Bulgur kaynatma:

İhtiyacı kadar buğdayı kendi tarlasından veya buğday pazarından edinen her yerli aile senede bir kez bulgur kaynatır, bu işlem yapılırken komşular da onlara yardımcı olurlardı. Bir seferde sekiz, on gırat bulguru kaynatmak en kolayı ve en ekonomik olanıydı, çünkü bir ocak yanacak başında bekleyip karıştırma işi de daha az insan gerektirecekti. Ancak her ailenin bu kapasitede kazanı olmazdı, sadece kalabalık büyük ailelerde böyle kazanlar bulunurdu, zaten gerek de yoktu, senede bir kez kullanılacak olan bir kap, bakır olan bu kazanlar hem pahalı hem de onun kalaylanmasına gidecek parayla daha küçük bir kazan alınabilirdi ve başka ihtiyaçlarda da bu kazanı kullanma imkanı olurdu. Malatya’da bu kapasitede kazana sahip aile sayısı onu geçmezdi, onların da eskiden kalmaydı. Bizim evde de böyle bir kazanımız vardı, bütün mahalle, hatta yakın mahallelerden gelip kullanmak için isterlerdi.

Onu taşımak için iki hamal gelir kulplarına kalın bir sırık geçirip biri önde öbürü arkada sırtlarında zor taşırlardı, uzak mesafelere ise taş arabasına (at arabası) yükleyip götürürlerdi.

Avluda veya bahçede büyük düzgün ve uygun taşlardan yapılan ocağın ateşi yakılırdı ( çünkü evlerdeki normal işlerde kullanılan ocaklarda bu bulgur kaynatılamaz onun için özel bir ocak yapılırdı). Hey be.... Ne hanımlardı, analarımız, ninelerimiz mekanları cennet olsun, nur içinde yatsınlar!.. Komşuların da yardımıyla sabahın erken saatlerinde başlayan bulgur kaynatma işleminde ateşi yakmak ve kontrol etmek büyük bir maharet gerektirirdi. Kazanın başında kaynayan buğdayı karıştıran hanım da bir eksper gibi kontrol eder, hediğin kıvamını dikkatle takip ederdi. Hanımlar birbirleriyle istişare ederek, tek tek kulplu büyük tasla kazandan aldıkları hediğin (haşlanmış buğday) tadına bakarlar en son da, en tecrübeli en büyük hanım kimse ona, “SIDIGA abla... EDİBE abla... veya İMİĞHAN abla... bi de sen bağh” deyip o abladan da onay aldıktan sonra, daha önceden kireç kaymağına yatırılmış, yıkanmış pırıl pırıl HILALAR uygun yerlere serilir, genelde dam var ise dam tercih edilirdi. Kulplu tasla bakır, kalaylı sitillere doldurulan haşlanmış buğdaylar hılaların serili olduğu yere taşınır ve hılaların üzerine dökülürdü. Hılanın başındaki hanımlar da ikinci sitil gelene kadar hılaya dökülen buğdayı, çok titiz ve dikkatlice bezin üzerine ince bir tabaka halinde yayardı. Kazandaki veya kazanlardaki haşlanmış buğdayların tamamının taşınıp yayılması bitirilinceye kadar bu uğraşı ve emek devam ederdi. Bu serili buğdayları kuruyup toparlanıncaya kadar iki üç günlük sürede kuşların (genelde serçe) talanından korumak için bir korkuluk yapılır, giydirilir, başına da bir kasket konurdu. Ayrıca her gün bir kaç kez gidip o serili buğdaylar her yanı güneş alsın diye karıştırılırdı.

Sabah gün doğumuyla komşularla birlikte besmele çekerek başlayan bulgur kaynatma işlemi akşam şükür duasıyla son bulur, “ALLAH ağız tadıyla yemek nasip etsin bacım.... anam!..” temen nisi ile helalleşilir, teşekkür edilir, komşuların gelirken evlerinden getirdikleri DİLİKLİ SAHENLERE hedik ve ceviz içi depeleme doldurulur, verilirdi. Onları uğurlarken de “ UY ANAM BİR DE BUNUN ATLAMASI VAR( ayıklanması), GÖZÜMDE BÜYÜYÜ” der, onlar da ; “BACIM BURĞUR ATLAMAYA DA GELİRİK HELBET, SENİ YALANIZ BIRAĞHACAH HALIMIZ YOĞH YA!..” derler ve gülüşerek günün yorgunluğunu atmaya  çalışırlardı...

Ne güzel günlerdi, benim yaptığım sizlerin de yaşadığı ve bildiği bu günleri hatırlatmak.

Sağlıkla kalın, sevgiyle kalın !...

Damlar yoğh artığ, burğur çekmeye

Gar kürümeye, loğ’u sürmeye...

Kör olam sivigi bile bilen yoğh.

Babaçığa.. gel de ğhuylanma kirve.

Çağalar bebe olmuş, pelüze mama.

Gurna dutup bohçayı göndermiyler şimdi

Paytonunan h a m a m a...

Devri devran sauna devri.

Sülügoğlu Azzet abla vardı dedim

Annamayıp pel pel bana bağhdılar.

Sığırcı mahlesine rağbet var şimdi.

Sankim dersin Bağdat caddesi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.