Hayat o kadar çabuk değişiyor, farklılaşıyor ki artık bizim gibi yaşını-başını almış olanlar “nerede o eski…” diye başlayan lafları sıkça eder oluyor. Neredeyse nostaljisi yapılmayan şey yok artık bizler için.

Kabul etmek lazım, birçok şey mazide kalıyor, geri getirmek mümkün değil. Bugünkü bayram kutlama şekline diyecek lafımız olmayacak. Onun yerine sadece eskiden nasıldı, şimdi nasıl oluyor, eskilere hatırlatma, yenilere anlatma olsun diye kısaca değinelim.

Eski bayramların en belirleyici özelliği insanların bu kadar geniş şehir alanlarında değil genellikle aynı çevre içerisinde yaşıyor olmasıydı. Mesela bizler küçük bir ilçede yaşıyorduk, akrabalarımızın çoğu en fazla 15 dakikalık yürüme mesafesinde yaşıyordu ve ziyaret sorun olmuyordu.

Şimdi akrabalarımızın her biri şehrin bir tarafında yaşıyor. Özel aracınız varsa bu bir avantaj ve bir gün içerisinde herkesi ziyaret etme, bayramlaşma şansınız var. Araç yoksa ve toplu taşıma araçlarının umuduna kaldıysanız ve üstüne üstlük yaş kemale erdikçe ayaklar sizi taşımakta zorlanmışsa yandınız. Sırf bu nedenle ziyaret etmek istediğimiz halde birçok yakınımızı ziyaret edemediğimizi ve bundan dolayı üzüntü duyduğumuzu belirtelim.

Aslında bayram denilince çocuklardan bahsetmek lazım çünkü bayram en çok çocukları mutlu eden bir olgudur. Eskiden şimdiki kadar oyuncak, elbise, yiyecek-içecek yoktu. Bayramlar bunların alınmasına vesile olur ve çocuklar mutlu edilirdi. Yeni bir ayakkabı, elbise alınmışsa, bizim zamanın popüler oyuncağı “tapa tabancası” (mantar tabancası), çatapat almışsak, değmeyin keyfimize. Hatta bazı oyuncak satıcıları Milli Piyango idaresinden izin almadan oyuncak çekilişleri bile yaptırırdı.

Çocuklar alınan hediyelerle şimdi de mutlu oluyorlar ama eskisi kadar yoğun bir mutluluk süreci görmüyoruz. Eskiden bayram harçlığı vazgeçilmezlerdendi ama o da eskisi kadar kalmadı. Belki bunun sebebi de kısmi maddi refah !..

Bizim zamanımızda olduğu gibi çocukların kapı kapı dolaşıp şeker topladığına  pek az rastlıyoruz. Ne üzücü ki güvenlik gerekçesiyle birçok aile çocuğunu apartmanın kapısından dışarı bırakmıyor; haklılar da. Ancak şeker toplama etkinliğinin ilişkilerin daha samimi olduğu ilçelerde sürdüğünü gözlüyoruz.

***

Bu ve benzer karşılaştırmaları arttırmak mümkün.

Ancak genel kanımız şu ki: Bayramlar halen hayatımızda önemini koruyor. Büyüklerimizi, yakınlarımızı, komşularımızı ziyaret etmek en güzeli ama olmasa da telefon ediyoruz, mesaj atıyoruz, onları hatırladığımızı hissettiriyoruz. Bunu yapmazsak içimizde bir burukluk kalıyor. (Bu yazı 7 Eylül 2017 tarihlidir)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.