Cumartesi günü acı bir haber aldık. Gerçekten çok acı. 

Darende ilçemizde sulama kanalına düşen 2 çocuk boğularak hayatını kaybetmiş. 

4 arkadaş Yeşiltaş Mahallesinde akşam saatlerinde balık tutmak için sulama kanalı bölgesine gitmiş. Çocuklardan 2’si, 9 ve 11 yaşlarında, dengesini kaybedip suya düşmüş. Haliyle diğer çocuklar büyükleri haberdar etmiş. Aileler, 112 acil servisi, komşular derken maalesef iki çocuk da kanaldan ölü çıkarılmış. 

Şu anda olay adli makamlarca soruşturuluyor. Biz sadece ajans haberi üzerinden konuşuyoruz. Fotoğraflara baktık, bizim de yabancısı olmadığımız bir kanal kenarı. Ne demek istediğimizi birazdan anlatacağız. 

Öncelikle günümüz şehirli insanına o yaştaki çocukları kanal kenarına yalnız bırakmanın garip geleceğini, yanlış bulunacağını bir kenara yazalım. 

Bizim çocukluğumuz da böyle bir ortamda geçti. Yaşadığımız doğal ortam içerisinde böyle bir kanal vardı (halen var), kanalın kenarında bahçemiz de. Çocuk başımıza kanal kenarında gider gelirdik, hatta arkadaşlarımızla birlikte “gölleç” yapıp çimerdik. Yalnız bizim kanal Darende’de elim hadisenin geçtiği yer kadar büyük değildi. 

Kırsal kesimde yaşayan insanlar çevrelerindeki bu tür tehlikelere alışkındır, sadece dikkat ederler. Çocuklarının da dikkatli olmasını isterler. Sonuçta çocuk bir şekilde evden çıkacak, bir yere gidip gelirken oralardan geçecektir. 

Ancak yine de son hadisede olduğu gibi yalnız başına balık tutmaya (dedik ya, ajans haberi üzerinden konuşuyoruz) bırakılır mı, doğru olduğunu sanmıyoruz. 

Biz de zamanında tek başımıza dolaşırdık ama doğru değildi. 

Bahsettiğimiz yer, Gündüzbey Kapılık mevkiinden başlayıp neredeyse tüm Malatya’yı dolaşan Derme Kanalı. Bizim küçüklüğümüzdeki deyimle “Deymen Suyu”. Yıllar içerisinde bu kanalda çok insan boğuldu. Kanalın Gündüzbe, Çırmıhtı, Kileyik, Barguzu, Tecde bölümü en fazla bir eşeğin yüküyle geçebileceği kadar dar, hemen yanı başında şirin su arklarının (harıh) geçtiği, bahçelerin başladığı, insana huzur veren yollardı. “Saka Kenarı” da denir bu sevimli yürüyüş yollarına. Ama anlık bir dikkatsizlik sizi suya düşürebilirdi. 

Zaten yıllar içerisinde birçok insan suya kapılarak can verdi. Bilhassa çocuklar hayatını kaybetti. Büyüklerimiz sırtında çırpıyla dinlenmek için “düşü” kenarına oturup dengesini kaybeden kadınların suya kapılıp boğulduğu hikayelerini anlatırdı. Düşü, Derme Suyunun hızını kesmek için belli noktalarda yapılmış, görüntüsü şelaleyi andıran yerlere deniyor. Su düştükten hemen sonra, birkaç metre ilerisine set çekilip suyun hızı azaltılıyor. Bu düşülere düşerseniz çıkmanız çok zor oluyor. 

Tam olarak kaç sene bilemiyoruz ama 10-15 sene olmuştur, kanal kenarına önlem almak akla geldi. Devlet Su İşleri boydan boya tel örgü çekti kanal kenarına. Son yıllarda buralara çok sayıda ev yapılması da buna sebep oldu. Artık insan sayısı artmıştı, daha çok insan suya düşebilir, hayatını kaybederdi. 

Sadece bahçelere su verilen geverlerin başında açıklık var; o kadar. 

Darende’de yaşanan trajik olayı görünce aklımıza geldi. 

Kanal kenarlarına, tamamına olmazsa bile en azından nüfusun yoğun olduğu yerlere, tel örgü yapmak gerekmez mi? Teknik olarak belki başka önlem de alınabilir, bilmiyoruz. 

Masrafı ne olursa olsun, insan canından değerli olamaz. İlgili, yetkili kurum kimse bu işe el atmalı, sadece Darende değil, tüm kanal kenarlarında benzer önlemler alınmalıdır. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner78