O , Malatya’nın   Antepli sokağında doğmuş  ve  İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda sanatçı ve öğretim görevlisi  olarak emekli olana kadar 43 yıllık bir sanat hayatını dolu dolu yaşamıştır. Kendisi ile  tanışıklığım 2004 yılına dayanır. 2003 yılında 10 civarında öğretmen arkadaşımla kurduğumuz Malatya   MESD ( Malatya Müzisyen Eğitimciler Sanat Derneği) , ki   bu dernek kurulduğundan bu yana başkanlığını yapmaktayım. Haa siz bakmayın başkan dediğime  aslında gönüllü ameleliğini yapmaktayım. Amelelik diyorum  çünkü  ülkemizde dernekçilik herhangi bir siyasal ,etnik ya da dini bir  gruba  hizmet etmiyorsa , sırtını  bir yere dayamamışsa  yaşaması çok ama çok zordur. Hele hele bizim gibi sanat ve kültür derneklerinin ayakta kalması nerede ise imkansızdır. Bu imkansızı  başarmanız ancak ve ancak   zamanınızı emeğinizi ve paranızı ziyadesi ile feda ederek mümkün olacaktır ki  biz de öyle yapmaktayız…
İşte bu dernek kuruluş amacı doğrultusunda ilimiz sanat ve sanatçıları adına anma geceleri, konser ,panel, ses yarışmaları v.b düzenlemekte idi.  Sanatçımız Ufuk Erbaş ile  tanışana kadar ilimizde yetişen sanatçılardan Malatyalı Fahri, Hakkı Coşkun ,Necati Coşkun ve Sami Kasap  adına konser ve anma proğramları  yapmış  idik. Şimdi sıra onda idi. 
Sorup soruşturduk ,araştırdık ve telefonunu elde  ettik. Telefon görüşmesinde kendimi ve derneği tanıtıp, kabul ederseniz  Sıra siz de dediğimde  o,  vefalı ve nahif Malatyalı lığını sergileyerek ;
- Kabul etmek ne demek ? Ziyadesi ile memnun olurum  ancak , sizden bir ricam olacak
-Buyurun
-Madem Malatyalı sanatçılara vefa örneği gösteriyor,  onlar adına konser ,anma , panel vb. düzenliyorsunuz   Malatyalı sanatçı  büyüğümüz Zehra  Bilir’i sıraya alınız. Zira o ,  yaşlandı  şu anda hasta yatağında, yarın ne olacağı belli değil . Hiç değilse hayatta iken memleketinden bir vefa örneği  görsün olmaz mı ? Beni daha sonra imkan dahilinde sıraya koyarsınız…
- Elbette…
dedim ve  aynen de Ufuk hocanın dediği gibi Arapgirli olan Zehra Bilir adına Sabancı kültür merkezinde  geniş katılımlı bir konser düzenleyip koro ve solo eserler  seslendirdik. O geceye yine  Ufuk hocamızın bizlerle tanıştırdığı , aynı zamanda 
“Malatya Musiki Folkloru”  kitabının da yazarı olan , halk müziği alanında 35 kitap yazarı , Devlet Türk Halk Müziği Koro Şefi, radyo ve tv programcısı Dr. Halil Atılgan  katılmış ve  Zehra Bilir”in  sanat hayatını anlatmış idi. Bu vesile ile  ilimiz müzik  hayatına büyük katkı sağlayan  Halil Atılgan hocamıza   teşekkür ederiz. Elbette ki bu geceye  Zehra Bilir’i de davet etmiştik .Ancak hasta yatağından  kalkıp gelemeyeceğini , ölmeden memleketinde kendi adına böyle bir program yapıldığı için çok mutlu ve müteşekkir olduğunu salondan kurduğumuz ve davetlilerinde dinlediği  telefon görüşmesiyle duyurduk.  Çok duygulu ve anlamlı bir gece olmuş idi ve bu gecenin mimarı da vefalı ve nahif Malatyalı Ufuk erbaş olmuştu.
Derneğimizin  anma  konser sırasını  Zehra Bilire veren sanatçımız Ufuk Erbaş’ da   yakın tarihte bir trafik kazası geçirip  evinde istirahatte olduğundan  bu dergide yazacağımız Malatyalı sanatçılar sıralamasında ona yer verdik.
Bu vesile ile kendisi ile yaptığım görüşme sonrası kendi ağzından  hayat hikayesi ve sanat yaşamını sizlere sunuyorum.
26.09.1949 tarihinde Malatya merkezde Antepli sokağında Delibaşların Hacı Bekir Ağa’nın ve Hacı Paşa’nın kızı Sıdıka Hanım’ın torunu, Mustafa ve Nuriye Hatun’un da evlatları olarak dünyaya gelmişim. Ana tarafımdan dedem ve babam Tüccar Pazarı’nda manifaturacı idiler. Ay Yıldız mağazasının sahipleri olup bu mağazayı işletiyorlardı. Bu iş 1955 yılına kadar devam etti.
1960 yılında Çarmuzu İlkokulu’nu bitirdim ve aynı yıl İstanbul’a geldim. Orta öğretimimi İstanbul’da tamamladım. Babamla birlikte bir süre Mağaza çalıştırdık. 1965 yılında ilk plağımı okudum. 1969 yılında Tepebaşı Gazinosu’nda yapılan “Altın Ses Yarışması”da birinci oldum. 1967-1969 yılları arasında Mardin’in Midyat ilçesinde vatani görevimi yerine getirdim. Bütün Türkiye’yi gezdim, konserler verdim. Sadece Hakkari ve Kahramanmaraş’ı görmedim. Bu süreler içerisinde 15 adet 45’lik plak, 2 adet uzunçalar (longplay), 3 adet de kaset yaptım. Askerde tempo majör olarak görev yaptığım bandoda şefliğe özenmiş olmalıyım ki ilerleyen dönemlerde korolar kurup çalıştırdım.
1971 yılında Sebahat Hanım’la evlendim, 1972 yılında ilk oğlum Şafak Erbaş, 1980 yılında da ikinci oğlum Bekir Güneş Erbaş doğdular. Şimdilerde Tuğra adında bir torunum var. Allah bağışlasın inşallah.
1975 yılında önce mahalli sonra istisna akdi ile TRT’de bant okuma sınavını kazandım. Bu hızla derleme ve araştırma işlerine başladım.
Mustafa Karakılıç, Mahmut Tekin, Ali Seydi Adıgüzel, Aşık Gülhani gibi kişilerden derlemeler yaptım. Mustafa Karakılıç ve Mahmut Tekin’den halaylar, uzun havalar aldım, Doğanşehir’in Polat Kasabasından olan bu arkadaşlardan aldığım “Pınara gel ki görem/Üç gün arpanı derem/Ayağında yemeni” gibi üç isimle anılan türkü benim derlemem ve seslendirmemle meşhur oldu. Bu türkü bana ikinci altın plağımı kazandırdı. İlk altın plağımı ise 1965’te Girgin plak firmasına okuduğum “Asker Mehmet ve Zeynebim” adlı ağıtla kazanmıştım.
Yıllar birbirini kovalarken bir de baktım ki yıl 1983 olmuş, ben de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda sanatçı ve öğretim görevlisi olmuşum; ta ki 15.09.2003 tarihine kadar. Gerek TRT,  gerekse konservatuvar arşivine 100’den fazla derleme kazandırmış olmaktan mutluluk duyuyorum. 
    15.09.2003 tarihinde gözüm arkada kalmadan erken yaşta kendi arzumla 43 yıllık sanat, araştırmacılık ve derlemecilik sürecini resmi evrak üzerinde noktaladım ama emeklilik sonrasında onlarca korolarda şeflik ve hocalık yapıp  yeni nesile kültürümüzü aktardım. Halihazır da da çeşitli vesilelerle birikimlerimi aktarmaya çalışmaktayım. Nitekim enson İnönü Üniversitesinin Hazırladığı Geçmişten Günümüze Malatyalı İlim ve Fikir İnsanları Uluslararası Sempozyumuna katılımcı olarak davet edildim ve icabet ettim.
Emeklilik sonrasında 21.01.2007’de Sayın Ekrem Ataer, Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde benim adıma bir “ahde vefa” gecesi düzenleyerek bana sevenlerimle vedalaşma ortamı yarattı, geceye katılan tüm dost ve sanatçı arkadaşlarıma bir kez daha teşekkürü borç biliyor, sevgilerimi sunuyorum.
05.05.2008’de Malatya Müzisyen Eğitimciler Sanat Derneği (MESD), her yıl düzenlediği geleneksel ses yarışmasını o yıl “Ufuk Erbaş Ses Yarışması” adıyla düzenledi. Televizyon o programı canlı olarak yayınladı. 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.