağır 17 kişi yaralandığı bildiriliyordu. Umarız ölü sayısı artmaz, yaralılar da bir an önce şifa bulur. 

Bundan önce, Darende yakınlarında, buzlanma ve sisten dolayı kontrolden çıkarak devrilen araçta bulunan 7 kişi yaralanmıştı. Daha öncesinde Akçadağ yakınlarında minibüs ile hafif ticari aracın karıştığı kazada 5 kişi yaralanmıştı. 

Birkaç gün önce Sivas yolundaki kazada ise 3 vatandaşımız hayatını kaybetti. 

Bakın, tüm bu olaylar şunun şurasında bir haftanın işi bile değil. Muhtemelen şu an dünyada herhangi bir bölgede yaşanan çatışma-terör vesaire olaylarında bile bu kadar insan hayatını kaybetmiyordur. Bizim bahsettiğimiz sadece Malatya. Bunu tüm Türkiye'ye yaydığımızda ortaya vahim bir tablo çıkıyor. 

Bu noktada kazalarla ilgili önemli bir husus daha var. En kötüsü ölüm, kabul ediyoruz. Ama yaralanan insanların durumu? Muhtemelen kazalarda yaralanan insanlar ya sakat kalıyor, ya bir uzvunu eskisi gibi kullanamıyor, belki aylarca işinden gücüne gidemediği için evine ekmek götüremiyor, olmadı psikolojisi bozuluyor, ömür boyu onun huzursuzluğunu, güvensizliğini yaşıyor. Kaza sonrası travma yaşamamak kaçınılmaz. Maddi hasara, kaybolan kişisel ve ülke servetine hiç girmiyoruz. Hadi bunun telafisi mümkün ama canın...

Gelişen onca teknolojiye, kameralarla takibe, getirilen hız kısıtlamalarına, arttırılan para cezalarına, yolların eskiye göre çok iyi duruma getirilmesine, araçların teknolojik kapasitesinin arttırılmasına karşın ilkokul çocuklarının bile bildiği trafik kurallarına sürücüler neden uymuyor, anlamak mümkün değil. Kurallara uyulsa kaza olması, olsa bile ölümle-yaralanmayla sonuçlanması, neredeyse imkansız. 

Peki neden insanlar halen kurallara uymuyor ve bu trajik sonuçlara yol açıyorlar? 

Ayrı bir yazı konusu...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.