Koronavirüs salgınıyla mücadelede maalesef başarısızlığımız devam ediyor. Yapılan onca uyarıya ve önlemin çok basit olmasına karşın rakamlar artmaya devam ediyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, illere göre 100 bin kişiye düşen yeni tip koranavirüs vaka sayılarını açıklıyor. Son yaptığı açıklamaya göre, Malatya’da 100 bin kişide görülen vaka oranının yüzde 53,22’ye, son hafta vaka sayısının ise 426’ya çıktığını duyurdu.

Bakan Koca, Twitter hesabından, “Yüksek riskli illerimiz risklerini düşürmek için daha tedbirli olmalı. Normalleşme kontrollü gerçekleşmeli. Bu hafta ne kadar tedbirli olursak şehirlerimizin rengi ona uygun olarak şekillenecek. Mevcut avantajlarımızı kaybetmemek için daha dikkatli ve temkinli hareket etmeliyiz.” demişti.

Zaten Malatya Valisi Aydın Baruş birkaç gün önce vaka sayılarında ciddi artış olduğunu belirtmişti.

Açıkçası hedef normalleşme olsa da normalleşemediğimizin açık kanıtı olarak karşımızda duruyor bu rakamlar.

Hepimizin bildiği gibi, Türkiye geneli harita açıklandığında en düşük iller Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki illerle birlikte Uşak çıkmıştı. Bununla ilgili bilhassa sosyal medya üzerinden epey espri yapıldı ama konumuz o değil.

BBC Türkçe Servisi birkaç gün önce “neden Uşak” irdelemesi yapan bir haber yayınladı.

Haberi şu linkten okumanız mümkün: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56299336

Bu haber gerçekten dikkat çekici ve virüsle mücadelede “ne yapılmaması” veya tersinden düşünürsek “ne yapılması” gerektiği güzelce anlatılıyor.

Burada virüs mücadelesi kötü giden iller ders alabilir. Malatya olarak bizim de almamız gereken dersler var.

Haberin tamamını burada aktaracak değil, merak edenler okuyabilir. Ama özetin özeti şu:

Uşak, başta bu işi çok ciddiye almamış. Sonra hastanede bile yatacak yer bulamayan insanlar, eyvah, ne yapıyoruz biz, demişler ve gerekli önlemleri alıp vaka sayılarını ciddi oranda düşürmüşler.

Ancak şu da var: Uşak, normalleşme başladı diye, gardını düşürürse sayılar orada da artmaya devam edecek.

Virüsün bu noktada en avantajlı silahı, bizim alışkanlıklarımızda ısrar etmemiz. Eskisi gibi sosyal hayatımızı sürdürmemizin virüs için en büyük avantaj olduğunun farkında olmayışımız.

Çarşı pazarda görüyoruz. Kısıtlama kararının kaldırılmasıyla birlikte özellikle gençlerin çoğunlukta olduğu gruplar kent merkezinde alabildiğine kalabalık halde dolaşıyorlar. Kaldırımlarda insanlar birbirlerine adeta sürtünerek geçebiliyorlar.  Hele alışveriş merkezleri veya marketlerde, balık ve et pazarında  insanlar yürümekte bile zorlandığı zamanlar yaşıyor. Sanki bir yıldır virüsle yaşamıyoruz, sanki bizleri terk etmiş gibi umursamaz tavrımız devam ediyor. İnşallah bu durum vaka sayılarına fazla yansımaz da istemediğimiz kısıtlamalara yeniden dönmeyiz.

Onun için hepimiz  maske, sosyal mesafe ve hijyen konusundaki duyarlılığı elden  bırakmamalıyız. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.