Malatya:
Kayısının İzinde: Mançurya'da otuz gün -3
3.BÖLÜM Prof. Dr. Bayram Murat Asma, kayısının izini süren 30 günlük Çin gezisinin son bölümünde Çin’de sayıları 20’yi bulan Tarım Üniversiteleri’ni, tarım üniversitelerinin Çin’in yükselen ekonomisi için ifade ettiği anlama mercek tutuyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’in ‘Malatya’da artık 2. Bir devlet üniversitesi kurulmalıdır. Tarım konseptli olmasını öngördüğümüz bu üniversite için Battalgazi Kampüsümüz hazırdır’ şeklindeki açıklamasından sonra İnönü Üniversitesi Senatosu bir karar alarak Malatya’da tarım odaklı bir üniversite kurulması yönünde YÖK’e öneri götürdü. Prof. Dr. Bayram Murat Asma’nın izlenimlerine göre, Çin’de 100 yılı aşkın bir tarihsel geçmişe dayanan tarım üniversiteleri tarımsal ekonominin yükünü sırtladığı gibi tarım teknolojileri tarımsal verimin modernizasyonu ve yükseltilmesinin önünü açan kurumlar olarak Çin bilimsel arenasının en önemli aktörleri olarak görev ifa ediyor. Kuruluş tarihi 1905 olan ve Çin’in en büyük tarım üniversitesi olan Pekin Tarım Üniversitesi örneği üzerinden tarım üniversitelerinin önemi Malatya açısından dikkatle takip edilmesi gereken başarılı bir performans gösteriyor. Çin’de Tarım Üniversiteleri Çin’de bulunduğumuz süre içerisinde birinci önceliğimiz kayısı ile ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplamaktı. Diğer taraftan fırsat buldukça Çin’in sosyal, kültürel ve ekonomik yapısıyla ilgili araştırma ve incelemelerde bulunmaya özen gösterdik. Uzmanlar tarafından ABD ile birlikte dünyanın iki süper gücünden birisi olarak kabul edilen Çin’in tarımsal üretim potansiyeli, tarım üniversiteleri ve bu üniversitelerdeki tarımsal eğitim konusunda bilgi edinmek amacıyla çok sayıda üniversite, enstitüyü ziyaret edip akademisyenlerle tanıştık. Hemen belirtelim, zorunlu gıda madde ihtiyacını karşılaması, sanayi sektörüne hammadde sağlaması, ulusal gelir ve ihracata katkıları bakımından tarım sektörü stratejik öneme sahiptir. Sanayisi gelişmiş ülkelerin tarım sektörünün de çok iyi konumda olduğunu hatırlatmakta fayda var. Gelişmiş ülkeler vatandaşlarının kaliteli ve sağlıklı beslenmesi için ne kadar gerekiyorsa tarım sektörüne o kadar bütçe ayırıp yatırım yapmaktadır. Konuyla ilgili bir örnek verelim: Malatya’da organik kuru kayısı, Ege’de organik kuru üzüm ve organik kuru incir üretiminin 1980’li yılların sonunda Almanya, İngiltere ve Hollanda gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinin kendi tüketicilerinin sağlık ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yönelik talep sonucu Türkiye’de başlatılmış olduğunu belirtelim. Daha önceki yazılarımızda Çin’in tarım sektörüne ne kadar önem verdiğini gösteren bir örneği sizlerle paylaşmıştık. Liaoning Eyaleti Ziraat Yüksek Okulu’nun sahip olduğu sera, araştırma merkezi, laboratuar ve sosyal altyapısının kıskanılacak düzeyde olduğunu belirtmiştik. Ayrıca Çin’in Ukrayna, Güney Afrika Cumhuriyeti, Arjantin, Tanzanya, Zimbabwe ve daha birçok ülkede iki milyon hektardan daha büyük araziyi uzun süreli kiraladığı veya satın aldığı bilinmektedir. Ekonomistler su kaynakları ve tarımsal üretimin yeni bir jeopolitik savaş alanı olduğunu belirmektedir. Zengin tarımsal potansiyele sahip fakir veya az gelişmiş ülkelerin arazileri zengin devletler, çok uluslu fonlar veya bankalar tarafından satın alınmaktadır. İşte Çin, bu ülkelerin başında gelmektedir. Zira Çin son yıllarda ihracattan artan milyar dolarları harcayacak karlı ve stratejik yeni alanlar arıyor... Altyapısı hazır olan ve kurulması halinde sosyo-ekonomik ve tarımsal alanda Malatya ve bölgemiz için büyük bir kazanım olacak olan Malatya Tarım ve Teknoloji Üniversitesi kurulması ile ilgili çalışmışları yakından takip eden bir akademisyen olarak fırsat bu fırsat diyerek Pekin Tarım Üniversitesi için iki günümüzü ayırıyoruz. Pekin Tarım Üniversitesi Genetik ve Uygulamalı Biyoloji Bilimleri Enstitüsü’nde doktora öğrencisi Çen ile otelimizin lobisinde sabah 7’de buluşup tanışma faslını tamamladıktan sonra taksiyle Pekin Tarım Üniversitesi’nin güney kampüsüne doğru yola çıkıyoruz. Çen üniversiteyi tanıtmak üzere Pekin Tarım Üniversitesi ile ilgili bir broşürü çantasından çıkarıp bize takdim ediyor. Pekin Tarım Üniversite’nin kuruluş tarihi 1905. Bu tarihte ziraat fakültesi olarak hizmet vermeye başlamış. 1949’da ise Tarım Üniversitesi’ne dönüştürülmüş. Üniversitede 14 fakültede 12.500 lisans, 4.300 yüksek lisans, 2.700 doktora ve 300 post doktora öğrencisi olmak üzere yaklaşık 20 bin öğrenci bulunduğunu öğreniyoruz. Yaklaşık 1.600 akademik personelin çalıştığı üniversitede 64 lisans, 171 yüksek lisans, 95 doktora programı mevcut. Üniversitenin Pekin’de üç ana kampüsü varmış. Biz en eski ve en büyük kampus olan güney kampustayız. Pekin Tarım Üniversitesi’nde yer alan fakülte ve bölümlerin ise şu şekilde: 1-Tarım ve Biyoteknoloji Fakültesi: Tarım, Ürün Genetiği ve Islahı, Entomoloji Meyvecilik, Peyzaj Mimarlığı, Bitki Patolojisi, Bitki Koruma, Tohum Bilimi ve Sebzecilik 2-Hayvan Bilimi ve Teknoloji Fakültesi: Hayvan Genetiği, Islah ve Üretim, Hayvan Besleme 3-Biyolojik Bilimler Fakültesi: Biyokimya ve Moleküler Biyoloji, Mikrobiyoloji ve İmmunobiyoloji, Bitki Bilimi, Zooloji ve Hayvan Fizyolojisi 4-Ekonomi ve Yönetim Fakültesi: Tarım Ekonomileri, İş Yönetimi, Finans ve Uluslar Arası Ticaret 5-Mühendislik Fakültesi: Ziraat Mühendisliği, Elektromekanik Mühendisliği, Makine Dizaynı ve İmalatı, Taşıt ve Taşıma Mühendisliği 6-Gıda Bilimi ve Beslenme Mühendisliği Fakültesi: Gıda Biyoteknolojisi, Gıda Mühendisliği, Beslenme ve Besin Güvenliği 7-Hümanizm ve Gelişimi Fakültesi: Gelişim Yönetimi, Yabancı Dil Öğrenimi, Uluslar Arası Eğitim, Bilim ve Teknoloji Yönetimi, Medya ve İletişim, Politika, Sosyoloji 8-Bilgisayar ve Elektrik Mühendisliği Fakültesi: Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik Mühendisliği, Elektronik Mühendisliği, Bilgi Yönetimi 9-Ekonomi ve Yönetim Fakültesi: İdeolojik ve Politik Eğitim Fakültesi: Marksizm ve Temel Prensipleri, Çin Marksizm, İdeoloji ve Ahlak Eğitimi 10-Çevre ve Kaynak Mühendisliği Fakültesi: Tarımsal Meteoroloji, Ekoloji Mühendisliği, Toprak Kaynakları ve Yönetimi, Bitki Besleme, Toprak ve Su Bilimi 11-Veteriner Fakültesi: Temel Veterinerlik ve Tıp, Önleyici Veterinerlik ve Tıp, Klinik Veterinerlik ve Tıp, 12-Fen Fakültesi: Uygulamalı Kimya, Uygulamalı Matematik, Uygulamalı Mekanik, Uygulamalı Fizik 13-Su Koruma ve İnşaat Mühendisliği Fakültesi: Tarımsal Yapı ve Biyo-Çevre Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Akışkanlar Mühendisliği, Su Koruma Mühendisliği 14-Uluslar arası Pekin Fakültesi: Muhasebe ve Finans, İş Yönetimi, Bilgisayar Mühendisliği, Ekonomi, Medya ve İletişim Pekin Tarım Üniversitesi rektörlük binasının girişinde Çin’in efsanevi lideri Mao’nun devasa bir heykeli duruyor. Biraz ilerleyince karşımıza merkezi kütüphane çıkıyor. İçeriye giriyoruz. Bir bankta oturup, öğrencileri seyrediyoruz. Öğrenciler oldukça sakin. Donuk ciddi yüz ifadeleri dikkatimi çekiyor. Kitap okuyan, ders çalışan veya telefonuyla oynayanlar çoğunlukta. Bir kısmı aralarında sohbet ediyor. Öğrencilerin büyük bölümü üniversiteye bisikletle gelip gidiyor. Biraz daha iyi ekonomik durumda olanlar mobilete sahip. Kütüphaneye gelen öğrenciler bisikletlerini kapı girişine bırakıp içeri giriyorlar. Kapı önünde yüzlerce bisikletin park ettiği bir bisikletpark dikkatimizi çekiyor. Sonra kampusun fakülte ve sosyal tesislerini görmek amacıyla kampüsü gezmeye başlıyoruz. Kaldırımların her iki yanını yaşlı kavak, çınar ve özellikle devasa boyutlarda ginko biloba ağaçları süslüyor. Ginko biloba, Türkçe’de gümüş kayısı, fil kulağı ve kız saçı isimleriyle anılan ağacın yaşayan hiçbir yakın akrabası olamaması nedeniyle bu bitki için yaşayan fosil bitki nitelemesi de yapılmaktadır. Ginkolar çok heybetli taç oluşturmuş, yaklaşık 25-30 metre uzunlukta göğe doğru yükseliyorlar. Sabah saatleri olmasına karşılık üniversitedeki banklarda çok sayıda öğrenci var. Kızlı erkekli öğrenci grupları kâh müzik dinliyor, kâh kitap okuyor. Ancak hiçbir taşkınlık yok. Bağırıp çağıran veya yüksek sesle konuşan tek bir Çinliye rastlamıyoruz. Çinli doktora öğrencisi Çen bize Çin’deki diğer tarım üniversitelerinden bahsediyor. Pekin Tarım Üniversitesinin en büyüğü olduğunu özellikle vurguluyor. Çin’deki hemen hemen her eyalette tarım üniversitesi bulunduğunu, ayrıca eyaletlerde çok sayıda tarım yüksekokullarının yer aldığını öğreniyoruz. Çin’de bulunan Tarım Üniversiteleri; 1-Anhui Tarım Üniversitesi 2-Çin-Pekin Tarım Üniversitesi 3-Fujian Tarım ve Orman Üniversitesi 4-Huazhong Tarım Üniversitesi 5-Hunan Tarım Üniversitesi 6-Hebei Tarım Üniversitesi 7-Henan Tarım Üniversitesi 8-İç Moğolistan Tarım Üniversitesi 9-Jianki Tarım Üniversitesi 10-Kuzey Doğu Harbin Tarım Üniversitesi 11-Kuzey Batı Harbin Tarım ve Orman Üniversitesi 12-Nanjing Tarım Üniversitesi 13- Qingdao Tarım Üniversitesi 14-Shaanxi Tarım ve Orman Üniversitesi 15-Shenyang Tarım Üniversitesi 16-Sichuan Tarım Üniversitesi 17-Tianjin Tarım Üniversitesi 18-Xinjiang Tarım Üniversitesi 19-Yunnan Tarım Üniversitesi 20-Güney Çin Tarım Üniversitesi Tarım üniversitelerinin büyük bölümünün elli yıldan daha eski olması bizi şaşırtıyor. Çinli arkadaşımız Çen, Çin’de tarım üniversitelerinin hep önemli ve prestijli bir konumda olduklarını belirtip önemli bir cümle ekliyor: “Yoksa 1.5 milyar insanın karnı nasıl doyacak?” diyor. Öğlen saatlerinde öğrencilerin takıldığı bir kafetaryaya uğruyoruz. İçeride pek fazla kimse yok, sonradan öğrenci olduğunu öğrendiğimiz bir kız hizmet ediyor. Arkadaşımızla garson kız Çince bir şeyler konuşuyorlar, Arkadaşımız Şua, heyecanla yanımıza geliyor. Kafeteryada eşek etinden yapılmış özel bir sandviç yapıldığını, bizim isteyip istemediğimizi soruyor! Şua’nın yüzüne bakıyoruz, şaka yapmıyor, bilakis çok ciddi ve yüz ifadesinden bize bir jest yapmak istediğini anlıyoruz. Ergün Hoca ile göz göze geliyoruz, Ergün Hoca ‘vejetaryen olduğumuzu’ söyleyip Şua’nın teklifini nazikçe geri çeviriyor. Çin’de özel yemek davetlerinde yemek istemediğimiz bir yiyecek teklifi geldiğinde “Vejetaryen olma” bahanesini çok kullandık diyebilirim. ‘Bu bahanemizi inandırıcı buldular mı?’ diye soracak olursanız hiç sanmıyorum. Hatta Prof. Liu’nun “Türkiye’den gelen herkes Çin’de vejetaryen oluyor” diyerek kıs kıs gülmesi durumu özetliyordu. Ertesi gün öğlen saatlerinde Çin Bilimler Akademisi Genetik ve Uygulamalı Biyoloji Bilimler Enstitüsü’nü ziyaret ediyoruz. Geçmişte kayısı genetiği konusunda çalışmalar yapmış olan Doç. Dr. Dongcheng Liu ile tanışıyoruz Doç. Dr. Dongcheng Liu arkadaşımız Şua’nın hocası. Doç. Dr. Liu çok konuşkan birisi, çabuk dost oluyoruz. Bize kahve ikram ediyor. Çin’de geleneksel içecek soğuk çay. Kahve nadiren ikram ediliyor. Kahve içerken büyük bir sürprizle karşılaşıyoruz. Doç. Dr. Dongcheng Liu ve çalışma arkadaşlarının bir makalesi Nisan ayında dünyaca ünlü bilim dergisi Nature’da yayınlanmış. Makalenin basılı nüshalarını imzalayıp bize hediye ediyor. Çalışmada Triticum Urartu ekmeklik buğdayının taslak genomunu çıkarmışlar ve çalışmayı ünlü dergide yayınlanmaya değer bulunmuş. Liu bize “Dibloid kromozomlu Triticum Urartu buğday türü bugün ticari anlamda üretimi yapılan ve hemen hemen tümü polipolid olan buğdaylar çeşitleri için ideal bir taslak genom olduğunu” anlatıyor. Doç. Dr. Liu’ya Triticum Urartu’nun orijinini soruyorum, bilmediğini söylüyor. Ben buğdayın anavatanının ve ilk kültüre alınma yerinin Anadolu olduğunu, Urartuların da Doğu Anadolu Bölgesinde yüzyıllarca önce yaşamış bir millet olduğunu aktarıyorum. Söylediklerime önce itiraz ediyor, sonra belki de nezaket gösterip kabul ediyor. Genetik ve Uygulamalı Biyoloji Bilimler Enstitüsünün laboratuarlarını dolaşıyoruz. Fizyoloji, biyokimya, genetik, mikrobiyoloji, moleküler biyoloji ve daha çok sayıda laboratuar var. Doç. Dr. Liu’nun moleküler biyoloji laboratuarına giriyoruz. Akşam saatleri olmasına rağmen laboratuarda Öğrenci olduklarını tahmin ettiğimiz 8-10 kişi farklı cihazlarda pür dikkat çalışıyorlar. Laboratuara girmemize rağmen kimse bizimle ilgilenmiyor, hatta dönüp bakmıyorlar bile. Laboratuarda PCR, elektroforez, HPLC, spektrofotometre, kızılötesi görüntüleme cihazları, santrifüjler, inkübatörler, onlarca derin dondurucu, steril kabin, iklim odaları, liyofilizatör, sonifikatör var. Cam dolaplar ve masa üstleri kimyasal sarf maddelerle dolu. Akşam çoktan olmuş. Doç. Dr. Liu iklim odasında yeni çimlenmiş primitif buğday türü olan Triticum Urartu fidelerini bize gösteriyor. Bu fideciklerin yapraklarını kullandıklarını, materyalin kendileri için ne kadar önemli olduğunu uzun uzun anlatıyor. Lisansüstü öğrencilerin ders çalıştıkları büyük bir salona geçiyoruz. Yaklaşık 5-6 öğrenci bilgisayarlarının başında çalışıyorlar. Salondaki masaların tümü tahta sunta malzeme ile birbirinden ayrılmış, öğrenciler birbirini görmüyor. Salona müthiş bir sessizlik hakim. Doç. Dr. Liu öğrencilerine bizi tanıştırıp Çince kısa bir şeyler anlatıyor. Öğrenciler saygıyla bizi selamlıyorlar. Doç. Dr. Liu’nun akşam yemeği davetini kabul edip Pekin’de çok şık bir lokantaya gidiyoruz. Yemek boyunca üniversitelerden, kayısıdan ve Malatya’dan bahsediyoruz. Konuşulacak o kadar çok şey var ki… Akşam otele doğru yürürken Pekin’de son iki gün yaşadıklarımı düşünüp tecrübe adına kazanımlarım için buruk bir sevinç duyuyorum. Biz Türkiye’de konsept üniversiteler olmalı mı olmamalı mı, Tarım Üniversiteleri gerekli mi gereksiz mi diye tartışırken birilerinin bizi çoktan geçip gitmiş olduklarının üzüntüsünü yaşıyorum…

Yeni Malatya Gazetesi
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

“Bu Çalışmaları Hep Destekleyeceğiz”
Battalgazi Belediyesi tarafından Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi Vakfı’nın çevre düzenleme ve asansör...

Haberi Oku