Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Malatya Bölge Müdürlüğü tarafından geçen hafta içerisinde yapılan açıklamada, ilimizde 2016 yılı içerisinde 1.631 adet ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini açıkladı. Bu kazalarda 77 kişi ölmüş, 2.982 kişi yaralanmış.

Türkiye geneline baktığımızda hadise haliyle daha vahim bir hal alıyor. Aynı yıl içerisinde ülke genelinde 1 milyon 200 bine yakın kaza olmuş; bu kazaların 185 bin küsuru ölüm veya yaralanmayla sonuçlanmış.

Açıklamada önceki yıllarla karşılaştırmalı kaza istatistikleri veriliyor. İşte şu yıl şu kadarken bu yıl bu kadar artım olmuş, çıkış olmuş vesaire.

Bakınız, bunları yazarken, okurken rakamların soğuk dünyasında dolanıp durduğumuzu hissediyoruz.

Malatya örneğinden yola çıkalım:

Bir yıl içerisinde trafik kazasında hayatını kaybeden 77 kişi. Yaralanan neredeyse 3 bin kişi.

Ortada bir rakam yok aslında; bir trajedi var. Ülke genelinde ölü sayısına baktığımızda 7 bin 300 gibi korkunç bir rakamdan bahsediyoruz. Sadece 1 yılda. Terör bir yana bir savaşta bile bu kadar insan kaybedilmiyor.

Düşünün sadece Malatya’da 77 kişinin ölümü ne gibi ailevi trajedilere yol açtı? Yetim-öksüz kalan çocuklar, evladını yitiren anne-babalar, kardeşini-bacısını, akrabasını, arkadaşını kaybeden insanlar. Bir ömür boyu silinmeyecek acılar. Acılar bir yana, ailede ölüm sonrası maddi sıkıntıların yaşanmaması kaçınılmaz. Düşünün: Bir babasınız, Allah göstermesin, trafik kazasında hayatınızı kaybettiniz. Çocuğunuz başarılı da bir öğrenci, o sene üniversiteye gidecek ve sizin paranızla gidecek. Öldünüz gittiniz; hadi bakalım ne olacak?

Sadece ölüm açısından bakmayalım. Haberlerde kazalarda ölenler haber olur genellikle. Ama bilmeyiz ki ölmeyip yaralananların durumu nicedir! Sakat mı kaldı, kalıcı bir hasar mı oluştu, tedavisi sürüyor mu, hangi organını veya organlarını kaybetti, kolu, bacağı mı kesildi? Empati yapmayı denesek bile o insanların acılarını anlayabilir miyiz?

Trafik kazaları sonucu ortaya çıkan maddi kayıplara girmek bile istemiyoruz. Her ne kadar milyonlarca lira havaya uçsa da onun çaresi bulunuyor bir şekilde. Çare bulunamayan kazaya maruz kalan insanların yaşadığı yukarıda o ki özet geçtiğimiz bu acılar.

Kazalara genellikle aşırı hız, dikkatsizlik, uykusuz veya alkollü araç kullanma gibi nedenler gösterilir. Şüphesiz başka nedenler de vardır ama aşırı hızın başrolü oynadığı gerçek.  

Ancak Malatya trafiğinde gözlediğimiz bir sorunu aktarmak istiyoruz. Şüphesiz yayaların trafikte seyrederken dikkatsizliği, kırmızı ışıkta geçmek gibi kötü alışkanlıkları var. Bunların da önüne geçilmesi gerekiyor ama yine de hatanın trajediye dönüşmemesi için başrolü sürücünün oynaması gerekiyor.

Çünkü insan-araç çarpışmasında araca pek bir şey olmuyor ama insanın başına her bela gelebiliyor.

Bizim özellikle şehir içi trafiğinde dikkatimizi çeken bir husus var:

Bazı insanlar direksiyon başına geçince acayip derecede “arızalı” diyebileceğimiz tavırlar sergiliyorlar. Defalarca tanık olmuşuzdur. Yayalar yaya geçidinden geçmeye çalışıyor. Önceliğin yayada olması gerekirken sürücü arkadaşın artık acelesi neyse, durmak ve yayaya yol vermek zahmetine girmiyor. Arada bir “centilmen” tipler çıkıp yayaya yol verince arkadan gelenler “niye yol verdin” kabilinden kornaya basıp o şoförü protesto ediyor.

Trafik kurslarında, sınavlarda sürücülere trafiğin ve araç kullanmanın tüm kurallarını öğretse de, kursiyerler bu sınavlardan yüz üzerinden 100 alsa da olmuyor. Anlayacağınız “saygı” bambaşka bir şey; kuralı bilmek ve kurala uymak bambaşka bir şey. Eğitim sistemimizde mi bir arıza var aile yapımızda mı (belki ikisinin karışımı) maalesef vatandaşların hepsi değilse bile ciddi bir bölümü (ki bu bölümün çıkardığı sorunlar kaos için yeterli) birlikte yaşadığı insanlara saygı göstermesi, onların hak ve hukukuna riayet etmesi gerektiğini öğrenemedi; öğrenmek gibi niyeti de yok.

Bir arkadaşımız “bir ülkede medeniyet göstergesini anlamak için yaya geçidinde önceliğin kime verildiğine bakın. Araç sürücüleri önceliğin yayada olduğunu göz önüne alıp durarak yol veriyorlar mı yoksa gaza basmaya devam mı ediyorlar. Medeni insan birincisini yapıyor, olmayan ikincisini” diyor. Pek haksız sayılmaz!

Ayrıca yine şehir içi trafiğinde bazı şoförlerin neden hız yaptığını anlamış değiliz. Şehirlerarası olsa da anlaşılmaz da ama şehir içinin hiç anlaşılır hali yok. Sonuçta Malatya’da gideceğiniz en uzak nokta 15, bilemediniz 20 dakika ilerinizde. Nasıl bir aceleniz olabilir ki hız yapasınız.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.