Şunun şurasında 40, 30, bilemediniz 20 sene öncesi Malatya basınında birazdan bahsedeceğimiz türden bir haber çıkması mümkün değildi. Hatta o tarihten bu tarihe bakıp böyle bir haber çıkacağı tahmininde bulunanın aklından şüphe ederlerdi.

Birkaç yıl öncesinde de haberleştirilen ve yakınlarda yine kamuoyunun gündemine getirilen bir haberden bahsedeceğiz. Gazetemizin çalışkan muhabiri Ferdi Durdu kaleme almış.


“Toprak Sahanın Topçuları” başlığıyla verilen haber “… Amatör futbolun tozunu yutan bir grup iyi adam, bugünlerde Sümer Ticaret Lisesi’nin arkasında, Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin hemen yanında bulunan toprak sahada spor yapıyor. Kimi Tekel’de, kimi Demirspor’da, kimi Ataköy’de forma giymiş. Malatya amatöründe bir dönem birbirine rakip olan futbolun ustaları, bugün toprak sahada yan yana omuz omuza gençlerle spor yapmanın keyfini yaşıyor…”


Bir kısmını bizlerin de tanıdığı spor emektarı Mehmet Duman, Abdullah Ergün gibi isimlerin yanı sıra gençler bir araya gelmiş toprak sahada futbol oynamaya devam ediyorlar.


Ne güzel ediyorlar. Keşke bizler de oynayabilsek diye içimizden geçirmiyor değiliz.


Buradan şu noktaya gelmek istiyoruz: Eski yıllara göre Malatya’da çim-sentetik saha sayısı çok çok fazla. 80’lerde sadece İnönü Stadı çimken şimdi neredeyse her ilçede çim saha var. Üniversite bünyesinde, Yeşiltepe’de sahalar var. Bunlar da olsun, olmasın demiyoruz. Ancak buralar kulüplere tahsisli ve sadece belli dönemlerde resmi maçlar oynanabiliyor veya antrenman yapılıyor.


Ama sporu illa lisansı olanlar mı yapmalı? Hayır…


Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere devletin kurumları sağlıklı nesiller yetişmesi için uyarılarda bulunuyor, “spor yapalım, yürüyelim” türünden kamu spotları, posterler bastırıp asıyor.


İyi de sıradan vatandaş nerede spor yapacak? Spor yapmak için özel arabasına veya toplu taşıma aracına binerek bir tesise mi gitmeli?


Vakti zamanında her mahallede, Sümer Lisesinin toprak sahası cinsinden, futbol oynayabildiğimiz arsalar vardı. Her mahallede gençler futbol oynardı. Hatta mahalle maçları-turnuvaları bile düzenlenirdi.


Maalesef zamanla insanların sayısıyla birlikte binaların ve araçların sayısı artınca, tabii işin içine rant da girince, bu sahaları feda ettik. Sokak araları bile çocuklar/gençler için futbol oynanacak yerlerdi. Ama şimdi sokak araları o kadar araç dolu ki bırakın futbol oynamayı bazen kaldırımı bulmak mümkün değil.


“Futbol borsada değil arsada güzeldir” diyen Galatasaray’ın efsanevi ismi merhum Metin Kurt bize belki de bunları anlatmaya çalışıyordu.


Genç, çoluk-çocuk, yaşlı, kadın-erkek spor yapması gerekiyor. Herkes kapasitesi ve yaşı ölçüsünde spor yapabilir; yapmalı. Kimimiz koşarız, kimimiz futbol oynar, bir başkası basketbol, kimi sadece yürümekle yetinebilir. Üstelik bu hayat bize ruhen de dinginlik sağlar. Televizyon ekranlarında, bilgisayar, telefon başında asla bulamayacağımız bir zihin dinginliğini.


Eğer bu ülke yurttaşları gerçekten sağlıklı olmak istiyorsa, ülkeyi yönetenler yurttaşlarının gerçekten sağlıklı olmasını istiyorlarsa – aksini kimsenin düşündüğünü sanmıyoruz – insanların yaşadıkları semtlerde ve yürüyüş mesafesinde sahalara ihtiyacımız var.


İnanın çok büyük bir masrafa da gerek yok. Bu iş için yeter ki bir yer ayrılsın, iki tane kale direği dikilsin, etrafına yürüyüş pisti, belki kenarına bir basketbol veya voleybol sahası.


Çok mu zor?



(*) http://malatyahaber.com/haber/onlar-toprak-sahanin-topculari/

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.