TÜRKİYE’DE HAYATTA KALMAK ARTIK LÜKS OLDU

Toplantıda hayat pahalılığından söz eden Ağbaba, “Öyle bir buhrandan geçiyoruz ki, temel ihtiyaçların hepsi lüks oldu. Eti, sütü, yağı, domatesi, salatalığı geçtik; markette bir kilo sivri biber dahi 50 liraya dayandı. En büyük para birimimiz 200 TL 4 kg kilo sivri biber etmiyor. Marul 20 lira, maydanoz 10 lira, dereotu 8 lira oldu. Fiyat artışlarında Avrupa’da bir numarayız. Dünyada enflasyonda 7. sıradayız. IMF’nin yıl sonu tahminine göre enflasyonda dünyada 4. olacağız. Eskiden insanların iyi kötü ev, araba alma hayalleri vardı. Şimdi bu hayaller artık imkansız oldu. Gençler şimdi nasıl ev alacak? Ailesinden geliri yoksa kirada nasıl oturacak? Bunların hepsi AKP Türkiyesinde artık imkansız. Fakir fukara sabretsin, bunlar da ‘tüm dünyada enflasyon artıyor’ diye millete yalan söylesin. AKP yüzünden Türkiye’de hayatta kalmak lüks oldu” dedi.

SON BİR YILDA AKARYAKIT FİYATI YÜZDE 131 ARTTI!

Son bir yılda akaryakıta gelen zamlara değinen Ağbaba, toplu ulaşımın dahi lüks olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Temel ihtiyaçken lüks olan bir şey daha var: o da toplu ulaşım! Binek araç kullanımını geçtik. Araba fiyatı, vergisi, sigortası, Motorlu Taşıtlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, araç masrafı derken arabada kontak çalıştırmak bile babayiğitlik istiyor. Konumuz bireysel araçlar değil, toplu ulaşımdan söz ediyorum. Dış bağımlılık nedeniyle akaryakıt fiyatları ile benzin ve motorin fiyatları uçuşa geçti. Döviz kuruna bağlı olarak ayrıca bu fiyatlar artıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı da akaryakıt fiyatlarında belirsizliğe neden oldu. Benzin fiyatına ilişkin istatistikler elimizde. Sadece bir yılda Avrupa Birliğinde ortalama yüzde 27 benzin fiyat artışı olmasına rağmen Türkiye’de yüzde 131 oranında benzin artmış durumda. Bize en yakın İrlanda, Lüksemburg gibi ülkelerle dahi aramızda yüzde 100’lük bir fark söz konusu. Hadi biz dışa bağımlıyız. Polonya, Macaristan, İrlanda dışa bağımlı değil mi? Yunanistan petrol ülkesi mi? Peki bizde niye bu kadar yüksek? Akaryakıt fiyatları da yıllar süren yanlış politikalar sonucu arttı. Şimdi fiyat artışı nedeniyle toplu ulaşım ücretlerine de düzenli olarak zam yapılıyor. Ticari araç sahipleri maliyetlerini zam yaparak ikame etmeye çalışıyor.”

AVRUPA’DA SONUNCUYUZ: ASGARİ ÜCRETLE 223 LİTRE BENZİN ALINIYOR

“Bireysel araç sahipleri aracına binemiyor. Park halindeki araca bir tomar vergi ödüyor. Avrupa’da bir asgari ücretli çok rahat araç sahibi olabiliyor. Üstüne maaşıyla istediği kadar benzin alabiliyor. Amerika’da, hani enflasyondan dolayı perişanlık çeken Amerika’da, asgari ücretli tam 1.000 litre benzin alabiliyor. Amerika zengin onu geçtik diyelim. İspanya’da asgari ücretli 629 litre benzin alıyor. Yunanistan’da 381 litre, Romanya’da 330 litre, Bulgaristan’da 246 litre benzin alınıyor. Bulgaristan’da arabasına binip Edirne’ye geliyor. Alışverişini yapıyor, arabayı dolduruyor. Ülkesine dönüyor. Bulgaristan’daki esnaf, “Türkiye çok ucuz, Türkiye’ye alışverişe izin verilmesin, biz burada satış yapamıyoruz” diye isyan ediyor. Türkiye’de ise bir asgari ücretle 223 litre benzin alınabiliyor. Art arda gelen zamlar yüzünden bu sayının günübirlik değiştiğini de hatırlatalım.”

ULAŞIM MALİYETİ YÜZDE 100 ARTTI, SOSYAL DEVLET RAFA KALDIRILDI

“Bireysel ulaşım lüks, toplu ulaşım da pahalı. TÜİK’e göre ulaştırmada enflasyon bir yılda yüzde 99,12 arttı. Makyajlı TÜİK verilerinde dahi ulaşım maliyeti yüzde 100 artmış. Peki, bu fiyat artışlarına karşı sosyal devlet ne yapar? Vatandaş lehine en temel hak olan ulaşım hakkını iyileştirir. Ücretleri kâr gözetmeksizin indirir. Toplu ulaşım araçlarının kullanımının kolay, yaygın ve ucuz olması için politika üretir. Bizde fiyatlar arttı, suçu belediyelerimize attılar. Sanki enflasyonu CHP artırdı. Vatandaşlar kazancının önemli bir bölümünü en temel hakları olan ulaşım hakkı için kullanır hale gelmiştir. Bu durumda toplu ulaşım esnafı da çok kazançlı çıkmıyor. Fiyat artırsalar, müşteri gelmeyecek. Fiyat artmasa, maliyet yetmeyecek. İki arada bir derede özellikle ulaştırma esnafı, eldekini korumaya çalışıyor. Servis esnafından taksiciye tüm ticari araç sahiplerinin maliyet ve zamlardan belini bükülmüş durumda. Biz de CHP olarak, bu kapsamda toplu ulaşım esnafımızın bir nebze nefes alabilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

İLK KEZ SATIN ALINACAK TİCARİ ARAÇLARDA BİR DEFAYA MAHSUS VERGİ ALINMASIN

 “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde toplumun tüm kesimleriyle bir araya gelerek ve en başta ekonomik buhranın doğrudan mağduru esnaflarımızın dertlerini dinleyerek sorunlarına çözüm olmaya çalışıyoruz. Akaryakıt zamları, enflasyon, maliyet artışı, vergiler ve araç bakım giderleri göz önüne alındığında vatandaşımız kadar esnafımız da zor durumda kalmaktadır. Biz bu kapsamda Genel Başkanımızın talimatıyla, ilk kez sıfır kilometre olarak satın alınacak tüm ticari araçlarda bir defaya mahsus Özel Tüketim Vergisi ve Katma Değer Vergisi alınmaması için hazırladığımız Kanun Teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Toplu ulaşım giderlerinin vergi politikalarındaki değişikliklerle minimize edilmesi bu yönüyle hem ticari araç sahiplerinin ekonomik olarak rahatlamasını, hem de düşen ücretler nedeniyle vatandaşların bir nebze rahatlamasını sağlayacaktır.”

TOPLU TAŞIMACILIK SEKTÖRÜNDEKİ ESNAF DÜŞÜK BEDELLE YAKIT ALSIN

 “Vatandaşların büyük bölümü toplu ulaşımı tercih ediyor. Ticari araç sahiplerine ilişkin vergi istisnası bu yönüyle hem esnafı hem de vatandaşları ekonomik olarak bir nebze rahatlatacaktır. Başta büyükşehirler olmak üzere kentlerimizde hareketlilik ve erişim ihtiyacının en ekonomik şekilde karşılanması, sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Toplu ulaşımın ucuz ve erişim ihtiyacını karşılaması en ekonomik ve çevreye duyarlı ulaşım şekli olarak toplu ulaşımı teşvik edecek ve kentlerdeki potansiyel trafik sorununu da çözecektir. Ekonomik kriz nedeniyle zor günler yaşayan ulaşım esnafının ekonomik olarak rahatlatılması ise maliyetleri azaltacağı gibi ulaştırma hizmet kalitesinin artmasını sağlayacaktır. Sadece araç alımında vergi istisnası yetmez. Gelirleri büyük ölçüde azalan toplu taşımacılık sektöründeki tüm esnafın vergisiz ve düşük bedelle yakıt alabilmesi için vergisiz akaryakıt sağlanması gerekmektedir. Bu konuda hazırladığımız Kanun Teklifimiz, Meclis Başkanlığında bekliyor. İktidara çağrımız: Taşımacılık esnafının ayakta kalabilmesi için bir an önce tekliflerimize kulak vermesidir. Gelin Meclis’te 15 dakikada akaryakıt ve araçlarda ÖTV’yi, KDV’yi sıfırlayalım.”

SALGIN RESMİ OLARAK BİTTİ AMA GECE 24 MÜZİK YASAĞI SÜRÜYOR

 “Her konuda karar veren Erdoğan dün korona salgınının da bittiğini ilan etti. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü günden 26 ay sonra maske zorunluluğu da kaldırılmış oldu. Bilim Kurulu da artık düzenli olarak toplanmayacağını açıkladı. İki yılın ardından artık salgının sonuna geldik. Tüm yasaklar kalktı. Ama bir yasak hala devam ediyor: Gece 24 müzik yasağı. 1 Temmuz “yeni normalleşme kararları” diyerek müzisyenlere gece saat 24’ten sonra müzik yasağı getirildi. Virüs hayatımızdan çıktı ama yasak sürüyor. Zaten mekanlar kapalı diye salgında çalışamayan müzisyenler, bu süreçte bırakın kollanmayı, desteklenmeyi, ekonomik ve sosyal hayatları tamamen ellerinden alındı. İntihara sürüklendi, aç kaldı, enstrümanlarını sattı. Sadece müzisyenler değil, tüm sahne ve sanat emekçileri akıldışı, keyfi ve siyasi gerekçelerle aç bırakıldı.”

1 MİLYON SAHNE EMEKÇİSİ VE AİLESİNE SİYASİ AYRIMCILIK YAPILIYOR

 “Sadece kayıtlı veriler bile ele alındığında, 450 binden fazla sanat emekçisi, aileleriyle beraber 1 milyonu aşan bir toplum kesimini ifade ediyor. Tam 300 gün oldu. Bu yasağın mantığı ne? Gitarın, sazın telinden virüs mü bulaşıyor. Cumhurbaşkanının mantığına göre virüs sadece gece 12’den sonra bir tek müzisyenlerden bulaşıyor. Şu an ülkede virüs ile ilgili tek tedbir ‘’müzisyenlerin mesleğini icra etmemesi’’ olarak uygulanıyor. Hayat tarzına müdahale ediliyor. Bu yasaklar ilk çıktığında bu endişelerimizi dile getirmiştik. “Bu yasakların kalıcı olmasına müsaade etmeyeceğiz” demiştik. Her platformda bu siyasi yasağın ve ayrımcılığın kalkması için mücadele edeceğiz.”

İKTİDAR NARGİLE ESNAFINI UNUTTU, BU İNSANLAR İNTİHAR MI ETSİN?

 “Sahneler müziğe saat 24’ten sonra kapalı. Nargile kafeler, nargile salonları 2020’den beri fiilen kapalı. Nargile kafe esnafı “bizi unuttular” diyor. Nargile sunum belgesi vergilerini ödüyorlar. 6750 TL nargile sunum belgesi ücreti her yıl Mart ayında nargile vergileri ödeniyor. Tütün Mamulleri ve Alkollü İçki Satış Belgesi (TAPDK) belgesini almış, yıllık ücretini ödemiş ama mekanlarda nargile yasağı sürüyor. Vergiye evet ama açılmaya hayır. İki sene oldu, buna can mı dayanır? İntihar mı etsinler? Turizmde nargileciler bitti battı. Kimisi icralık oldu. Biz de mi intihar edelim diyorlar. Atalarımızdan dedelerimizden kalan bir kültür bu. İnsanlar evinde, bahçede içiyor ama kafede içemiyor. On binlerce insan bu işten ekmek yiyor. Dile kolay yaklaşık iki sene oldu. Bu işletmenin kirasını, elektriğini, suyunu, stopajını, çalışanların sigortasını nasıl ödeyecek bu insanlar? Çay satarak bu işletmeyi nasıl döndürsün? Akşama kadar çay satarak yüzde 127 zamlı elektrik faturasını mı ödesin? Evine nasıl bakacak? İktidara çağrımız bu anlamsız yasakları bir an önce kaldırsın.”