Gazetemiz Muhabiri Güler Hazar, son 10 gün içerisinde Malatya’nın tarihi ve kültürel mirasına ilişkin iki önemli habere imza attı. Gazetemiz ile malatyahaber.com sitesinde de yer alan bu haberlerin ilki, Malatya-Pütürge karayolu üzerindeki Sevserek Han ile ilgiliydi. Selçuklu eseri olduğu belirtilen han kaderine, gerekli restorasyon ve koruma çalışmaları devam ettirilmediğinden, kelimenin mecaz değil gerçek anlamıyla ‘çöplüğe’ dönüşmüş durumda. 2011 yılında başlatılan çalışmalar durmuş ve han kaderine terk edilmiş halde duruyor.

Hazar’ın ikinci önemli haberi şehrin tam göbeğinde yer alan Karakaş Konağıyla ilgili. Gazeteciliğimiz süresince Karakaş Konağıyla ilgili kaç tane haber yazdık, okuduk; inanın biz de hatırlamıyoruz. Bilmeyenlere şaka gibi gelebilir ama bir dönem Kültür Bakanlığının bir inadı uğruna Karakaş Konağına çatı bile yapılmayınca yağan yağmur ve kar sularıyla yıkılma noktasına gelmişti. O dönem bilhassa emektar gazeteci arkadaşımız Yaşar Karaaslan’ın yayınlarının etkisiyle konağa çatı yapılabilmişti.

Hazar’ın son haberi ise bu talihsiz konağın başına gelen ‘kültürel felaketi’ ortaya koyuyor. Yıllar içerisinde düşünülüp konağın çevresi istimlak edilmediğinden ve bu doğrultuda çevre düzenlemesi çalışması vesaire yapılmadığından etrafını kocaman binalar sarmaya başladı. Anlayacağınız bir süre sonra orada tarihi konak var mı yok mu kimse anlamayacak.

Aslında Karakaş Konağının yaşadığı kaderi başka konaklar/eski evler de yaşıyor.

Örneğin Malatya şehir merkezinde yer alan Beş Konaklar. Malatya yıllarca Sinema Caddesinde bu konakların restore edileceği haberlerini duydu. Edildi de. Şu an bu konaklardan biri Turizm Bürosu, Malatya Kitaplığı ve Diyanet İşlerinin bir birimiyle ortaklaşa kullanılırken, diğerinde geçici olarak kütüphane, geri kalanında Etnografya Müzesi ikamet ediyor. Cadde boyunca sıralanan diğer konaklar farklı kurumlarca farklı işlevlerle kullanılıyorlar.

İyi ki ikamet ediyorlar, iyi ki bu konaklar kullanılıyor.

Neden ‘iyi ki?’ diye sorarsanız biraz sonra açıklamaya çalışacağız. Ancak önce başka bir konuya değinmek gerektiğini düşünüyoruz.

Koruma, restorasyon çalışmalarının iyi niyetle gerçekleştirildiğine inanıyoruz ama geç kalındı ve bir hususta eksik yapıldı. Koruma işini iyi yapan ülkelerdeki uygulamalara baktığınızda bu tür binaların yer aldığı sokak veya caddenin komple koruma altına alındığını görüyorsunuz. Anlayacağınız o mekana girdiğinizde tarihi bir hava hissediyorsunuz. Ülkemizde de bu uygulama var ve adına ‘sokak sağlıklaştırma’ deniyor.

Beş Konaklarda zamanında böyle bir uygulamanın temelleri atılmalıydı; olmadı. Şimdi o caddede konaklar var ama sayısı 12-13 olan konaklar bile binaların arasında kayboluyor. Ayrıca bu cadde araç trafiğine açık ve sürekli bir gürültü hali mevcut. Doğma-büyüme Malatyalılar belki fark etmez ama dışarıdan gelen bir ziyaretçi için burası kesinlikle tarihi mekan görüntüsü çizmiyor. Sanki eski zamanların mimarisinden esinlenerek yenisi yapılmış binalar gibi duruyor Beş Konakların konakları…

Benzer bir durum, daha vahim haliyle, benim doğup büyüdüğüm Çırmıhtı’nın koruma altına alınmış ve restorasyon görmüş evler için de geçerli. Çırmıhtı’da çok sayıda koruma altında konak/ev var ama Adıyaman Caddesinde, yani çarşının içinde, yer alan bu yapıların tamamına yakını sefilleri oynuyor.

Bunlar güya restorasyon gördü ama zaman içerisinde bina sahipleri evleri terk edince yapılar yıkılmaya yüz tuttu. İddialara göre bazı evler restore edilirken çatıya aşırı yük atıldığından çatlamalar oldu, insanlar içeri girmeye korkar hale geldiler. Öyle olmasa bile modern hayatın sunduğu imkanları barındıran evler insanlara cazip geldi ve bu evleri terk ettiler. Kullanılan bir-iki konak ise (Gündüzbey yolu üzerindeki Çırak Konağı-İsmet Bilir Evi ve kaymakamlığın karşısındaki Abdullah Ağa Konağı gibi) yaşamaya devam ediyor.

Malum bu tür binaların temelinde taş bulundurulurken, esas malzeme ağaç ve topraktan (kerpiç) oluşuyor. Doğal şartlar bu materyali çok rahat aşındırdığından insanların yaşamaması yıkılmalarını kolaylaştırıyor.

İşte bu sebeple iyi ki Beş Konaklardaki konaklar kullanılıyor dedik.

Eskiler der ya, evin içinde ses olmazsa, nefes olmazsa o evin canı çıkar. İşte Çırmıhtı evleri bu kaderi yaşıyor. Kağıt üzerinde ne kadar koruma altına alınmışlarsa da, ne kadar restorasyon yapılmış olsa da veya gelecekte ne kadar güçlendirme veya koruma çalışması yapılacak olsa da bunlara işlev kazandırılmazsa elimizden uçup gidecekler gözüküyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.