İnsanların evlerine rahat ekmek götürebilmeleri için tarım, sanayi ve hizmetler alanında üretimi gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Bu durumda bu model bu üç sektörde de hareketliliği temin eden inovatif ürün geliştirmekle ifadesini bulan bir husus olacaktır. Siz tarlada üretilen ürünü fabrikaya işlemeye götüreceksiniz. Fabrikadan satış zincirleri ile tüketiciye suncaksınız. Sadece bir ürün ile bile en az elli sektörü canlandıracaksınız demektir.

Üretmeden tüketmek ancak ve ancak asalaklara mahsus bir anlayıştır. Üreterek tüketmek de yaşamını idame ettirmek isteyen insanların yapacağı şeydir. Siz üretim üssünüzü oluşturduğunuzda, pazarlama zincirinizi de ona eklemlediğinizde, işin döngüsü sorunsuz çalışacaktır. Burada önemli bir ayrıntı pazarı yaratacak olan pazarlama ve reklam konusunda kendini ortaya koyacaktır. Pazarlama, reklam ve tanıtım sektörleri besleyen en önemli akslardan biri konumundadır. Siz bütünleşik olarak sizin ürünleriniz ve değerlerinizi havzanızdaki başka ürün ve değerlerle birlikte pazarlama yolunu seçerseniz, ortaya çıkardığınız hasııla da daha fazla olacaktır. Sözgelimi Levent Vadisi’ne geleni özellikle Arapgir’den uzak tutmak gibi bir mantıkla değil de ikisini birlikte gösterime sunma anlayışına sahip olmalısınız. Divriği Ulucami’nin Tescilli Kapsının ruhunu Arapgir’deki Eski Şehir Vadisi’ni dolaştırmadan tam anlatamazsınız. Harput müziğinin kökenlerini Kozluk Çayı ve Eski Şehir Vadisi’ni dolaşmadan ruhunuzda hissedemezsiniz. Battalgazi’yle Balakgazi’yi birleştirmeden Anadolu’yu fetih destanlarını tam anlamıyla algılayamazsınız. Eski Malatya, Harput ve Arapgir Eski Şehir kalıntılarını birlikte görmez iseniz bazı parçaları yeterince kafanızda yerleştiremezsiniz. Nemrut Harabelerini Arslantepe Höyüğü ile birlikte anlatmak gerek. Onar Köyü’nü Arguvan Kızık Köyü ile birlikte görücüye sunmak yerinde olacaktır. Bu örnekleri daha fazla arttırmak mükündür.

Özellikle odak noktası turizm olan kalkınmalarda dikkat ile üzerinde durulması gereken husus Arapgir Modeli’ndeki bütünleşik yaklaşıma dayalı planlama büyük önem taşımaktadır. Unutmayalım ki bir turist kafilesi sadece bir yeri hedefleyerek oraya gitmek istemez. Eğer kum, deniz ve güneş mantığından ayrı bir turizm etkinliği olacaksa, bu birkaç günde bir kaç yeri olaya dahil etmekle olabilir. Bu da olayı kader birliği olan Yukarı Fırat Havzası’ndeki bütün diyarları birlikte ve bütünleyici yaklaşıma zorlayan bir boyuta taşımaktadır.

Arapgir’de Arapgir Belediyesi ve İKSAD işbirliği ile yapılan “Uluslararası Anadolu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Kongresi” ile “Uluslararası El Farabi Kongresi” nin icra edilişinde hep beraber Arapgir’in, Arapgir insanının ve Arapgir Belediye Başkanı Sayın Haluk Cömertoğlu’nun farkını hep beraber görmüş olduk. Dünyanın her yerinde kongre icra eden İKSAD Başkanı Sayın Mustafa Latif Emek, bu farka tanık olunca, kendisini Arapgirli olarak gördüğünü ifade etmesiyle hepimizi onure etti. Ancak burada bir ilçenin imkanlarıyla bütün illeri geride bırakacak organizasyon anlayışını Sayın Başkan Haluk Cömertoğlu, Sayın Kültür Müdürü Mesut Kavas, Arapgir’in Reklam Yüzü Sayın Alperen Durak ve Millet Han’ın emekçi kadınları bu övgüleri fazlasıyla hak etmişlerdir. Sayın Emek ile dünyanın farklı yerlerinde kongre organizasyonu tecrübesini birlikte yaşamış bir Malatyalı olarak bendenizin de Arapgir’in her zaman farklı bir konumu hak eden farklarına tanık olduğunu söyleyebilirim. Kazakistan’dan hem bu kongre için gelenler, hem eğitim programı için burada olup Malatya’ya gelenler, bunlara ilave olarak Türkiye’de okuyanların da ortak kanatinin Arapgir’in farklı olduğu vurgusu üzerinde pekiştiği açıktır. Başkan’ın Arapgir insanının farkına güvenerek ortaya atmış olduğu Arapgir modelinin ayrıca ayrıntılı bir araştırmaya muhtaç olduğunun bu son Kazakları misafir etme olgusuyla beraber daha net ortaya çıktığını söyleyebilirim.

Malatya sınırları içinde yirmiden fazla yabancı konuk geldiğinde eli ayağı birbirine karışıp da yer ayarlamaktan aciz olan kurumları da bilen biri olarak Arapgir Belediye Başkanı’nın Fotokamp etkinliklerinde otuz binden fazla kişiye “yırtık da olsa çadırınla gel, çadırın yoksa çadırı olana misafir ol da gel” sloganının anlamını daha iyi anlamış bulunmaktayım. Organizasyon konusunda becerikli olmanın daha büyük örneklerini vermiş bir diyara bu tür organizasyonların çok kolay gelmesinin başkaları tarafından anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Kongre esnasında söylediğim sözü Arapgir ve Cömertoğlu’na buradan da hatırlatmak istiyorum. “Geleneği olmayanın geleceği olmaz.” Ne mutlu ki var olan gelenekleri geleceğe aktaran ve yenilikçi gelenekler oluşturan bir Başkan Arapgir’de iş başında.

Son söz olarak şunları söyleyebilirim: Biz birlikte Anadolu’yuz, birlikte güçlenebiliriz ve birlikte ekmeğimizi arttırabiliriz. Başkaca bu hususun çıkış yolu bulunmamaktadır. Ekmek arttırmak ile ilgili politikalar bütün politikaların önünde ve onun belirleyicisi olacaktır.