Öğrencilik yıllarımızda münazara denilen bir etkinlik düzenlenirdi. Öğrencilere genellikle iki seçenekli bir konu veriler, onun üzerinden fikirlerini savunmaları istenirdi.

Örneğin konu, kalkınma köyden mi şehirden mi başlar, olurdu. Bir grup öğrenci, kalkınmanın köyden başlayacağını savunurken, diğeri şehir seçeneğinde ısrar ederdi. Her iki taraf görüşlerini, verilerle, bilgilerle desteklemeye çalışır, bir taraf galip ilan edilirdi.

Elbette bir konunun tek yönlü ele alınması doğru değildi. Yukarıda verdiğimiz örneğin yanı sıra birçok örnekte olumlu, olumsuz yönler olabilir. Her ikisinin eksileri artıları olabilir. Ancak burada amaç öğrencilerin tartışmasını sağlamak, belki bir şeyleri öğrenmesine vesile olmaktı.

Anadolu Ajansının geçtiği bir haber bizi o günlere götürdü ama yukarıda belirttiğimiz “kalkınma köyden mi başlar şehirden mi?” tartışmasındaki içerikle ilgili değil.

Darende’de kayısı üretimi ve ticaretiyle uğraşan iki kardeş, Vahdettin ve Yusuf Boyraz, kayısı bittikten sonra ne iş yapalım, diye düşünmüşler ve yine tarım içerikli bir işe yönelmişler.

Yaptıkları çok basit: Domates kurutuyorlar.

Diyeceksiniz, bunda ne var?

Haberin devamına baktığımızda, bu iş için İzmir’de bir firmayla görüşüyorlar. Önce Yazıhan, sonra Akçadağ’da tarla kiralayıp kurutmalık domates üretmeye başlıyorlar.

Bu işten gelir elde edince üretime devam ediyor ve ekim alanını genişletiyorlar.

Kentin ikliminin domates üretimine uygun olduğunu ve kendilerinin de kayısı hasadından sonra üretime devam etmek için kurutmalık domates yetiştirdiğini anlatan Vahdettin Boyraz “Kayısı hasadının ardından kurutmalık domates hasadına başlıyoruz. Kurutmalık domatesi alternatif ürün olarak değerlendirdik. Bu işe 3 yıl önce 30 dönümle başladık, bu yıl 100 dönümlük alana domates fidesi ektik diye durumu özetliyor.

Haberin ayrıntısını gazetemizden ve Internet’ten bulup okuyabilirsiniz.

Bizim hoşumuza giden başka bir nokta, domates kurutmanın günde 100 kişiye istihdam olanağı sağlaması. Elbette bu yılın 365 gününe yayılan bir iş değildir ama olsun.

Ekonominin yönü nereye giderse gitsin tarım çok önemli bir gelir ve iş kalemi. Bereketli bir etkinlik, deyim yerindeyse. İnsan emeğine ihtiyaç duyulduğu için iş olanağı nispeten fazla. Malatya ve ilçelerinin tarıma uygun çok geniş arazileri var. Tarım gelir getirmediği için birçok tarlanın, bahçenin boş boş yattığı bir gerçek. Mal-mülk bir de mirasa düşmüşse bahçeler, tarlalar kuru yazıya dönüyor. Üretici genel olarak (önemli ölçüde haklı da olarak) kayısıya bel bağlıyor sadece. Çünkü kayısı bir şekilde para ediyor. Yaş sattın sattın; olmazsa kurutup saklayabiliyor, fiyatı uygun bulduğunda satıyor. Elbette acil paraya ihtiyacı yoksa bekliyor çiftçi; yoksa erkenden, çoğunlukla düşük fiyata, satmak zorunda kalıyor.

Şüphesiz bu tür faaliyetler kayısıya alternatif olarak düşünülmemeli. Daha doğrusu kayısı üretimine alternatif diye hiçbir ürün düşünülmemeli. Kayısı, Malatya tarımının vazgeçilmezi. Sonuçta dünyanın en iyi kayısısını üretiyorsun; ağaçları söküp başka şey dikmenin anlamı da yok gereği de.

Ancak kayısının yanı sıra bu tür tarımsal faaliyetlere girmek çiftçiyi de genel ekonomimizi de destekler; katkı sağlar.

Boyraz kardeşlerin üretime yönelik girişimini kutluyoruz. Bu tür girişimlerin tüm üreticilere örnek olmasını ve devletin yetkili makamlarınca desteklenmesini diliyoruz.

Ancak şunu da unutmadan: Domates kurutarak bunu pazarlamak satmak kolay iş olarak görülmemeli. Hiçbir iş, layıkıyla yapılıyorsa, kolay değildir. Bu işe girecek üretici hesabını-kitabını iyi yapmalı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner77