15 Temmuz hain darbe girişiminin 6. Yılında, ülkenin uçurumun kenarından döndüğü geceye ait asla unutmamamız gereken olaylardan bahsetmek istiyorum. 15 Temmuz Milli Birlik ve Demokrasi gününün 6. Yılına erişmiş bulunmaktayız. Devletin en kılcal damarlarına kadar ulaşmayı başaran FETÖ Terör Örgütü 15 Temmuz gecesinde gerçek yüzünü ortaya çıkartarak, hükümeti devirmek üzere harekete geçti. O gece milleti koruması gereken silahlar millete doğrultuldu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi dahil onlarca bölge bombandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişiminde bulunuldu, şehirlerin meydanlarına akın eden insanlara genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden kurşunlandı.

O gecenin İstanbul ve Ankara dışında belki de en kritik şehri Malatya idi çünkü dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti ordu komutanı seviyesinde darbecilere destek veren tek kişiydi. Bu gerçek daha sonra ortaya çıkınca Malatya’nın önemi daha net anlaşılmıştı Dönemin Malatya Valisi Mustafa Toprak ve İl Emniyet Müdürü Dr. Ömer Urhal, darbe girişimi haberi alır almaz kriz masası kurmuş, İl Emniyet Müdürü Urhal bir taraftan Vali Bey’e yönelik olası suikast girişimine karşı tedbir alırken diğer taraftan vatandaşların da güvenliği için mesai harcıyordu. Kim hainlerle birlikte kim ülkenin yanında bilinmiyor; bu güven bunalımı ortamında darbeci hainlerin amaçlarına engel olmak gerekiyor.

Diğer taraftan on binlerce insan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da daveti üzerine şehirlerin meydanlarına akın etmiş, demokrasiden yana tavır almış durumdaydı. Dönemin Malatya Valisi, ilk olarak belediye araçları aracılığıyla şehir içerisinde trafi ğin kesilmesini sağladı, akabinde hava alanından herhangi bir hava aracının kalkmaması adına pisti kapatma talimatı verdi, bu esnada binlerce insan 2. Ordu Karargahına doğru hareket etmesi üzerine vatandaşların burnu dahi kanamaması için İl Emniyet Müdürü Urhal ile birlikte karargahın kapısına gelmişti.

Bir taraftan vatandaşları sağduyuya davet ederken diğer taraftan karargahın önünde bekleyen askere içeri girmek istediğini ifade etmişti. O esnada nöbetçi asker kılıklı tiplerin hainlerle birlikte hareket ettiğini anlayan Malatya Valisi Mustafa Toprak’ın yüzüne namlular doğrultulmuştu. Vali Bey ile namlular arasında bir metreden az mesafe vardı. Dönemin Kahraman Valisi Mustafa Toprak kendisine doğrultulan çok sayıda silaha rağmen sakinliğini koruyarak askerleri ve halkı sakinleştirmeyi başarmış ve o anda dönemin 2. Ordu Komutanının da hain olduğunu anlamıştı. Bu andan itibaren Malatya’nın önemi daha da artmış, hainlerin hareket etmemesi elzem hale gelmişti.

Vali Bey ile il Emniyet Müdürü o gece sabaha kadar isabetli kararlar almış, alınan kararlar anında hayata geçirilmiş ve Malatya’da korkulan olaylar yaşanmamıştı. Evet bu olayların üzerinden tam 6 yıl geçti. 15 Temmuz Hain Darbe girişiminin bizlere liyakat denilen kavramın ne kadar önemli olduğunu çok acı şekilde öğretmiş oldu. Sırf anlı secdeye değiyor denilerek devletin en kılcal damarlarına kadar ilerlemesine göz yumulan bu tiplerin o gece gerçek yüzleri ortaya çıkmıştı. Fakat son dönemde özelikle Malatya’da yine liyakatten uzak atamalara şahitlik edince üzülmemek elde değil.

Şu derneğe yakın, bu cemaatin üyesi denilerek görev verilen tiplerin ne büyük zararlar verdiğini çok değil 6 yıl önce gördük o yüzden bir daha böylesi acıları bir daha yaşamamak adına benzer hataların yapılmaması en büyük dileğim. 15 Temmuz sonrasında bu millet günlerce şehirlerin meydanlarında hep birlikte nöbet tuttu, bu birlikteliğin baki kalmaması o dönem herkesin duasıydı. Bu birliktelik hakim kaldığı taktirde ülkenin önünün açık olduğu dillendirildi. 15 Temmuz’un yıl dönümünde liyakatsiz atamaların sona ermesi dileğiyle Milli Birlik ve Demokrasi günümüz kutlu olsun.