Bu yılın başından beri tüm insanlığın başına bela olan ve bizi de “es geçmeyen” Korona salgınında yeni bir döneme giriyoruz.

Geçen seneyi hatırlayalım!

Bu hastalığın dünyaya yayılacağı söylendiğinde, bilhassa Dünya Sağlık Örgütü uyarı üzerine uyarı yaptığında, maalesef birçok devlet-toplum bunu ciddiye almadı. Ciddiye aldıysa da yeteri kadar ciddiye almadı. Biz de buna dahiliz. “Bize bir şey olmaz” dendi, pekmezle-turşuyla geçirileceği savunuldu, Çin virüsü kapıdan dışarı çıkarmaz diye düşünenler oldu. Dendi de, dendi!

Sonuç, ortada…

Bu uyarıları ciddiye alan ülkeler önlemlerini erkenden aldılar ve virüsün etkilerinden, uyarılara kulak asmayan ülkelere oranla, daha az etkilendiler.

Küreselleşme diyoruz. Nasıl para, bilgi, insan eskiye göre aklımızın almadığı hızla hareket ediyorsa virüsler, mikroplar, daha doğrusu hastalıklar da öyle.

O yüzden düne kadar ismini dahi bilmediğimiz Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un uyarılarına dikkat etmek zorundayız. Ghebreyesus, ajanslara düşen haberlere görü, örgütün İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan merkezinden video konferans yöntemiyle bir basın toplantısı düzenleyerek ““Bu pandemide, özellikle Kuzey Yarımkürede kritik bir dönüm noktasındayız. Önümüzdeki birkaç ay çok zor geçecek ve bazı ülkeler tehlikeli bir istikamette ilerliyor” dedi. Ghebreyesus, ülke liderlerini daha fazla gereksiz ölümleri, temel sağlık hizmetlerinin çökmesini ve okulların tekrar kapanmasını önlemek için derhal harekete geçmeye çağırdı. Direktör, Covid-19 hastaları için en gerekli “ilaçlardan” birinin oksijen olduğunu belirterek “DSÖ, sürdürülebilir oksijen tedarikini artırmak için tüm hükümetler, ortaklar ve özel sektör ile dayanışma içinde çalışmaya kararlıdır” dedi.

Haberin ayrıntılarını kuşkusuz Internet üzerinden bulup okuyabilirsiniz.

Bu süreçte biz vatandaşların her zamankinden daha dikkatli davranması gerekiyor. Hastalığı ciddiye alması gerekiyor.

En başta yapmamız gereken, malum önlemler kadar, alışkanlıklarımızı değiştirmek. Daha doğrusu alışkanlıklarımızı bir süreliğine ertelemek.

Elbette elimizi yıkayacağız, maske takacağız, bunları biliyoruz.

Ancak toplumsal ilişkilerimizi minimuma indirmek zorundayız. Davetlerden, düğünlerden, derneklerden, topluluklardan kaçmak zorundayız. Akrabalarımızı, arkadaşlarımızı, komşularımızı seviyor, onları görmek istiyor olabiliriz. Ancak hem kendimize hem onlara zarar vermemek için en az bir yıllığına “görmemeye” çalışacağız. Mecbur kalmadıkça birbirimizden uzak duracağız.

Ekmek parası için evinden çıkmak zorunda kalanlarımız var. Bunlara diyecek lafımız yok. Ancak mecbur değilsek evimizden çıkmayacağız; çıksak da çok dikkatli olacağız.

Virüsle-hastalıkla inatlaşılmaz. Yaklaşan kış aylarında çok ama çok dikkatli olmak zorundayız.

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.