POLİTİKA:
Erkal : ‘Son 15 yıl Malatya'nın kayıp yıllardır'



Söyleşi: Güler HAZAR

Saadet Partisi (SP) Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yüksek Mimar A. Münir Erkal, 30 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlerin Malatya için sadece 5 yıllık belediye başkanı ve belediye meclis üyelerini seçmek anlamına gelmediğini ifade ederek, “Bu seçim Malatya’nın gelecek 100 yılını etkileyecek bir seçimdir. Çünkü Malatya, büyükşehir statüsü nedeniyle bütün il sınırlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılacak. Her şey sıfırdan planlanacak. Bu yüzden emanet işin ehli olana, liyakatli olana teslim edilmelidir”  dedi.

Kendisinin Malatya Belediye Başkanı olarak görev yaptığı 1989-1999 dönemi sonrasındaki 15 yılı Malatya’nın kayıp yılları olarak niteleyen SP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı A. Münir Erkal, belediyenin parasal kaynaklarının halka hizmet yolunda harcanmak yerine birilerine peşkeş çekildiğine dair güçlü iddialar bulunduğunu da vurgulayarak, “Bu kadar para kavuna benzeyen kayısı heykelleri için mi harcandı, kaldırım için mi harcandı? Malatya halkı bu paraların hesabını sormalıdır” diye konuştu.

Saadet Partisi Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı A. Münir Erkal Yerel seçimlere kısa süre kala Yeni Malatya Gazetesi Muhabiri’nin sorularını cevapladı:

-Malatya’da Malatya Belediyesi’nin son 15 yıllık belediyecilik anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Malatya bu süreçte hak ettiği hizmetleri alabildi mi, çağdaş anlamda yerel yönetim sergilenebildi mi yoksa kaybedilen bir 15 yıl mı yaşadık sizce?

-Malatya’nın belediyecilik alanındaki son 15 yılı kesinlikle kayıp yıllardır. Neden kayıp yıllar? Ben 1989’da Malatya Belediye Başkanı olarak seçildiğimde 25 yıllık bir stratejik hedefler manzumesi ortaya koymuş ve şunu demiştim: Bir kent sadece lineer (çizgisel) doğrusal bir hat üzerinde gelişemez. Bu ancak kasaba belediyeciliği projesidir. Çevreyolunu 1989’da söylemişim, sınırlarımızdan geçmediği halde, yani belediye uhdesinde olmadığı halde tescil ettirmişim ve o günden bugüne 15 yıl geçmiş, sen 1 metre yol açamamışsın. Yani bir kere demek ki sorun tespitinde aramızda çok ciddi uçurumlar var. Eleştirdikleri Fahri Kayhan Bulvarı’nı açmışım, şimdi yeni bir merkez inşa edilmiş orada. Ama siz bir yol dahi açamamışsınız.  Bu yolların Kuzey –Güney istikametinde 50 km’lik akslarla bağlanması gerekiyor. Kuzeye doğru açılması gerekiyor çünkü Güney’de Beydağları var ve bunu da açacak bir şey yapamamışsınız.  Allah aşkına ne yaptınız siz bugüne kadar? 10 km’lik alanda belediyecilik yapılıyor. Çarşı tek çarşı. Merkez tek merkez. Trafik arapsaçı. Yani bu kadar ufuk ve vizyon probleminin olduğu yerde ben ‘Kayıp yıllar’ terimini nezaketen söylüyorum. 15 yılın birikimi bu kadar para nereye gitti.  Sadece yaptığım otogar 20-25 milyon dolardı. Ya bir tane de sen ona onun yanına yaklaşabilecek bir eser yap. Ben ta o yıllarda yazmışım: Uluslararası kongre oteli, kongre merkezi.  Yap Malatya’ya bir tane kongre oteli. Niye yapmamışsın?  Biraz turist gelsin. Malatya’nın turizm potansiyeli artsın. Karakaya Baraj Gölü’ne niye turizm master planı yapmıyorsun? Malatya’da Karakaya Baraj Gölü var. Neden bunu yapmıyorsun? Niye? Malatya’nın tarihi açısından Battalgazi bölgesi önemli bir bölge. Surlar ve diğer eski eserler. Buranın çok ciddi tarihi bir alan olarak planlanması, komple özel bir alan haline getirilip, özel, ses, ışık, yürüme yolları ile tarihi görsel ziyafet verilmesi mümkün iken niye bunu yapmıyorsun?  Bunları yapmaz iseniz bir kent nasıl gelişir? Bunu bana birisi izah etsin. Belediyecilik nasıl bir iştir? Belediyeciliğin yüzde 70-80’i imar işidir. Bunu yapmak zorundasınız. Kanundaki görevler bellidir.  Malatya kent merkezine, kazık çakarak, demir çakarak iş yapılıyorsa birileri bizimle dalga geçiyor demektir. Belediyecilik, öngörülü olma işidir. Planlama işidir. Geleceği görme işidir. Kontrollü ve dengeli büyümenin şartı öngörülü olmaktır. Bugün oturduğunuz yerden Malatya’nın 3 yıl sonra otopark sıkıntısı çekeceğini görüp şimdiden yapmaya başlamıyorsanız bu işin altından kalkamazsınız. Her yıl artan araç sayısı belli. Otopark kapasiten belli. Yerini buldun, istimlak ettin, projesini hazırlardın, ihaleye çıktın, yer teslimi yaptın, inşaata başladın derken, zaten 3 yıla yakın bir zaman geçiyor.  Bunu görüyorsunuz. Ama yapmıyorsunuz. Yahu belediyecilik nedir?  O zaman bana bunu izah edin.

-1989-1999 yılları arasında 10 yıl Malatya Belediye başkanlığı yaptınız. 2002-2007 yılları arasında ise Malatya Milletvekili olarak TBMM’de görev yaptınız. Bugün büyükşehir statüsüne dönüştürülmüş Malatya Belediyesi için yeniden yarışıyorsunuz. Şayet kazanırsanız neler öngörüyorsunuz, Malatya için hayaliniz nedir?

-Benim Malatya’ya dair hayalim şu: Hedef 2040 diye yazdım. Ama Malatya tarihinde ilk kez büyükşehir olduğu için Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, kurucu belediye başkanı olarak yazılacak. Bu kelimenin altını çok kalın bir çizgi ile çiziyorum. Tarihinde ilk defa çünkü. Kurucu irade ve kurucu başkan. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Malatya Büyükşehrin Kurucu Başkanıdır. Seçim broşürüne de böyle yazdım. Birlikte Malatya’yı ilk kez ilin tüm sınırlarını kapsayacak şekilde yeniden kuracağız. Yoksa ben böyle bir slogan yazmam.  İlçeler semt haline geliyor ve Malatya Belediyesi’nin sorumluluk ve yetki alanı 57 kat büyüyor. 21 bin 500 hektardan 1 milyon 231 bin hektara çıkıyorsunuz. Biz mimarlar, bize verilen alan büyüklüğüne göre sosyal ve teknik alt yapıyı planlarız.  Bize verilen alan büyüklüğüne ve talebe göre kent planlaması yaparız. Yani Büyükşehir Belediye Başkanı,  57 kez daha büyümüş bir alanı planlayacak. Şimdi Malatya’nın bütün veri tabanı değişiyor. 57 kere daha büyük alanı planlayacağınız Malatya’nın kent meydanı yok.

-Malatya’da kent meydanının olmamasının sorumlularından birisizi de siz değil misiniz?

-Neden?

-Çünkü 10 yıl belediye başkanlığı yaptınız. Kent meydanı ya da meydanlar yapılmamasında sizin sorumluluk payınız yok mu?

-Ama bakın şimdi o 2015 projesi o zaman tekrar gündeme getirelim. Bakın Kuzey Çevreyolunun açılması demek aslında yeni bir kent merkezinin kurulması demektir.  Siz Kuzey Çevreyolu’nu açtığınız anda, şimdi 54 km’lik yol açılsaydı orada yeni bir merkez oluşmuştu zaten. Dolayıyla, meydanı, yolu, kavşağı her şey olacaktı.

-Göreve geldiğinizde sorululuk ve yetki alanı 57 kat büyüyen bir belediye yönetimi olarak Malatya’yı nasıl planlayacaksınız?

Biz şayet bu göreve gelirsek, uluslar arası kent planlamacılarının da içinde yer aldığı bir konsorsiyum kuracağız. Sadece yerel ve ulusal ölçekteki şehir plancılarıyla çalışmayı planlamıyorum, uluslararası isimlerin de yer aldığı bir konsorsiyum kurarak kenti planlayacağız. Mesela Berlin’i kim planlamış? Barselona’yı kim planlamış? Bu mimarlarla, şehir plancıları, dünyanın en önemli şehircilik projelerine imza atan şehircilik alanındaki bilim insanları ile çalışacağız. Ben iddialı bir adamım. 1989’da,  2015’i yani 26 yıl öncesinden bugünü planladığımda Malatya’da derin düşünme yetisinden yoksun, stratejik planlamayı bilmeyen birtakım kişiler bana güldü. Sadece Malatya’da değil o yıllarda başka şehirlerde de yoktu uzun vadeli şehircilik planlamaları. En fazla 5 yıllık planlar vardı. Kanun da böyle diyordu zaten. Ben küçük işlerle uğraşmam. Malatya insanına hizmet üretmek üzere yola çıktığımızda yol haritamızı en uzman kişilerle birlikte hazırlayacağız, kenti planlayacağız. Malatya halkına mektubumda da yazdım: Malatya ilk kez büyükşehir olacağı için yapılacak planlarla, esasında Malatya’nın gelecek 100 yılını planlamış olacaksınız ve bu planlardan sonra geri dönüşünüz yok. Yapılaşma başladı mı bir daha geriye dönemezsiniz. İstimlâk etmeye devletin gücü yetmez.

 -İnsanlar neden size oy vermeli diye bir soru sorarsak, çünkü deyip başladığınızda cevabınızın devamında ne olurdu?

Yani insanlar bir yerel yöneticiyi seçerken herkesin birikimine, kimliğine, referansına bakmalı. Malatya’nın şeklini şemalini kökten değiştirecek kişiyi seçecekler. Birisine oy verecekse bu referanslara bakmalı. Teknik referanslarına, birikimine bakmalı. Kurucu başkan rolünü üstlenip kurucu iradeyi temsil edecekse bu mesuliyet duygusuyla tercih ve takdir hakkını kullanmalı. Evrensel ölçüleri dikkate alacak, adil yönetecek, kamu kaynaklarını yandaşa peşkeş çekmeyecek, şeffaf ve hesap verebilir olacak, ehliyetli liyakatli olacak. Malatya halkının 30 Mart’ta seçeceği başkan adayı 1 milyon insanın yaşadığı bir şehrin 100 yıllık geleceğini kuracak bilgi ve birikime sahip olmalı.

-Malatya Belediyesi’nde parasal kaynakların doğru projelerde ve doğru yerlerde kullanıldığını düşünüyor musunuz?

Hangi projeden bahsediyorsunuz? Proje var mı ki doğrusunu yanlışını konuşalım? Parasal kaynakların peşkeş çekildiği yönünde son derece ciddi iddialar var. Kamuoyu bu iddiaları konuşuyor ve tartışıyor haklı olarak. Belediye yönetimi ile ilgili onlarca iddia var ama olmayan tek şey var o da hizmet. Peki hizmet yoksa bu kadar devasa parasal kaynak nereye gitti? Bunu soruyorum halkımıza. Ortada hizmet yoksa kaynaklar nereye gitti? Malatya halkı bunu düşünsün, tartışsın ve buna göre karar versin.

Bu kadar para kavuna benzeyen kayısı heykelleri için mi harcandı? Kaldırım için mi harcandı? Soruyorum ben. Benim dönemimden sonra 1 metre yol açılmadı, imar alanı açılmadı diyorum. Trafik felç diyorum. Makyaj yaptılar. Farklı bir şey yaptılarsa çıkıp söylesinler. Şehirciliğin temel ilkeleri üzerine konuşuyorum.  Bu kadar para makyaja mı harcandı? Birileri çıkıp kaynakları nereye harcadığını açıklasın o zaman.

-Belediye başkan adayları Başbakan Erdoğan’ın açtığı yolda ilerleyerek çılgın proje açıklama hastalığına yakalandı. Sizin de ‘Çılgın proje’ olarak nitelenecek bir projeniz var mı? Ya da iş başına geldiğiniz takdirde öncelik ve önem vereceğiniz kentsel projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

-Bakın, biz, birilerinin taklitçiliği ile yola çıkacak kadar birikimden, bilgiden ve vizyondan yoksun siyasiler değiliz. Tam tersine bizim Malatya’da 1989-1999 döneminde gerçekleştirdiğimiz projeler Türkiye’ye ilham oldu. Farklı şehirlerde bizim projelerimizi örnek alarak belediyecilik yapıldı. Bu yüzden çılgın proje nitelemesini sevmiyorum.

En büyük projem şudur: Malatya halkı, 30 Mart seçimleri ile yeniden yapılanacak olan Malatya’nın kurucu başkannı ve kurucu iradesinin temsilcilerini seçecek. Saygıdeğer Malatya halkı 30 Mart’ta takdirini bizden yana kullandığı takdirde, Malatya kentinin planlamasını bitirip maketini, sinevizyonunu, animasyonunu Türkiye kamuoyuna ve Malatya’nın önüne koyduğumuz zaman Türkiye heyecanlanacaktır. Planlamadan sonra Malatya’nın plan maketini halka göstereceğiz. Karakaya Baraj Gölü’nün turizm master planı, çevre yolları, alt merkezleri, raylı sistem. Metronun planlanması veya raylı sistem. Böyle bir yapılanma ve bütün ilçelerin potansiyeline uygun yapılanmalar. Bütün sistem sil baştan, bunun altını çiziyorum. Bakın bütün sistem sil baştan üretilecek. Ben şunu söylüyorum bir kez daha:  Malatya, belediyecilik anlamında 30 Mart’tan sonra 57 kez daha büyük bir yer olacak ve 57 kez daha büyük bir yerin planlanmasını yapamayacak olan girmesin bu işe.

-Mevcut Başkan Sayın Ahmet Çakır projelerini açıkladı. Siz Sayın Çakır’ın projelerini incelediniz mi, ne düşünüyorsunuz 

-Hayır incelemedim. Proje yapmak önemlidir ama daha önemli olan uygulamadır. Uygulama iradeniz yoksa, projeleriniz kağıt üzerinde kalır.

Bakın, Malatya’nın içmesuyu kanalizasyon alt yapısını bugünkü kaynaklarla kıyaslandığında son derece dar imkân ve kaynaklara biz bitirdik. Önemli olan uygulama iradesidir.

-Altyapı konusunda her dönem aynı iddialı açıklamalar yapılıyor, ama Malatya’nın altyapısorunları da bitmiyor. Sizden sonra Mehmet Yaşar Çerçi de Cemal Akın da benzer söylemlerle kamuoyunun karşısına çıktı…

-Allah aşkına rakamlar ortada. Kimse kimseyi kandırmasın. Benim çabamla onlarınki bir mi? Bütün şehri kazdık. Şehir adeta bir şantiye görünümündeydi.  Tabii halkın hayatını kolaylaştıracak tedbirleri de alarak altyapı çalışmaları konusunda ciddi işler yaptık. Seçime girerken Ankara yolunu kazmıştım hatırlayın. Rakamları veririz ayıp olur. Benim harcadığım para İller Bankası kayıtlarında var. Bugüne güncelleyin ortaya çıkar. Ama yeni yerleşim yerlerini tabi yapacaksınız. Mecbursunuz. 3 katlı yere 8 kat verirseniz o da sizin hatanız ve yeniden yapmak zorundasınız.  Çünkü sistem yetmiyor.

-Ak Parti’ye Malatya’da 12 yıldı büyük destek var. Yerel seçimlerde yarışan aday esasında bir anlamda rakibi başbakandır. Siz başbakana karşı yarışıyorsunuz. Sizin için ‘Münir Bey pek yenilgiyi kabullenecek biri değildir, bir ışık görmese gelmezdi ‘ yorumu yapılıyor…

-Bir kere yenilgiyi kabul etmez cümlesine katılmıyorum. Çünkü ben, üstüme düşen sorumluluklarımı yerine getirdikten ve tüm çalışmalarımı yaptıktan sonra Allah’ın takdirine derin bir inançla bağlıyım. Tevekkül sahibi bir Müslüman olarak Allah’ın takdirinin, Cenab-ı Hakk’ın nasip etmesinin ya da nasip etmemesinin söz konusu olduğu bir olayda yenilgi ya da zafer bağlamında bir değerlendirme yapmam ben.

Bir de birilerinin hesaplamadığı şöyle bir husus var: Bir olayın gerçekleşmesi için diyelim ki bin tane parametre varsa en zeki insan bile ancak bunun yüzde 20’sini yönlendirir. Yüzde 80’i yine sizin dışınızdaki faktörler tarafından belirlenir. Mesela birileri bir başkası için kaset çıkarır, ayrılmak zorunda  kalır siyasetten. Deniz bey (Deniz Baykal) öyle oldu. Ben bir kere inancım gereği neticeyi hep Allah’a bırakırım. Netice Allah’ındır. Neden? Çünkü bu parametreleri ben hesaplayamam.  Yani bir olayın vaka haline gelmesinde ancak şartların yüzde 20’sini biz belirlersiniz. Dünyanın en zeki insanı da olsanız bu böyledir. Diğer yüzde 80’i sizin dışınızdaki koşulların; konjenktörün belirlediği durumlardır. O yüzden akıllı olacaksınız. Yani bir işe teşebbüs ederken, aklınızı, gücünüzü, parametreleri hesaplayacaksınız. Buraya gelirken bir yıl istişare ettim. Bir kere Malatya’da bir değişim talebi var. Her siyasi görüşten insanın görüşü bana geldi.  Ve ısrarla, büyük bir istekle adaylığım için talep oldu. Özellikle Malatya’nın büyükşehir olması nedeniyle kentin planlanmasının ağır bir vebal olduğu kanaati doğdu halk arasında. Bu adaylık işini düşünmem için çok talep geldi. Günlerce telefonlarım kilitlendi. Dediğim gibi talebi gördüm ve geldim. Her kesimden gördüm. Ama nihai tahlilde netice Allah’ındır.

-17 Aralık süreciyle İslamcı hassasiyetle politika yaptığını ileri süren politik aktörlerin dünya malına düşkünlüklerine ilişkin üzerinde düşünülmesi gereken ilginç veriler de sundu. İslamcı politik karakterlerin paraya, mala mülke bu kadar düşkün olmalarının sizde bir izahı var mı?

-Bu acınacak bir durum tabii, ama dikkat ederseniz ben siyasi analizlerimi yaparken hiç isim zikretmedim. Hep sistemi eleştirdim. Ben bir çerçeve çizdim ve hemşehrilerimizin vicdanına, basiretine emanet ettim. Bu şablonu alınız kimin üzerine oturtuyorsanız oturtun. Bir ülkenin yetkilileri etkilileri, isterse oda başkanı olsun, ister milletvekili, ister bakan olsun,  kim olursa olsun, kendisine verilen emaneti şahsi çıkarları için kullanıyorsa, onlar bu ülkenin baş belasıdır. Bu bir kere her açıdan siyasetteki çöküşün ifadesidir. İki tane siyasi damar vardır: Birinci damar güç, rant ve iktidar merkezlidir. ‘Rant bende olsun, güç bende olsun, iktidar da bende olsun’ derseniz her şeyi mubah görürsünüz. Ben Türkiye siyasetinin bu dediğimiz anlamda ilkeli, özeleştiriye açık, otokritiği olmayan bir yapısı olmadığını başta söyledim. Türkiye’de dikkat ederseniz siyaset hiç normalleşmedi. Birileri olağanüstü ve anormal durumları konjönktör haline getirerek hep siyaseti onun üzerinden yönlendirdi. Hukuku manüple ederseniz hukuk biter, doğal hukuk başlar ve nefsi müdafaa başlar. Sonrasında ise ülkenin Teksas’a dönmesini hiçbir güç engelleyemez.

-30 Mart seçimlerinin belediye başkanlarının seçimi dışında, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal yapısını nasıl değiştireceğini düşünüyorsunuz?

-Bu yerel seçimlerin Türkiye açısından bir kırılma olacağını düşünüyorum. Siyasetin akış süreci bizim temel ilkelerimize inanç değerlerimize uymadığını görüyorum. İnsanlarımızın ferasetine ve basiretine güveniyorum. Kalp akl-ı selimine güveniyorum. Ama burada çok acı ve üzücü bir hususu vurgulamalıyım: Bu ülkenin aydınları, ülkenin ve siyasetin doğruları-yanlışları konusunda üstlerine düşen görevi yapmayarak büyük bir vebal altına girmektedir.  Bu ülkenin aydınları son yıllarda sus-pus oldu. Doğru için, hak değerleri için doğruyu söyleyen insanların olması gerektiğine inanıyorum. Fakat aydınlar konusunda hayal kırıklığına uğradım maalesef.

-Yeni bir siyasi hareketten söz edilebilir mi 30 Mart sonrasındaki süreçte?

-Az önce saydığım değerlerden kopuk bir şekilde siyaset sürerse, olağanüstü konjenktörlerle manüple edilirse Türkiye’de yeni siyasi oluşumların meydana gelmesi sürpriz olmayacaktır.

-Bazı çevreler sizi Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığınızın arka planındaki asıl hedefin SP Genel Başkanlığı olduğunu ileri sürüyor. Var mı böyle bir hedefiniz gerçekten?

Daha önce de söylemiştim: Şayet bir potansiyeliniz varsa, bu potansiyeliniz milletvekilliği, muhtarlık, oda başkanlığı da olabilir. Potansiyeliniz buna uygunsa, sizin de öz itibariyle kalbinizde ruhunuzda insanlara yanlış yapmama iradeniz varsa oraya gelmenizi hiçbir güç engelleyemez. İnsanlar hak yer, ama Allah adil-i mutlaktır. Sizin hak ettiğiniz yeri size teslim eder. Yani o potansiyeli teslim eder. Ben bu ülkenin sürekli vurguladığım gibi dürüst, ehliyetli, liyakatli ve meşverete önem veren insanlarla yönetilmesi gerektiğine inanıyorum.



Yeni Malatya Gazetesi
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Ağbaba, "İşçiye yapılacak en büyük...
Ağbaba, "İşçiye yapılacak en büyük yanlıştır"

Haberi Oku