Ülkemizde etkisini devam ettiren ve bir süre daha devam ettirmesi beklenen korona virüsü canlar almaya devam ederken yetkililer çeşitli önlemler almaya devam ediyor. Bildiğiniz gibi virüsün yarattığı tahribatın önüne geçmek için çalışmalar Sağlık Bakanlığı denetiminde ilerliyor. Ancak il bazında da önlemler alınmıyor değil. Alınmak zorunda. 

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca geçen hafta düzenlediği basın toplantılarından birinde il bazında vaka ve vefat sayısını açıkladı. Malatya 1 ölüm ve 49 vakada gözüküyordu. Türkiye'de virüsten ölüm gerçekleşen iller arasındaydı. 

Kelimenin gerçek manasıyla bu bir afet. Evet, tıbben salgın deniyor ama bizim halk dilindeki karşılığı "afet". Dünyayı tek başına böylesine etki altına alan bir salgınla karşı karşıya kalmamıştık. Uzmanların açıklamasını artık hepimiz ezberledik: Fiziksel teması koruyacağız. Ellerimizi yıkayacağız. Karantina veya izolasyon kurallarına uyacağız. Çok çok mecbur değilsek dışarı çıkmayacağız. 

Maalesef tüm uyarılara karşın dışarı çıkmakta ısrar edenlere anlam veremiyoruz. Salgının devasa boyutlarda olduğu illerde belki bugün yarın sokağa çıkma yasağı bile gerekebilecek. Hatta bazı uzmanlar, yerel idareciler bunun şart olduğunu söylüyor. Çünkü insanları evde tutmak bir yere kadar mümkün. Sonuçta ekmek parası için evinden çıkmak zorunda olan milyonlarca insan var. Bu insanlar evde oturdukları zaman ne yiyip, ne içeçekler? 

Bizim sözümüz Malatya'da yaşayan ve yetkililerin uyarısı konusunda -gerekçeleri olmadığı halde- gevşek davranan veya bunu tamamen kulak ardı eden vatandaşlarımıza. 

Biliyorsunuz, 2 Nisan Perşembe günü Vali Aydın Baruş başkanlığında toplanan İl Hıfzısıhha Kurulu tarafından bir karar alındı. Bu kararlara göre, İnönü ve Atatürk (Kışla) Caddesi ile Akpınar bölgesinin bir kısmı ve bu caddelere açılan sokaklara araç trafiği yasağı getirildi. Yine cadde ve sokaklarda 3 veya daha fazla kişiden oluşan grupların bir arada dolaşmasına yasak getirildi. 

Bunlara ek olarak, şehrin tam göbeğindeki Vilayet Parkı kapatıldı. Belki de bugüne kadar alınan, hatta alınmasında gecikilen, kararlardan biriydi Vilayet Parkının kapatılması. Neden derseniz? Bizim büro parkın hemen bitişiğinde. Pencereye çıktık mı tam karşımızda. Bakıyoruz, insanlar gelmiş, parka oturmuşlar. Yanlış anlamayın ama böyle bir ortamda parkta gelip oturacak insanın dışarı çıkmaya ne mecburiyeti olabilir? Evde çocuğun bezi bitmiştir, nohut-fasulye tükenmiştir, mutlaka yatması gereken bir fatura vardır, anlarız. Ama salgının kol gezdiği, tüm dünyanın inim inim inlediği, dünyanın en güçlü ülkelerinin bile çaresizce ölümlerin önüne geçemediği bu günlerde bu neyin rahatlığı, neyin sorumsuzluğudur? 

İnsan gerçekten hayret ediyor. 

Salgınla mücadelede örnek gösterilen ülkelerden biri Almanya (diğeri Güney Kore). Almanya'da yayılmanın nispeten önüne geçilmesi devletin aldığı önlemler kadar vatandaşlarının disiplinli olmasına bağlanıyor. Bir Koreliye Almana, şu çizgiyi geçmeyeceksin, dendi mi o kurala riayet ediliyor. Elbette vatandaş alınan o kararın kendi çıkarına olduğunun da bilincinde. 

Anlaşılan bu virüs def edilene kadar hem bizvatandaşların hem devletin öğrenmesi ve yapması gereken çok şey var

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner64