Malatya:
İnönü ve Demokrasi' Konulu Konferans Yoğun Katılımla Yapıldı

 

GÜLER HAZAR

Cumhuriyet Halk Partisi Malatya İl Başkanlığı tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ölümünün 40. yıldönümünde düzenlenen ‘İnönü ve Demokrasi’ konulu panelde konuşan İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, aralarında AK Parti Hükümeti’nin üç bakanın çocuklarının da bulunduğu yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ilahi adaletin tecellisi olduğunu vurgulayarak “Hayatın, tarihin, siyasetin cilveleri oluyor. Bazen öyle rastlantılar oluyor ki, insan ‘ilahi adalet dedikleri şey de herhalde budur’ diyor. Bu ülkeyi kuran insanlara ‘iki ayyaş’ dediler. Biz susuyoruz, susuyoruz ama öyle bir olay oluyor ki ve hem de bizim dışımızda olan şeylerle gerçekler öyle bir ortaya çıkıyor ki, herhalde İlahi adalet bu olsa gerek. İlahi adalet tecelli ediyor” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı ve değişik dönemlerde Malatya Milletvekilliği yapan İsmet İnönü’nün ölümünün 40. yıl dönümünde CHP Malatya İl Örgütü tarafından düzenlenen ‘İnönü ve Demokrasi’ konulu konferans 21 Aralık Cumartesi günü Belediye Konferans Salonu’nda yapıldı.

Konferansa İsmet İnönü’nün torunu ve CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Araştırmacı-Yazar Sinan Meydan katıldı.

Ağbaba: “Bir AKP hükümeti bakanlarının çocuklarına bakın bir de İnönü’nün çocuklarına bakın…”

Konferansta ilk olarak konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, İsmet İnönü’nün her Malatyalı için bir övünç kaynağı olduğunu belirterek “Başbakan Erdoğan ne yazık ki 10 yıldır her fırsatta İsmet İnönü’ye hakaret ediyor, hatta küfrediyor. Başbakan’ın asıl amacı İsmet İnönü değil tabi, asıl amacını geçtiğimiz günlerde gördük. Ne dedi Başbakan, ‘İki ayyaş’ dedi. ‘İki ayyaş’ kim? Birisi bu ülkeyi emperyalistlere karşı yokluk içinde savaşarak kurtarmış Mustafa Kemal Atatürk, diğer de onun en yakın arkadaşı Lozan’ın,  I. Ve II. İnönü Savaşlarının kahramanı İsmet İnönü.  Şimdi eğer Suriye’deki gibi bir mezhep savaşı yoksa Türkiye’de, Türkiye bugün eğer bir İran değilse,  eğer Türkiye yüzlerce insanın öldürüldüğü Mısır değilse, Türkiye eğer, Mısır, Tunus, Libya değilse Türkiye bunu Mustafa Kemal Atatürk ve ismet İnönü’ye borçludur” diye konuştu.

“Türkiye’de bugün İETT’de çalışan bir işçi (Başbakan Erdoğan) başbakan olabiliyorsa, bir Dersimli alilenin çocuğu (Kemal Kılıçdaroğlu) CHP Genel Başkanı olabiliyorsa o başbakan her konuştuğunda Atatürk ve İnönü’ye karşı selam durmalıdır” şeklinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Türkiye’de tek partili hayattan çok partili hayata geçişin önünü açan ve demokrasiyi hayata geçiren siyasi şahsiyetin İsmet İnönü olduğunu söyledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Aralık’ta başlattığı yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna değinen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba şöyle konuştu: “Bakan çocuklarının evlerinde para sayma makineleri, ayakkabı kutuları içinde milyon dolarlar. Buradan AKP’lilere söylüyorum. Bir kendi çocuklarınıza bakın, bir de İsmet İnönü’nün çocuklarına, torunlarına bakın.  İsmet İnönü’nün çocuklarından torunlarından hiç kimsenin kirli bir iş tuttuğunu duydunuz mu? Bu ülkede ülkenin kuruluşunda yer alıp cumhurbaşkanlığı yapacaksınız, hem de Ankara’da sadece bir tane daireniz olacak.  Hem İsmet İnönü ile hem onların çocukları ile hem onların torunları ile övünüyoruz. Başbakan bu hırsızlığa ne dedi?  Gezi olaylarına benziyor dedi.  Gezi olaylarıyla bunu karşılaştırmak mümkün mü? Gezi eylemlerinde Eskişehir’de Başbakan’ın destan yazan polisleri tarafından öldürülen Ali İsmail Korkmazlar vardı, polisin hedef alarak yakın mesafeden vurduğu Ethem Sarısülük vardı. Gezi eylemlerinde hoşgörü, dayanışma, sevgi vardı. Gezi eylemlerinde 85 numara ayakkabı kutuları içinde dolarla yoktu, gezi eylemlerinde para sayma makineleri yoktu. Gezi eylemcileri kirli işlere bulaşmamıştı.  Buradan Başbakan ve onun gibi düşünenlerden ricam şu:  Gezi eylemlerinde ölen, gaz sıktığınız, plastik mermilerle gözlerini patlattığınız insanların tırnakları bile olamazsınız. Onlar Türkiye’nin aydınlık geleceği, sizler ise kendi geleceğiniz kendi çıkarlarınız için mücadele ettiniz”.

İnönü’nün Torunu ve CHP Ankara Milletvekili Bilgehan “Malatyalılar önünde saygıyla eğiliyorum”

‘İnönü ve Demokrasi’ Konferansı’nda Veli Ağbaba’dan sonra İsmet İnönü’nün torunu ve CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan konuştu.

Malatya halkının konferansa ilgisinden büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Gülsün Bilgehan “En az benim kadar, İsmet İnönü’nün torunu olan değerli Malatyalılar önünde bir kez daha ayağa kalkıp saygıyla selamlamak istiyorum. Tabi sizlere bakarken, sizleri saygıyla selamlarken İnönü Ailesi’nde hayatta kalan, ailemizin büyüğü annem Özden Toker adına, hayatta olmayan ama eminim ki bizi gururla izleyen dedem İsmet Paşa ve Anneannem Mevhibe İnönü’yü, dayım Erdal İnönü’yü, çok cesur, tarafsız yazıları uğruna bugünkü gibi cezaevinde iki yıl geçirmekten çekinmeyen Babam Gazeteci Metin Toker’i de anarak hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

Hayatın, siyasetin ve tarihin cilveleri olduğunu belirten Gülsün Bilgehan, 17 Aralık’ta başlatılan ve aralarında bakan çocuklarının da olduğu yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu hatırlatarak şöyle konuştu: “Hükümetin bakanlarının çocuklarının da tutuklandığı bu operasyon da siyasetin ve tarihin bir cilvesi. Gerçekte ise İlahi adaletin tecellisidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iki tarihi şahsiyete Atatürk’e ve İnönü’ye ‘İki ayyaş’ dediler. Biz susuyoruz, susuyoruz ama öyle bir olay oluyor ki ve hem de bizim dışımızda olan şeylerle gerçekler öyle bir ortaya çıkıyor ki, herhalde İlahi adalet bu olsa gerek. Bugünün Türkiye’sinde son birkaç gündür yaşanan olayları hayretler içinde izlerken İsmet İnönü’nün o ünlü sözünü hatırlamamak mümkün mü: Ne demiş İnönü? ‘Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur’ Bunu söyleyen devlet liderin ölümünün üzerinde 40 yıl geçmesine rağmen  hala iki üç yazı çıkıyor basında. Bunların hemen hemen hepsi de aleyhinde.  Hiç uymayan iftira ve yalanlarla dolu. Onları okuduğumda neler hissettiğimi tahmin edersiniz. Sizler de okuduğunuzda benim duyduğum hisleri duyuyorsunuz. Ama işte bütün bu dönemde bize güç veren bizi ayakta tutan hep gerçekler oldu”.

İnönü denilince akla ilk gelen şeyin dürüstlük olduğunu vurgulayan Gülsün Bilgehan bu konuda İnönü’nün yaşadığı bir anekdotu anlattı. Bilgehan şöyle devam etti: “İnönü iktidardan ayrılıp muhalefete geçtikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisine çok basit ama  ağır bir suçlama yöneltiliyor. 3 metrelik bir kumaş için yapılan suçlama. İnönü için diyorlar ki, ‘Bir kumaş fabrikasından anneannem Mevhibe Hanım’a verilen 3 metrelik kumaş soruluyor. İsmet İnönü ne yapıyor biliyorsunuz. Gidiyor Pembe Köşk’ten o 3 metrelik kumaşın faturasını meclise getirip gösteriyor. Bu bir örnek. Çünkü her konuda bu kadar titiz ve öngörülü. Veli Ağbaba ile biz her gün bu saldırıları duyuyoruz. O önde oturarak cevap veriyor”.

“Atatürk ve İnönü Osmanlı’nın son topraklarını kurtaran kahramanlardır”

Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nı başlatan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun kalan son topraklarını kurtaran tarihi, askeri ve siyasi şahsiyetler olduğunun altını çizen Gülsün Bilgehan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu günleri kuranlar, nerelerden geliyor hepsini biliyorsunuz. Onların hepsi önce bugün çok tekrar itibar kazanan Osmanlı İmparatorluğu’nun son topraklarını korumak için mücadele eden insanlar.  Kurtuluş savaşına bu insanlar nerelerden geliyorlar? Osmanlı’nın son kalan topraklarını korumak için gittikleri Yemen, Filistin cephelerinden geliyorlar. Balkanlardan, Suriye cephelerinden geliyorlar. Ancak ondan sonra vatanı kurtarmak için başka yapacak bir şey kalmadığını gördükten sonra içerde Kurtuluş Savaşı’nı Samsun’a çıkartarak başlatıyorlar. Kurtuluş Savaşı başlıyor,  İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk Ankara’ya geliyorlar. Onlar ve onlar gibi Kurtuluş savaşına katılan askerlerin ailelerinin başına gelenler İsmet Paşa’nın da ailesinin başına geliyor. Bugünle belki bağlantılar kurabilirsiniz. O denemin iktidarının yanında duranlar, yani padişah yanlıları, İngiliz işgaline destek verenler Kuvay-ı Milliyeciler’in ailelerine evlerine baskınlar yapmaya başlıyorlar. Bugünde böyle baskınlar yapılıyor. Ama ben daha önceki yıllardan bahsediyorum. Bugün cezaevinde tutuklu bulunan kahraman askerlerimizden aydınlarımızdan bahsediyorum”.

“İnönü’nün Malatyalılık kimliği bizim gururumuzdur”

İsmet İnönü’nün Malatyalılık kimliği ve Malatyalı köklerinin İnönü ailesi için gurur verici olduğunu vurgulayan Gülsün Bilgehan “İsmet Bey, Ankara’da, ailesi, başta babası Hacı Reşat Bey olmak üzere İstanbul’daki evlerinde annesi Cevriye Hanım, Anneannem Mevhibe Hanım, İsmet Paşa’nın kayınvalidesi ve ilk çocukları İzzet, 1920 yılında gizlice kaçmak zorunda kalıyorlar. Gizlice bir vapura binerek Samsun’a geçiyorlar. Ve Samsun’dan kağnı arabalarıyla, günlerce haftalarca süren kaçak yolculuktan sonra  Malatya’ya geliyorlar. Benim anneannemin yani Mevhibe Hanım’ın Malatya’yı ilk görüşü. Ama çok seviyor Malatya’yı. Malatya’da İstanbul’dan gelen bu gelini seviyor, bağrına basıyorlar. Anneannem burada bütün güzel Malatya yemeklerini yapmayı öğreniyor. Çok mutlu oluyor ve birkaç yıl geçiriyor. Tabi çok zor yıllar. O zor yıllarda önce İsmet Paşa’nın babası hayata gözlerini yumuyor, daha sonra da zaten zayıf ve hasta çocuk olan İzzet ölüyor. İzzet 1921 yılında ölüyor ve İsmet Paşa cephede. Anneannem 20’lı yaşlarda. Bu kadar genç bir anne, çocuğunun öldüğünü eşinden saklayabiliyor. Acısını kalbine gömerek cephedeki eşine zarar vermemek için oğlunun öldüğünü söylemiyor. Ancak sonra aradan bir yıl geçtikten sonra Konya’da cephede buluştuktan bir yıl sonra birbirlerine sarılarak ağlıyorlar” dedi.

‘Başbakanın ‘iki ayyaş’ dedikleri bu vatanı kurtaran şahsiyetlerdir’

Babakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İki ayyaş’ sözünü asla üstüne almadığını vurgulayan Gülsün Bilgehan Gezi Direnişi ile 90 kuşağının bu sözlere cevap verdiğini söyledi. Gülsün Bilgehan şöyle konuştu: “Sayın veli Ağbaba hatırlattı: İşte o iki ayyaş konusu…O iki ayyaş böyle günlerden gelerek vatanı kurtarıyorlar. O yüzden ben bu iki ayyaş sözünü de hiç üzerime alınmıyorum. Açıkçası ben dedemin yanında büyüdüm.17 yaşına kadar dedemin yanındaydım. Dedemi de anneannemi de çok iyi tanıdım. Nasıl bir aile olduklarını biliyorum. Onun için o iki ayyaş sözünü, Atatürk’e saygım ve hayranlığımdan, o evdeki Atatürk’ün görüntüsünden dolayı o iki ayyaş sözünü hiçbir zaman üzerime alınmadım zaten. Ama ben üzerime alınmadım ama bu söze isyan eden milyonlarca gencimiz Gezi’yi başlattılar. Gezi böyle başladı. 3 milyondan fazla gencimiz ve onların arkasındaki bizler, benim de bir çocuğum var, biz de kendimize biraz pay çıkardık, demek ki onları iyi yetiştirmişiz. Demek ki onlar dedelerine layık torunlarmış. Onlar hem bu söz üzerine hem de başka uygulamalara karşı ‘Her şeyin bir sınırı var diyerek’ meydanlara çıktılar. O benim çok saygı duyduğum, dünyaya bir ders verdiklerini düşündüğüm 90 kuşağı gençlerimiz, tuhaf bir şekilde 90’lı yılların çocukları ile benim neredeyse 90 yaşına yaklaşan ailelerimizdeki büyüklerimiz, Cumhuriyetin bu kuşakları nasılda bir araya geldiler. Nasıl da buluştular. İnanın bütün dünya ibretle izledi ve Türkiye’nin ne olduğunu gördü. Bugün olan o yolsuzluk iddiaları, kirli işler, işte kutuların içindeki paralar, bunlar bize ne kadar uzak değil mi? O kirli olaylara karşın, temiz duygularla isyan eden, gözünü kaybetmekten, yaralanmaktan, canını vermekten çekinmeyen gençleri birbirine benzetmek ne büyük haksızlık değil mi? Ama diyorum ya İlahi adalet de denen bir şey var, hiç beklemediğimiz şekilde durumlar tam tersine dönüyor.

‘İnönü’nün öldüğü gün Türkiye’nin her yerinde yas vardı’

İsmet İnönü’nün vefat ettiği 25 Aralık 1973’te Türkiye’nin her köşesinde derin bir üzüntü, yas yaşandığını söyleyen Gülsün Bilgehan , “O gün İsmet Paşa’yı kaybettik. İnanıyorum ki, Türkiye’nin hemen her evinde aynı duygular yaşandı. Ben Pembe Köşkü hatırlıyorum. Bakın öyle haykırma ağlama gösterişli bir yas olmadı. Akşam çökmeye başlamıştı ve İnönü’nün haberi duyulur duyulmaz Ankaralılar Pembe Köşke akın ettiler. Ama dediğim gibi öyle bir sessiz saygınlık içinde yaptılar ki bunu, hala gözlerimin önündedir.  Yaşlılar gençler, kadınlar, erkekler Pembe Köşk’ün duvarlarında sıralanarak sessizce İsmet Paşa’ya şükranlarını saygılarını bildirdiler.  Eminim ki Türkiye’nin hemen her evinde bu duygular yaşanmıştı. Ne kadar büyük bir gurur, ne kadar büyük bir onur, ne kadar büyük bir şeref. Hepimizin böyle unutulmaz ideallerimiz var. Ama bu söylediklerimin aslında bir siyasi partiyle alakası da yok. Bu ülkenin tarihini bilen, insaflı olan, herkesin her vatandaşın bu duyguları hissetmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

Siyaset ve bürokraside bugünkü kirliliğinin o gün olmadığını söyleyen Gülsün Bilgehan bu durumu İnönü’nün ölümü nedeniyle yaşanan bir olayla örneklendirdi. Bilgehan şöyle konuştu: “Çok sonra şöyle bir hikâye duydum: İsmet Paşa öldüğünde gazeteciler Pembe Köşk’e akın ettiler. Onlardan bir tanesi İnönü’nün korumasına yaklaşarak ‘Bu konuyla ilgili haber yapmak istiyorum. Senden bir ricam var. ‘Git İnönü’nün ölüm döşeğinde fotoğrafını çek’ diyor. Koruma olayı daha sonra bize anlattı. Ve hatta koruma diyor ki, gazeteci bana bir zarf verdi, zarfın içinde paralar vardı. O zarfın içindeki miktarla ben bir ev alabilirdim. Ama o korumanın cevabı zarfı elinin tersiyle itip ‘Ben Cumhuriyeti kuran büyük lidere bunu yapamam’ demek oluyor. Bakın bir emniyet görevlisinin cevabı bu. İyi ki böyle örnekler de var”. 

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner77

Koronadan Ölen Doktorun Babası Taburcu
Koronadan Ölen Doktorun Babası Taburcu

Haberi Oku