Prof. Dr. Faruk Aydın, “Aşılamanın başlamasıyla ‘yalancı güven’ oluşabilir, o nedenle de maske, hijyen ve mesafe kurallarının ihmal edilmesi gibi bir duruma başvurulabilir. Vatandaşlarımız sakın ola böyle bir düşünceye kapılmasınlar.”

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de koronavirüsüne karşı aşılama çalışmaları başladı. Deneme amaçlı yapılanları saymazsak, geniş kapsamlı olarak aşılama, yani toplumsal düzeyde aşılama önce Avrupa ülkeleri, Amerika gibi ülkeler başta, birçok ülkede başladı. Bu konuda önlemini önceden aldığı ve piyasa bedelinin çok üstünde para ödeyerek aşıları aldığı anlaşılan İsrail tüm ülkelerden öne çıkacak şekilde toplumsal aşılamayı neredeyse bitirdi diye haberler geçildi.

Ülkemizde de aşı başladı. Öncelikle risk grubunda sayılanlar, sağlık çalışanları aşılanacak. Olması gereken de bu. Artık hepimiz sıramızı bekleyeceğiz. Umarız aşı bu virüse karşı etkili olur, normal hayatımıza, hemen olmasa da, yavaş yavaş dönmeye başlarız.

Hepimizin bildiği gibi, küresel ölçekli bu salgın hayatımızı alt üst etti. Ekonomiler çöktü, milyonlarca insan ekmeğinden işinden oldu. Birçok insan işe girecekse giremedi. Çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimi mahvoldu. Düşünün, iki yıllık bir üniversiteye giren bir öğrenci neredeyse okul yüzü görmeden mezun olacak. İlkokula başlayan altı üstü birkaç ay arkadaşlarıyla geçirebildi. Online eğitim diyoruz ama eğitimin bir de sosyal yönü var. Okula gideceksin, öncelikle dersini dinleyeceksin, sorulara cevap vereceksin ama teneffüs veya diğer zamanlarda arkadaşlarınla bahçede top oynayacaksın, şakalaşacaksın, serviste güleceksin, kısacası sosyalleşeceksin. Eğitim sadece bilgiden ibaret bir şey değil. Maalesef çocuklarımız bu yönünden de geri kaldılar.

Yine de umudumuzu yitirmemek lazım. Sabırla mücadele edeceğiz ve hastalığı yenmeye çalışacağız.

Bu arada aşılama başlarken Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Aydın’ın bir açıklaması dikkatimizi çekti.

Aydın, aşılama çalışmalarının başlamasıyla insanlarda ‘yalancı güven’ oluşabileceğini belirterek, “Aşı olduk diye maske ve hijyen kurallarından vazgeçmemeliyiz. Toplumun büyük bölümü aşılanana kadar mutlaka kurallara riayet etmeyi sürdürmeliyiz.” demiş.

Bu birçoğumuzun aklına gelen bir durumdu. Aynı hatayı daha önce yaptık. Salgının başladığı günlerde hepimiz eve kapanmıştık hatırlarsanız. Haziran ayından sonra normale dönüyoruz diye saldık kendimizi. Güya, virüs ya, yaz aylarında etkili olmayacaktı.

Sonuç?

Hepimiz biliyoruz. Türkiye’de ve birçok ülkede işte bu “yalancı güven” salgının çok daha fazla yayılmasına neden oldu. Maske-mesafe-temizlik dediğimiz çok basit önlem alınmadığı, insanlar bir araya gelmeye devam ettiği, parklarda bahçelerde oturduğu, tatillere gittiği, otellere doluştuğu için salgın aldı başını yürüdü. Okulların açılıp geri kapatılmak zorunda kalınması da bu işin bizim dememizle olmayacağının başka kanıtı oldu.

Kendimizi kandırmaya gerek yok: Süreci biz değil virüs belirliyor. Yakalanmamak için oyunu kuralına göre oynamak zorundayız. Aksine virüs izin vermiyor.

Aşı da olsak ilaç da bulunsa: Maske-mesafe-temizlik

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner82