Malatya:
'Türkiye Cumhuriyeti tasfiye ediliyor”



GÜLER HAZAR
‘İnönü ve Demokrasi’ konulu  konferansa konuşmacı olarak katılan Araştırmacı-Yazar Sinan Meydan ise, İsmet İnönü ve Mustafa Kemal Atatürk’e yöneltilen suçlamaların asılsız olduğuna vurgu yapan bir konuşma yaptı. 
CHP Malatya İl Başkanlığı’nca organize edilen ve Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘ İnönü ve Demokrasi’ konulu konferasta konuşmasında özellikle İsmet İnönü’nün dinsel politikalara dair uygulamaları hakkında bilgi veren  Araştırmacı Yazar Sinan Meydan “Bakın Türkiye’de tarih üzerinden bir büyük oyun oynanıyor. Tarih ayağını size anlatmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye ediyorlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün şehit kanlarıyla, emperyalistlere karşı, ‘Ya İstiklal, Ya Ölüm’ diyerek düşmanları Anadolu yaylasına gömerek başlattıkları savaş sonunda kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni bugün tasfiye etmekteler. Amerikan projesi BOP kapsamında Yeni Osmanlıcılık akımı adı altında bu Cumhuriyeti dönüştürecekler. Bir Amerikan rüyası olan,  Amerika’nın yenidünya düzeni çerçevesinde İslam dünyasını daha iyi sömürmesini sağlayacak olan bir projeye dönüştürecekler. Önce Türkiye’yi parça parça bölecekler, sonra güya Ortadoğu’daki İslam ülkeleriyle bir araya geleceğiz ve sonra yeniden Büyük Osmanlı’yı kuracağız diye hayaller görüyorlar. Bu çerçevede tarihimizi çarpıtıyorlar” dedi. 
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün bağımsızlık savaşını veren siyasi şahsiyetler ve askeri kahramanlar olduğunu belirten Sinan Meydan, tek parti döneminde camilerin yıkıldığı ve ahıra çevrildiği yolundaki iddianın bütünüyle iftira olduğunu vurgulayarak ‘Atatürk ve İnönü Yunanlıların kaçarken yaktığı ve öncesinde ahıra çevirdiği yüzlerce camiyi onardı ve ibadete açtırdı. İnönü ve Atatürk dini kitapları yasaklamadı. Tam tersine, İslam’a ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e hakaret eden, içi hurafe dolu kitapları yaktırdılar” dedi. 
Atatürk ve İnönü’nün halkın İslam’ı gerçek kaynağından öğrenmesi için dönemin İslam bilginlerine kitaplar yazdırdığını ifade eden Sinan Meydan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle: 
‘Ulus devleti parçalamak için önce o devletin kurucularını itibarsızlaştırma operasyonları yapıyorlar’ 
“Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nü bir bağımsızlık savaşı verdi. Olmaz denileni yaptılar. Yokluk ve yoksulluk içinde kağnı ile kamyonu yendiler.  Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İnönü’yü karalamak gerekiyor. Atatürk ve İnönü’ne her gün televizyon ekranlarında hakaret ediliyor, aşağılanıyor.  Eğer Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmek istiyorlarsa, ulus devleti parçalamak istiyorlarsa, önce o devletin kurucularını sizin gözünüzde itibarsızlaştırmak ve sizin gözünüzde küçültmek zorundalar. Bu bir projedir.  Uyduruk, kurmaca bir tarih yazıyorlar. Kahramanları hain, hainleri kahraman gösteren bir tarih yazıyorlar. İsmet Paşa’dan başladılar, çünkü Atatürk’e kolay kolay dokunmaya cesaret edemediler, ellerinin yanacaklarını biliyorlardı ama bugün Atatürk’e sıra geldi.
‘İnönü’nün yalanlarla karalanmasına izin vermeyeceğiz’
İsmet Paşa’nın bu millet için yaptıkları ortadadır. Onların karalanmasına, gerçeklerin çarpıtılmasına vicdanlı bilim insanı olarak bir tarihçi olarak izin vermeyeceğiz.  Televizyon ekranlarında gördüğünüz o kelli felli profesörler aydınlar var ya,  söylediklerinin hepsi yalan. Onların ekranlara çıkarmalarının sebebi ise sizlerin kafalarını karıştırmak. Onlar görevlidir, sizin beyninizi yıkmakla görevlidir. İsmet Paşa’nın ve Atatürk’ün hain olduğuna toplumu ikna etmek için varlar.  Basınımızda, gazetelerimizde, yalan bir tarih anlatılıyor. Yeni uydurma bir tarih yazmak için çabalıyorlar.
Atatürk ve İnönü’nün Osmanlı’nın dağılmasını önlemek için hazırladığı rapor
İsmet Paşa ile ilgili ortaya atılan yalanlara belgeleriyle cevap vereceğim: 
1917 yılında Suriye’ye götürüyorum sizi. Bakın güncelle bir bağlantı var. Atatürk ve İnönü, 20 Eylül 1917 tarihinde bir rapor yazıyorlar. Bu raporu Dâhiliye Naziri Talat ve Başkomutan Vekili Enver Paşalara gönderecekler. Çünkü imparatorluk parçalanmak üzere, ordu perişan, devleti yönetenler acz içinde. İki komutan bunun farkına varıp uzun bir rapor hazırlamışlar. 
96 yıl önce, I. Dünya Savaşı sırasında. Bakın neler var raporda: 
1 Halk ile yönetim arasındaki bağlar sarsılmıştır. Ülke,  genel bir anarşiye sürüklenmektedir 2- Mülki idare tam bir acz içindedir. Savunma kuvveti zayıf ve yetersizdir. Memurlar, rüşvet, yolsuzluk, vurgunculuk yapmaktadır. 3- Yargı işlememektedir. 4- Ekonomi çökmektedir. 5- Yönetim çürümektedir.  Bir gün hep birlikte çökme ihtimali vardır. Almanların I. Dünya Savaşı’nı kazanması imkânsızdır. 6- ordumuz sefil ve perişandır. 
Çözüm olarak da bu raporda şunlar yazıyor: Beslenmeyi sağlamak, yolsuzlukları en aza indirgemek, ülkeyi sağlam bir hareket üssü haline getirmek.
‘Türkiye 96 yıl önce olduğu gibi bugün de yolsuzluk ve hırsızlığın pençesinde’
Bahsedilen insanlar işte böyle insanlar. Türkiye şimdi bir yolsuzluk ve hırsızlık pençesinde, 96 yıl önce de aynıymış. Allah sonumuzu benzetmesin, 96 yıl önce bu raporu hazırlayan Mustafa Kemal ve ona destek veren İsmet İnönü, ülkenin dertlerini saymışlar. Bu dertlerin aynıları bugün de var.  Hırsızlıktan yolsuzluktan bahsediyorlar, yargının işlemediğinden bahsediyorlar, ordunun perişan hale geldiğinden bahsediyorlar. Lütfen günümüze şöyle bir bakın. Aynı sorunlarla 2013 yılında da karşı karşıyayız.  Atatürk ve İnönü uyardı ama önlem alınmadı. Ne oldu sonra? 1919 yılında bu ülke işgal edildi ve 1923 yılına kadar işgal altında kaldı. Bir ölüm kalım savaşı vermek zorunda kaldık. İnşallah ona benzer günleri yaşamak zorunda kalmayız. Kuru kuruya tarih öğrenmenin anlamı yok. Tarih bugünle ilintilendirildiğinde anlam kazanır.
Tek Parti döneminde Denizcilik Bakanı yolsuzluk yaptığı  iddiasıyla dokunulmazlığı kaldırıldı, Yüce Divan’da yargılandı’ 
Tek parti döneminde, Cumhuriyet döneminde bir örnek vermek istiyorum. Atatürk Cumhurbaşkanı, İnönü başbakan. Bugünle benzerlik ve farka bakalım. Yıl 1928. Eski Denizcilik Bakanı Osmaniye Milletvekili İhsan Bey ile Bilecik Milletvekili Fikret Bey, Londra’da havuz yapımı ihalesinde yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle Yüce Divan’a sevkedilir.  Milletvekilleri ihale sırasında yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle Yüce Divan’a sevkedilip dokunulmazlıkları kaldırılır. Ne diyorlar o döneme? Tek parti dönemiydi, demokrasi yoktu, diktatörlüktü diyorlar.
Buna benzer yüzlerce olay var. İsmet İnönü döneminde birçok milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılmış ve yargılanmıştır. Sözde tek parti dönemi ve demokrasi yok. 
‘I. İnönü Zaferi TBMM’ye büyük güç ve moral kazandırdı’ 
İnönü Zaferleri yoktur deniliyor. 7-12 Ocak 1921 tarihleri arasında gerçekleşen I. İnönü Zaferi çok önemli bir zaferdir. Çünkü Yunanlılar Anadolu’ya çıktıktan sonra Ankara önlerinde ilerlerken İnönü önlerinde durdurulmuşlardır İsmet Paşa tarafından. O zaferin etkisiyle TBMM çok ciddi moral ve güç kazanmıştır. 
O dönemin iki gazetesi var elimizde. Bunlardan birisi Yeni Şark Gazetesi, öyle ahım şahım bir gazete değil ama 1922 tarihli. İsmet Paşa’nın elle çizilmiş bir resmi var. En tepede milli mücadelenin ilk zaferi olarak I. İnönü Zaferi yazılıyor ve İsmet Paşa’nın fotoğrafı var.  İşte tarih böyle yazılır, işkembeden atılmaz.  Zaferden övgü ile bahsediliyor ve ‘Kahraman İsmet Paşa’ deniliyor. Zaferin sene-i devriyesi. Bu yalancılara, Cumhuriyet düşmanlarına bu belgeyi televizyonlarda gösterme imkânımız yok. Çünkü onları susturacak bir sürü belge ve bilgilerimiz var. Yanında ise Mustafa Kemal’in fotoğrafı var. Tarihi biz uydurmadık. Bu tarih zaten kanla yazılmış. Biz oturup da bir Kurtuluş Savaşı tarihi yazmamışız. 
Çuvalla belge var. Başka zaferlerde kazandık. I. İnönü Zaferi’nden sonra İsmet Paşa ile birlikte II. İnönü Zaferi’ni kazandık.  1921 tarihli Vakit Gazetesi. ‘II. İnönü Savaşı’ndan hemen sonra İnönü’de bozulan Yunan kuvvetleri Bursa’ya doğru firar şeklinde ricat etmektedir’ yazıyor. Bizim onları nasıl kovaladığımız yazıyor. Gazete’deki İsmet İnönü resminin altında ‘İnönü galibi Kahraman İsmet Paşa’ yazıyor. Bunu biz uydurmadık.  Yüzlerce belge, bilgi var.
 Lozan ile birlikte bağımsızlığımız bütün dünyaya kabul ettirdik. Musul ve Kerkük’ü alamadık diyorlar. Yedi düvele karşı yokluk içinde verdiğimiz mücadelede bugünkü Türkiye’yi kazandık.  
“Atatürk ve İnönü Yunanlıların yaktığı yüzlerce camiyi tamir ettirdi, ibadete açtırdı”
Cumhuriyet kurulduğunda 28 bin küsur cami vardı. 14 milyon nüfus vardı. 14 bin kadar da okul var. Şimdi bir kere yoksul ve fakir bir cumhuriyet ve dolayısıyla lükse aşırıya kaçmaya o dönemdeki Türkiye’nin mecali yoktu.  Ve binaların tasnifine gidilir. Vakıflar bunların ayrımın yapar. Öyle köyler vardır ki Kurtuluş Savaşı’nda nüfus değişmiştir. Bu camilerin bir kısmı da Yunanlılar tarafından yıkılmıştır ve Yunanlılar camilerimizi ahıra çevirmiştir. Yakmıştır. Atatürk 1923’te diyor ki ‘Yunanlılar kaçarken binden fazla camimizi yıkmıştır. Harabeye çevirmişlerdir. Bu camileri gösterişe kaçmadan tamir etmeliyiz.’ Bir yıl içinde fakir cumhuriyet 126 tane tarihi camiyi tamir ediyor.  Bazı camiler elden çıkartıldı 1927 yılından itibaren. Ama bu hükümet kararıyla oldu. İsmet Paşa veya Atatürk kendi bireysel kararlarıyla yapmadılar bunu.  Neden? Kullanım dışı bırakılan camiler için arşivlerde şöyle yazıyor: ‘Bunların tarihi değeri yoktur, ihtiyaç değildir, bölgede ihtiyacı karşılayacak cami vardır, harabeye dönmüştür, onarılmayacak kadar hasarlıdır’ deniliyor. Bunlar başka amaçlarla kullanılıyor. İşte suiistimaller olmamış mıdır? Olmuştur. Ama camiler ahır yapılmamıştır. Camileri ahır yapan da Yunanlılardır. Şimdi İsmet Paşa döneminde tamir edilen camilerden birkaç isim vermek istiyorum. İsmet Paşa’nın başbakanlığı döneminde yüzlerce cami tamir edilmiştir. Arşivlerden bulduğum belgelere dayanarak bu isimleri paylaşacağım. Sadece 1941 yılında 66 tane cami tamir edilmiştir. Ben 66 caminin kitabımda listesini yayınladım.  1923’te İstanbul Saraçhane’deki Dülgerzade Mescidi, 26 Mart 1923’te Hamidiye Camii’nin tamiri için meclisten karar çıkartılmıştır 12 Şubat 1924 tarihli bir belgeye göre Turgutlu’da Yeni Pazar Camii için bin 500 TL tamir parası ayrılmıştır.  25 Temmuz 1925’te Bitlis’teki bir caminin tamiri için yine meclisten ödenek çıkartılmıştır. 
“Tek Parti döneminde İstanbul camileri onarıldı, her şehirde yeni camiler yapıldı”
1924-1935 tarihleri arasında tamir edilen camiler.  Selimiye, Beyazıt ve Süleymaniye Camileri  20 bin TL harcanarak tamir edilmiş. Sultanahmet Cami 50 bin 500 TL harcanarak tamir edilmiş. İstanbul’da  Kandilli Camii inşa edilmiş 17 bin TL’ye. İsmet Paşa, Kandilli’de cami inşa etmiş.  Fıstıklı Camisi 17 bin TL’ye inşa edilmiş. İstanbul’da Silivri’de Piri Mehmet Paşa Camii’nin tamiri 5 bin 600 TL.  Babaeski Ali Paşa Camii’nin tamiri 10 bin lira harcanmış.  Anadolu’da da tamir edilen camiler var. Ankara’da Zincirli Camii 19 bin 400 TL’ye, Lüleburgaz’da Sokullu Camisi 3 bin 500 liraya tamir edilmiş. Beyoğlu’nda Ağa Camisi 22 bin TL’ye tamir edilmiş. Zonguldak’ta Cami-i Kebir 1547 liraya tamir edilmiş. Başbakanlığa bağlı arşivlere girdiğinizde bu bilgileri önünüze koyuyorlar. Ama bu bilgileri görmeyip te İsmet Paşa ‘Cami yıktı, din düşmanı, din kitaplarını yasakladı’ derseniz yapacak bir şeyiniz yok. Ama tarihçiler olarak gerçeği ortaya koyuyoruz. Bu belgeler Başbakana bağlı Cumhuriyet arşivinde duruyor. Bütün bunlar ortadayken günahtır.
“İsmet Paşa İslam’a söven, Hz. Muhammed’e hakaret eden, hurafe kitapları yasakladı”
İsmet Paşa döneminde din kitapları yasaklandı diye bir iftira daha var.  İsmet Paşa döneminde din kitaplarının yasaklandığı doğrudur ama İslam dinine hakaret eden, Peygambere söven, Hz. Muhammed’i karalayan kitapları yasaklamış İsmet Paşa.  Kuran’daki meşhur ayetlere benziyor. Namaz’a yaklaşmayın. Ama nasıl yaklaşmayın? İçkili yaklaşmayın diyor.  Bunların iftirası da ona benziyor. İsmet Paşa dini kitapları yasaklattı diyor. Doğru yasaklatmış. Kitapları bulup inceledik. Ve ne gördük biliyor musunuz?  Peygamberimize, mevlid-i şerife, İslam dinine hakaretler içeren kitaplar yazılmış. Hurafeler yazılmış.  İsmet Paşa mecliste bir komisyon kurdurmuş ve incelettikten sonra yasaklamış. Şu soruyu sorabilirsiniz? Kitapları yasaklattı ama onun yerine dini kitaplar yazdırdı mı?  İsmet Paşa’nın yazdırdığı dini kitapların da listesini yayınladık. Yıl 1928. Atatürk ve İsmet İnönü birlikte çocuklarımıza doğru din eğitimi vermek için Abdülbaki Gölpınarlı Hocaya bir kitap hazırlatmışlar. Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri.  Dinimizi en sade anlatan kitaplardan biridir. İsmet İnönü ve Atatürk 1928’de askerlere okutmak için dinimizi anlatan kitap hazırlatmışlar. Askerimiz de dinsiz diyorlar ya. Askerin Din Dersleri diye kitap hazırlatmışlar. İsmet Paşa, 1940’lı yıllarda Ahmet Hamdi Akseki’ye kitap hazırlatmış.  Camilerdeki hocalarımız için hutbeleri düzgün versinler diye Müslümanlığın icaplarını doğru anlatsınlar diye ‘Hutbelerimiz’ isimli bir kitap hazırlatmıştır. Dönemin ünlü din âlimi. Yüzlerce örnek var. Atatürk ve İnönü’nün Kuran-ı Kerim başta olmak üzere, Buhari’nin hadisleri ve bu kitaplar da olmak üzere hazırlatıp Türkiye’ye ücretsiz dağıttırdıkları kitap sayısı 352 bin takım. Bunları sizden sakladılar, sizlere anlatmadılar. Çünkü bu toplumun yumuşak karnı din. Bunlara dinsiz demek tabiî ki sizi onlardan uzaklaştıracak.  Biz de Atatürk’e İnönü’ye sahip çıkanlara onların bu yönlerini anlatmadık. İsmet İnönü ve Atatürk dini inançlarını asla şov aracı olarak kullanmadılar.  Biz bir yılda 126 cami tamir ettik diye şov yapmıyorlar.  İsmet Paşa seçim meydanlarında din istismarı içeren konuşmalar yapmıyorlardı. . Ama artık deniz bitti, karaya çıktık, artık bu ülkede satın alınamayan aydınlar var”



Yeni Malatya Gazetesi
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner77

Küspe kokusu bunalttı, çözüm çabası yok!
Küspe kokusu bunalttı, çözüm çabası yok!

Haberi Oku