POLİTİKA:
CHP'den '17 Aralık Operasyonu' değerlendirmesi
Yeni Malatya- Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Hukuk Komisyonu tarafından ülke gündemini meşgul eden ‘17 Aralık Operasyonu’ sonrası yaşanılan gelişmeler değerlendirildi. CHP İl Başkanı Enver Kiraz, parti il binasında ‘Hukuk Komisyonu’nun hazırladığı değerlendirme raporunu kamuoyu ile paylaştı. Kiraz basın toplantısındaki açıklamasında 17 Aralık’ta başlatılan yolsuzluk operasyonuyla birlikte, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını belirterek, “Bu operasyon önümüzdeki dönemi şekillendirme açısından da , halkın tercihlerini yapma açısından da önemlidir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak gerek genel merkezimiz gerek İl örtümüz , gerekse Milletvekilimiz aracılığıyla bu konuyla ilgili değerlendirmeleri her platformda gerçekleştirdik.” İfadelerini kullandı. CHP İl Başkanı Kiraz, parti öneticileri ve Hukuk Komisyonu üyeleriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Bir kez daha ifade ediyoruz ki. Türkiye Cumhuriyetinin en büyük yolsuzluk operasyonudur. Bizzat Hükümet ve AKP yetkilileri tarafından yapılmış bir yolsuzluktur. Para kasalarını, ayakkabı kutularını , milyar dolarları düşündüğümüzde, yolsuzluğun devasa boyutlarını , bu yolsuzluk rakamlarıyla ülkeye nelerin kazandırılabileceğini düşündüğümüzde , bu yolsuzluğun mağduru olan halkımızın AKP’yi önümüzdeki dönemde sandığa gömeceğini açıkça görüyoruz. Sayın Başbakanın son dönemlerde adaylarımıza yönelik mesnetsiz suçlamaları da bu panik havasının en bariz göstergesidir.Bu çerçevede bugün de partimizin Hukuk Komisyonu tarafından yolsuzluk operasyonuyla ilgili hukuki bakımdan bir değerlendirme hazırlanmıştır. Kendilerine bu çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi. CHP İl Başkanı Enver Kiraz’ın açıklamasının ardından, CHP Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanan değerlendirme Hukuk Komisyonu Başkanı Av. Alp Kadir Yiğitcan tarafından basına açıklandı. CHP Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda özetle şu bilgilere yer verildi: “17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ile başlayan süreç birinci ayını doldurdu. Bu bir aylık süre zarfında ülke olarak, hukukun anti demokratik bir iktidar tarafından nasıl ayaklar altına alındığını, milli egemenlik kavramının nasıl istismar edildiğini ve yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti meşrulaştırmak için iktidarın nasıl olağanüstü bir çaba gösterdiğini izliyoruz. AKP İktidarı, geçen bu bir aylık süre içerisinde yüzlerce emniyet mensubunun ve onlarca savcının yerini değiştirmekle kalmayıp son olarak adeta HSYK’nın bütün yetkilerini Adalet Bakanına bağlama girişimiyle, AKP mensuplarına ve yakınlarına yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını bertaraf etmek istemiştir. Ayrıca 2010 Anayasa referandumunda “üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiyoruz” sözleriyle HSYK’yı düzenleyen iktidar, bugün HSYK’yı yeni gelişmelere göre yeniden düzenlemek istemiştir. Hükümeti buna iten sebebin, ne demokratikleşme kaygısı, ne de yargısal sorunları çözmek olmadığı malumdur. HSYK değişikliği adı altında, son bir aydır suçüstü yakalanan ve yargılanmaktan korkan bir iktidarın kendini ve çocuklarını kurtarma çabalarına şahit olduk. Akp iktidarı, özellikle partimizin, diğer muhalefet partilerinin ve STK.ların da düzenlemelere karşı olmaları nedeniyle şimdilik bu düzenlemeden vazgeçmiştir. Ancak yine de hukuk açısından güven verici bir noktada olmadığımızı belirtmek isteriz. Ülkemiz, polislerin savcıların talimatını yerine getiremediği, savcıların ellerinden dosyalarının alındığı, başbakanın savcı ile kişisel polemiğe girdiği, müsteşarın yargıya talimat verdiği ve mahkeme kararlarını uygulayacak kolluk kuvvetlerinin bulunmadığı büyük bir krizin içerisindedir. Demokrasinin gelişim sürecinde, çoğunluğun devlet yönetimindeki kararlarının mutlak olması, azınlık haklarını kısıtlayabileceği kaygısı çoğulcu demokrasiyi ortaya çıkarmıştır. Azınlıkta veya muhalefette olanların korunması, düşüncelerin serbestçe hiçbir baskıyla karşılaşmadan söylenebilmesi çoğulcu demokrasi için şarttır. Bütün bu gündem değiştirme ve kafa karıştırma çabaları içerisinde unutulmaması gereken tek şey; Şu anda ülkemizde, üst düzeyde hükümet kanadında yaşanan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonucunda ortaya çıkan devlet ve yargı krizidir. Ve bunun tek sebebi de AKP iktidarıdır. Bugün Türkiye’de Devletin en üst organlarından birinin yani, TBMM Başkanının da itiraf ettiği üzere yargı çökmüştür. Bu söyleme aynen katıldığımızı bildirmekle beraber ekliyoruz; Yargı, bugün değil, ne yazık ki AKP’nin 11 yıllık iktidarında çökmüştür. Öte yandan, Milli egemenlik ve halk iradesi, yani sandık, bizim için vazgeçilmez demokrasi prensiplerindendir. Ancak demokrasilerde ve hukuk devletlerinde yolsuzluğun ve rüşvetin hesabı yargıda verilir. Millet ise, oy kullanmak suretiyle devrettiği yetkisini ve vekâletini kötüye kullananları sandıkta elbette cezalandırır. Bundan kimsenin kuşkusu yoktur.”

Yeni Malatya Gazetesi
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

"Yapılan sıradan bir protesto değildir"
"Yapılan sıradan bir protesto değildir"

Haberi Oku