Malatya:
Siyah-Beyaz fotoğraflarla 150 yıllık tarih


HAZIRLAYAN:GÜLER HAZAR

Malatya’nın Türkiye ve dünya ölçeğinde tanıtımına, kent kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılmasına ve kültür ekonomisinin gelişimine kayda değer kazanımlar sağlayacağı düşüncesiyle yayımlanan Malatya Kitaplığı Projesi kapsamında yayımlanan en önemli 4 eser, halen Malatya Ansiklopedisi Koordinatörü olarak görev yapan, eğitimci, ressam, fotoğraf sanatçısı, araştırmacı-yazar Hasan Demirbağ tarafından hazırlandı.

Az önce saydığımız eğitimci, ressam, fotoğraf sanatçısı, araştırmacı-yazar sıfatlarının hepsini harmanlayıp sadece ‘Bir kültür işçisi ya da bir kültür emekçisi’ olarak niteleyebileceğimiz Hasan Demirbağ ile Malatya’ya kazandırdığı Malatya Kitaplığı’nın en önemli 4 eseri üzerine konuştuk.

Tam anlamıyla S/B fotoğraflarla 150 yıllık bir tarihi, kültürel, siyasal ve toplumsal bir Malatya Albümü olan  ‘Zaman Siyah-Beyaz Akarken Malatya’, Malatya’nın saklı güzelliklerini fotoğrafın evrensel lisanı ile anlatan ‘Dört Mevsim Malatya’, Malatya’nın binlerce yıllık görkemli tarihini gözler önüne seren ‘Medeniyetler Beşiği Malatya’ ve dünya çapında tanınan, plastik sanatlar dünyasının duayenleri arasına da giren Malatyalı ressamları kendilerinden habersiz hemşehrilerine tanıtan, bununla birlikte yerelde kalan resim sanatçılarını da onurlandıran ‘Malatyalı Ressamlar’ kitabı…Hepsi büyük emek, birikim ve alın terinin eseri olarak yayımlandı…

Tüm bunları ve özellikle ‘Zaman Siyah-Beyaz Akarken Malatya’ kitabından hareketle Malatya’nın 150 yılda yaşadığı değişimi Hasan Demirbağ ile konuştuk:

Hasan Bey, öncelikle okuyucularımızın sizi yakın plan tanımasını istiyoruz. Malatya’nın kültürel ve sanatsal hayatına sıra dışı, değerli eserler kazandıran Hasan Demirbağ kimdir?

1964 doğumluyum. Çocukluğum Malatya'nın Beydağı Mahallesi'nde geçti. Paşaköşkü semtinin hemen üstünde. Kemal Özalpler İlköğretim Okulu'nda eğitim hayatına başladım. Liseyi Malatya İmam Hatip Lisesi'nde okudum. 1983 yılında Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni kazandım. İlahiyat Fakültesi’nden 1989 yılında mezun oldum. Mezun olduktan kısa süre sonra öğretmenlik için müracaat ettim. İlk görev yerim Sivas’tı. Sivas'ta 4 yıl görev yaptıktan sonra Malatya'ya tayin edildim. Malatya’ya geldikten sonra Battalgazi ilçesinde öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundum. 7 yıl kadar Battalgazi’de görev yaptıktan sonra Malatya merkezine atandım. Halen Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu'nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yapıyorum. İdarecilik görevinin yanı sıra Bilgisayar - Bilişim Teknolojisi Formatörlüğü görevini yaptım. Bu kapsamda, ilk etapta Malatya’da yaklaşık 500 öğretmene bilgisayar okuryazarlığı kursu verdim.  Bakanlığın projesi dâhilinde. 2000 yılından bu yana Bilgisayar Formatörlüğü görevini yürüterek eğitim alt yapısını sürekli hazır halde bulundurmak gibi bir görev de üstlenmiştim. Malatya’mızın kültürel hayatında bir şekilde kıyısında kenarında var olma çabası sizi merkeze çekiyor. 2000 yılında Battalgazi Kaymakamlığı’nın Battalgazi’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatan bir çalışma yapma düşüncesi üzerine iki öğretmen arkadaşımla birlikte mütevazı bir kitapçık çalışması yaptık.  Bu çalışma bir nevi bugün hazırladığımız kapsamlı Malatya kitaplarının işaret fişeği oldu ve bizi bu işlere bulaştırmış oldu. Tabi bu çalışmaların üretilmesinde, çocukluğumdan bu yana resim yapıyor olmamın da etkili olduğunu düşünüyorum. Çocukluğumdan itibaren, ilkokulda, ortaokulda ve sonraki yıllarda yoğunlaşan bir resim yapma süreci benim için ciddi bir kültürel altyapı geliştirdi. İlk resim sergimi 1980 yılında ortaokul öğrencisi iken Malatya’da açtım.  Tabi resim ve fotoğraf da birbirini besleyen unsurlar. Dolayısıyla resimle uğraşınca haliyle fotoğrafla da ilgileniyorsunuz.

Kültürel birikiminizin alt yapısını besleyen kaynaklar nelerdi, nasıl bir kültür ikliminde yetiştiniz?

Aslında ben de zaman zaman bende bütün bunların nasıl oluştuğunu düşünmüşümdür.  Bende okumaya, resim yapmaya, doğaya, kitaba, insanın kimliğini oluşturan kültürel unsurlara hep derin bir ilgi var olagelmiştir. Tüm bu ilgiyi besleyen kaynakların ne olabileceğine yönelik tefekküre daldığımda aileden gelen bir gen olduğu sonucuna varıyorum. Çünkü ailemizde o kültür iklimi vardı. Çocukluğum annemin anlattığı masalların büyülü dünyasında geçti mesela. Annem bize çok masal anlatırdı. Babaannem de bizi masallarında hep ulaşmaya çalıştığımız, kahramanları ile tanışmayı hayal ettiğimiz masal dünyasına sürüklerdi. Ben Çelikhan’da doğdum. Henüz elektrik yoktu o yıllarda. İlçe merkezinde oturduğumuz halde elektrik yoktu, iletişim ve ulaşım bugünün koşullarına göre düşünülünce çok ilkeldi. Evde teknoloji yoktu. Tüm bunlar yoktu ama insanı insan yapan tüm güzellikler vardı. Çocukluğumuz böyle bir ortamda geçti ve babaannemin annemin bana anlattığı masallarla bir dünya kurmuştum. O dünya ise karşımdaki dağlardı. O dünya, benim bulunduğum mekân ile karşıdaki dağlar arasındaydı. Hep merak ederdim, ‘O dağın arkasında ne var?’ diye. Sanki bu masallar o dağın arkasında yaşanıyordu. Tabi bu durum bende inanılmaz bir merak duygusu uyandırmıştı.  Ağabeyim de sulu boya resimler yapardı.  Ağabeyim okula gidiyordu, onun defteri, boyası vardı. Ben henüz okula gitmiyordum, bu yüzden resim defterim ve boya kalemlerim yoktu. Ağabeyime annemin, babaannemin anlattığı masallardan tevarüs eden hayallerimi anlatır, bunları resimlere dökmesini isterdim. Onu resim yapmaya zorlardım. Ağabeyim de çok güzel resimler yapardı. Yani sanatsal duygularımı ağabeyime resim yaptırarak tatmin ederdim bir bakıma. 

Okula gitme yaşına geldiğimde ailece Malatya’ya göç etmiştik.  İlkokul 1. Sınıfa gitme hazırlığı ve heyecanının başladığı o günlerde, o yılların çizgi roman dergileri beni çok etkilemiştir. Tarkan ve Kara Murat adlı dergileri çok okurdum. Yani yerli çizgi romanlar. Tarkan ve Kara Murat dergileri Çarşamba günleri yayınlanırdı. Çıkacağı günler bayiinin önünde beklerdim. Şimdi diyeceksiniz ki ‘Henüz ilkokul 1. sınıfa bile gitmiyorsun, nasıl o çizgi romanları okuyorsun? Haklısınız, ama ben bir formülünü bulmuştum. Aynen ağabeyime resim yaptırma formülü gibi, o çizgi romanları da okumayı öğreninceye kadar ağabeyime okutuyordum. Kara Murat ve Tarkan’ın çıktığı günlerde, sabahın erken saatlerinde bayiden alır, ağabeyime koşar ve okuturdum. O da sabırla okurdu her hafta. Dolayısıyla resim, fotoğraf ve kitaplara karşı olan ilgimin derinliğinde annemin masallarının yanısıra bu çizgi-romanların da büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Tabii bu arda Battalgazi Cenkleri’ni de söylemeliyim. Battalgazi cenklerini bilirsiniz. Belli bir dönemde Malatya’da bizim bulunduğumuz ortamda dayım Battalgazi’nin kahramanlık cenklerini okurdu. Osmanlıca yayınlanmış eski kitaplardan bunları okurdu. Biz tabi büyük, geniş aile ortamında yetişmiştik. Dayılarım, biz, komşular da gelirdi. Hep beraber salonda oturulur, birisi Battalgazi cenkleri’ni okur diğerleri dinlerdi. İnsan yapı olarak iletişim ihtiyacı hisseden, merak sahibi bir varlıktır. Hayatınız da yanı dünyanızı da sınırlıysa, -ki o dönemde zaten sınırlıydı- işte bu uğraş ve  bu okumalarla sınırları aşmak istiyorsunuz. Sınırları genişletmeyi, farklı dünyalara açılmayı hayal ediyorsunuz.

Bu kültürel alt yapı ile birlikte bu dört kitap, ‘Medeniyetler Beşiği Malatya’, ‘Zaman Siyah-Beyaz Akarken Malatya’, ‘Dört Mevsim Malatya ve ‘Malatyalı Ressamlar’ kitapları aslında yılların birikiminin bir patlamasının sonucu gibi sanki.  Kitap projesi nasıl gelişti?

Biraz önce bahsetmiştim, Battalgazi’de görev yaptığım sırada, fotoğraf çekme merakıyla oradaki tarihi eserlerin, çevrenin fotoğraflarını çekiyordum. Bu fotoğrafların bazılarını resme aktarıyor, yağlı boya çalışmalarımda kullanıyordum. Dönemin Battalgazi Kaymakamı da bu merakımı görünce bu çalışmaların Battalgazi’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini anlatacak şekilde kitaplaştırma önerisi getirdi. Öneriyi kabul edip kitap çalışmasını şekillendirmeye başladığımızda Battalgazi’deki tarihi eserlerin kimlik bilgilerindeki çelişkilere de yoğun şekilde tanık olmaya başladık. Eserlerin bilgileri birbiriyle uyuşmuyordu, bir çelişki vardı. Örneğin Ulu Cami’nin kitabesi ile duvarına asılan tabeladaki bilgiler birbiri ile örtüşmüyordu. Çünkü orijinal kitabede farklı, tabelada farklı bilgiler var. Bu hoş bir şey değil. Ya bu tabelada yazılanlar yanlış ya da kitabenin tercümesi yanlış. Bunun üzerine ‘Bir komisyon kuralım ve bu bilgilerin en doğrusuna ulaşıp kayıtlara geçelim. Derli toplu bir şey ortaya çıksın’ denildi. O zaman böyle bir çalışmaya girişmiştik ve bu benim için ilk adım oldu. Bir hayli kaynak taraması yaptık. Bu kaynakları tararken biraz da eleştirel yaklaşınca ortaya çıkan farklı bilgiler sizi daha da meraklı hale getiriyor. ‘Neden burada bu tez ileri sürülmüş, diğeri neden itiraz ediyor?’ diye sorarken kendimi bu işin içinde buldum.

Tabii Battalgazi’de görev yaptığım süre içinde dışarıdan gelen misafirlerimizi, devlet büyüklerimizi, bilim adamlarını gönüllü turizm elçisi olarak hep gezdirirdim. Bütün bunlar benim ilgimi sürekli canlı tuttu. 

Dolayısıyla zamanla, her yönüyle Malatya ve çevresindeki tarihi, kültürel, arkeolojik, sanatsal eserlerin içerisine girmeye başladım. Bu birikimin, çalışmaların bir zaman sonra meyvelerinin olması da hayatın kaçınılmaz bir sonucu. Yaklaşık 5-6 yıl kadar önce Malatya’da bir ansiklopedi çalışması yapılıyordu. Malatya Ansiklopedisi bir kültürel proje olarak hayata geçirilmeye çalışılıyordu. Bizim çalışmalarımız da Malatya Ansiklopedisi gibi bir kültürel projeyle akraba çalışmalar olduğu için yolumuz Malatya Ansiklopedisi çalışmasını yapmayı planlayan arkadaşlarla kesişmeye başladı. Üniversitede Malatya Ansiklopedisi’ni çalışan hocalarımızla bazı görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmeler sonucunda benim de bu işin içinde olmamı istediler. Bunun üzerine, ‘Ansiklopedi ile birlikte Malatya’nın kültürel hayatına kendi çapımızda, küçük birikimimizle biz de bir katkıda bulunalım, bunu yaparken en azından hem de çalışmaların sistematik biçimde yayınlanması yönünü de öğrenelim’ düşüncesiyle ‘Tamam’ dedik. Bir süre sonra bazı gelişmeler oldu. Malatya Ansiklopedisi projesinde projenin devlet katındaki yöneticisi olan Malatya Valiliği beni bu ansiklopedinin koordinatörlük görevi ile görevlendirdi. Yaklaşık iki yıl sadece bu görevle iştigal ettim.

Malatya Ansiklopedisi çalışmaları esnasında Malatya’daki bazı bilgi ve arşiv boşluklarını da tespit etme şansımız oldu. ‘Hangi alanlarda gerçekten çalışma yapılmış, hangilerinde hiç bir çalışma yapılmamış, hangi alanların çalışma zorlukları nelerdir?’ Bütün bunları görmüş olduk. Bu görevi ifa ederken eski valimiz Sayın Ulvi Saran beni Malatya Ansiklopedisi’nin koordinatörlüğü ile görevlendirmişti. Bir yandan da yine Sayın Ulvi Saran’ın fikir öncülüğünü yaptığı ve hayata geçirmeye başladığı Malatya Kitaplığı Projesi de valiliğin uhdesinde devam ediyordu. Sayı Ulvi Saran, eski fotoğraflar, Malatya’nın bir takım belge ve bilgileri üzerine çalıştığımı öğrenmiş. Beni çağırdı  ‘Bizim Malatya Kitaplığı kapsamında senin çalıştığın alan konusunda da bir kitap hazırlama planımız var. Malatya’nın tarihi, kültürel, önemli şahsiyet ve ailelerinin siyah-beyaz fotoğrafları yayınlamayı düşünüyoruz. Senin de arşiv çalışman varmış. Bunu yayınlamayı kabul eder misiniz?’ diye sordu. ‘Hay hay’ dedim. 

Tam o sıralarda ‘Malatyalı Ressamlar’ kitabımız önemli ölçüde tamamlanma aşamasına gelmişti. Onun da tabi kendine özgü bir gerekçesi var. Onu da biraz sonra arz edeyim. ‘Zaman Siyah –Beyaz Akarken Malatya’ ve ‘Dört Mevsim Malatya’  kitaplarını Valiliğin isteği üzerine başladığımız projeydi. Ama bir de bugünkü anlamda, Malatya’nın şehir kimliğini, tarihini, doğasını güzel görsellerle derli toplu tanıtacak, vitrin diyebileceğimiz bir kitabı yoktu. Prestij kitabımız yoktu yani bugüne kadar. Valilikte çalışan Fahrettin Fırat kardeşimiz ile birlikte işte bu ihtiyacı giderecek olan ‘Medeniyetler Beşiği Malatya’ kitabını da hazırlama görevini üstlendik. Ben hem görselleri hazırladım. Hem metinlerin oluşumunu hazırladım.  Battalgazi’deki çalışmalarımın bana kazandırdıklarını kullanarak, ilçelerimizde bilgi akışını da temin ederek bu kitap çalışmasını başlattık. Böylece kitap çalışmaları başlamış oldu.

Kitaplar birbirini destekler ve bir bütünü tamamlayan parçalar nitelikte hazırlanmış izlenimi veriyor.

Haklısınız, kitaplar birbirini destekleyen ve beraber yürüyen projelerdi. Çünkü zaman sınırlıydı ve belli bir sürede bitirmeniz gerekiyordu. Malatya Valiliği’nin kitapların basımı ile ilgili ihalesi yapılmıştı, planlanmış işler vardı ve o süreç içersizinde bunları yetiştirmek zorundaydık. Bu 1.5 yıllık süre içinde, çok yoğun bir şekilde, belki günde 20 saatlik bir çalışma ile 4 eseri meydana getirdik.

 DEVAM EDECEK



Yeni Malatya Gazetesi
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

“7 Bin 500’ün Üzerinde Hasar İhbarı Alındı”
“7 Bin 500’ün Üzerinde Hasar İhbarı Alındı”

Haberi Oku