Akçadağ’a yerleştik. Akçadağ bizden yoksul, biz Akçadağ’lılardan. İki tas buğday bulamıyoruz. Kıvır kıvır kıvranıyoruz. Umudumuz Akçadağ’ın hayvanlarının yaylımdan gelmesi ve kasaplar.  Akçadağ’da kasaplar günde bir veya iki adet davar keserlerdi. Biz önceden tedbirimizi alır davarlar kesilirken  taslarımızı, tencerelerimizi davarların kanları ile doldurur, kanı suda kaynatır, böylece et kokusunu alır, suda haşlanan kana ekmek doğrar, böylece et yemiş gibi olurduk.

Hüseyin amca çocukken çok atletik imiş.  Akçadağ’lılar benim tozuma bile kavuşamazdı diyor. Ne ise Hüseyin Amca ve ailesi zorluk ve yoksullukla Akçadağ’a kapak atmış orayı yurt edinmiş, babam Cemal Yücel ve Said Amca ile arkadaş olmuş. 

Rahmetli babam Cemal Yücel ile Hüseyin Çelik amca ömürlerinin sonuna sonuna kadar dost ve kardeş kaldılar. 

HÜSEYİN ÇELİK AMCANIN DAĞILAN SÜLALESİ

 Hüseyin amca anlatmaya devam ediyor. 

-“O zamanlar benim askerlik konusunda rapor almam gerekiyordu.  Askeri Hastane Diyarbakır’da idi. Oraya gidip muayene olmam kaçınılmazdı. Malatya’dan trene binerek Diyarbakır’a gittim. Yazın sıcağı. Diyarbakır alev alev yanıyor.  Bir otele yerleştim. Otellerde o zamanlar tül perdeler yok. Odaya girdim perdeyi açtım, karşı apartmanda bir bayanla göz göze geldik. Ayıp olmasın diye perdeyi kapattım ve uyudum. Akşama doğru oteldeki kapım çalındı. Uykulu gözler ile kapıyı açtım karşımda bir yüzbaşı ile yanında karşı apartmandaki bayanı gördüm. Şaşırdım tabii. 

-Hüseyin Çelik : Hoş geldiniz buyurun. Hayırdır.

-Yüzbaşı Hasan: Hoş bulduk. Nasılsınız ? Ben buralarda askeriyede görevliyim,adım Hasan. Sen eşimle göz göze gelmişsin ve perdeyi kapatmışsın. Bu olay benim dikkatimi çekti. Bu kadar saygı ancak bizim oralarda mümkün olur. Nerelisin? Nereden geldin kimsin?

-Hüseyin Çelik : Biz muhaciriz tüm aile o tarafların işgali ile çekildik ve biz Akçadağ’a yerleştik. Emmilerim ve onların çocukları vardı. Onlar nerelere gittiler bilmiyorum. İsim teatilerinden sonra;

Yüzbaşı Hasan: İşte ben senin göçte kaybolan ve Maraş’ yerleşen emminoğlu Hasan’ım  der. İki amcaoğlu seneler sonra hasretle kucaklaşırlar. 

SAVAŞ YILLARINI TARİH ANLATIYOR

Öz Savaşların en trajik sonuçlarının başında, savaş bölgelerinde yaşayan sivil halkın yaşadığı bölgeleri terk etmeleri yani göçler gelmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde yaşanan savaşlar ile muhaceret, bölgenin kaderini derinden etkiledi. 1914 yılında savaşın ilk günlerinde başlayan muhaceret 1917 yılına kadar aralıksız olarak devam etti. Türk-Rus mücadelesinin yaşandığı bölgedeki Müslüman ahali Rus ilerlemesine paralel olarak sürekli batıya doğru göç etmek zorunda kaldı, 1916 yılında Erzurum’un Rus işgaline uğramasının ardından göç eden insan sayısı doruk noktaya ulaştı. Türk ordusu geri çekilirken cephane ve ikmal araçlarını nakletmek için sivil halkın elindeki araçlara el koymuştu. Tüm ulaşım araçlarına el konulmuş olan halk dondurucu soğuğa rağmen boyunduruk altında yaşamak istemediği için orduyla beraber Anadolu’nun içlerine doğru geri çekildi.  Birinci Dünya Savaşı’nda cephedeki askerler kadar sivil yaşamda olumsuzluklardan doğrudan etkilendi. Bunun en önemli nedeni şüphesiz ki gelişen savaş teknolojisiydi. Taraflar uçakları savaş araçları olarak kullanmaya başlayınca sivil yerleşimlerin zarar görmesi kaçınılmaz oldu. Savaş eşi benzeri görülmemiş can ve mal kayıplarına neden olurken milyonlarca insanında evlerini ve yurtlarını terk etmelerine sebep oldu.

 Hafız Hakkı Paşa, 19 Ocak 1915’te ise not defterine muhacirlerin içerisinde bulunduğu durumu şu şekilde resmediyordu; “…Of, hele muhacirlerin sefaleti. Ağlayan, el-ayağı donmuş, çocukcuklar, ihtiyarlar, kadınlar, ihtiyarlar…

 Erzurum Valisi Tahsin Bey muhacereti engellemek için oldukça yoğun bir çaba sarf etmesine rağmen bu konuda başarılı olamadı. Çünkü bir metre kar ve sıfırın altında 20 derece soğukta kadın ve çocukların helak olacağına Hasankale muhacirleri meselesinde şahit olmuştu. Ancak Ermeni meselesi dolayısıyla Ermenilerden çok korkan halk zapt edilemedi ve göç başladı. Göçün başlamasıyla muhacirin arasında büyük bir sefalet baş gösterdi… 

Neler olmuş neler. ? Bu vatan kola kolay bu günlere gelmedi. Vatanımızın kıymetini bilelim, birlik ve dirliğimizi koruyalım, dikkati elden bırakmayalım. Su uyur düşman uyumaz. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.