Hani Eski Ramazanlar Eski Bayramlar derler ya büyüklerimiz, hatta gençlerimiz.

Biri kulak çorbası diye tutturmuştu. İlla da kulak çorbası…

Ben Ramazanda kulak çorbası olmadan yapamam diyordu.

Şimdiki kuşak kulak çorbasını bilmez.

Malatyalı kışa ve misafire tedariklidir.

Yazın, undan hamur yaparlar, içerisine de yumurta kırarlar, biraz da yoğurt ilave ederler daha sonra hamurları ince uzun keserler Erişte yaparlar. İş Erişte ile bitmez birde kare, kare keseler ona da kulaklık derler. O kulak çorbası için hazırlanmıştır… Kulak memesi yumuşaklığında olduğu için bu terimi kullanırlar. Kesilen Erişteler ve Kulaklıklar güneşte kurutulur. Evde hazır halde bulundurulur.

Malatya da hayfene denilen bir terim vardır.

Haydi, bir hayfene kuralım iftarları beraber yapalım.

Mahallenin bir kesimi anlaşır bir araya gelir. Yapılacak yemekler paylaşılır.

Öyle bir adil paylaşım olur ki; mahallenin zengini de yoksulu da aynı sofrayı paylaşır. Kimse incinmez.

Yemek yapımında variyeti müsait aileler, kaburgalar alırlar, analıkızlı (Tiritli Dolma) köfteyi üstlenirler, orta variyetteki aileler sarmalar, dolmalar yaparlar… Variyeti kısıtlı olanlara da bütçelerine uygun çorbalar, salatalar, börekler yaptırılır. Ama kimseye bir şey hissettirilmez. Yemekler yapılır, berberce iftar yapılır. Yemeklerin güzelliğinden ziyade çorbaların, böreklerin güzelliği anlatılır. İmkânı kısıtlı komşu onure edilir.

İlla da kulak çorbası denmesinin nedeni, kulak çorbasının mayhoşluğu ve güzelliği olmakla birlikte karşıyı onure etmektir.

Kulak çorbası içerik olarak ayrı bir tada sahiptir.

Bir miktar yağsız kıyma alınır. Bulgurun en incesi olan simit ile karıştırılır. Bir avuç simit bir avuç et olarak… Yoğrulduktan sonra, nohut büyüklüğünde yuvarlanır, adına da aya köftesi denir.

Aya köfteleri, çorbalık erişte veya kulaklık erişte bir tencereye koyulur yeteri kadar su konur haşlandıktan sonra et suyu ile birlikte pişirilir. İçerisine yoğurt özenerek ilave edilir. Ayrı bir kapta tereyağında nane sosu yapılır. Servis yapılırken üzerine bir iki kaşık serpiştirilir…

Mayhoşumsu olan Kulak Çorbası günün en dikkati çeken yemeği olur.

Mahalleli yemeğini yemiştir. Çayını içip muhabbetini yapmakta, iftardan sonra topluca teravih namazına gidilir. Namaz dönüşü de bazıları kahveye takılır. Bazıları da bir evde oturup, çay kahve daha sonra meyve derken geceyi tamamlarlar…

Bayramdan bir hafta önce, bayramın güzellikleri hissedilmeye başlar. Manevi hava çarşıyı pazarı sarmıştır. Öyle bir havadır ki bu, hele Akpınar’da bütün güzellikleriyle görürsünüz. Daha sonra mağazalarda ki güzellik yoğunluk, marketlerin, bakkalların dükkân önlerindeki şeker sergileri, kolonyalar, bayramın sesleridir. Kasap pazarı ayrı güzeldir. Sütçüler yoğurtçular liste yapmışlardır. Hele tatlıcılar, bayram için tatlı siparişi alınır yazılarını dükkânlarının en görünür yerlerine koymuşlardır. Esnafın en mutlu olduğu bayram, Ramazan Bayramıdır. Çünkü Ramazan Bayramında, Hem büyükler, hem küçükler için yeni giyecekler alınır. Yakınlara uygun hediyeler alınır. Tatlılar sütlüler kırıla gider. Aileler ikramda yarışır.

Bayramın ilk günü bayram namazından sonra eve geldiğimizde bayram tiridimiz, pirinç pilavımız, yoğurtlu gendime çorbamız hazırdır.

Önce aile içi bayramlaşılır. Daha sonra yemeğe geçilir.

Mezarlık ziyaretleri eve dönüş, daha sonra misafir kabulü veya akraba ziyaretleri başlar.

Hele bizim Memnune Halanın, çağam gurban  olam  ölümü göresin sütlü ye demesi hiç gözümün önünden gitmiyor. Hele Süleyman Amcamın yapmış olduğu kurabiyeyi ben ev hanımıyım diyenlerin yapamadığını o kurabiyeye ayrı bir lezzet kattığını görüyordum.

Bedriye yengemiz amcamın kurabiyelerinden getirir. Enver, yavrum amcanızın yaptığı bu kurabiyeden yiyeceksiniz diyerek, bana kardeşlerime ikram ederdi. Nezaket dolu, içtenlik dolu bu ikramlar çok güzeldi. İsmini zikrettiğim büyüklerimiz rahmetli oldu. Sadece güzel anıları kaldı. Bayramlarda bir şeye dikkat ederim…

Bilhassa yaşlı yakınlarımı ziyareti ihmal etmemeye çalışırım. Ayrıca onların ikramını almak için kendimi ayarlarım. Onlar ikram ettiklerinde mutlu oluyorlar… Her yerde aldım. Burada alamayacağım geldim sizi gördüm deseniz bile onları mutlu edemiyorsunuz.

Hele ziyaret edenleri az ise, kesinlikle onların ikramlarını alın. Onlar için en kötüsü bayram için yaptıklarını ikram edememek, kendinizi onlara göre ayarlayın… Onları mutlu edin hayır dualarını alın… Hastaları, yaşlıları, mahallenin yalnızlarını, ailenin büyüklerini, hısım akrabayı, komşuları ihmal etmeyiniz. Onların tebessümü, ömrümüzü bereketlendirir.

Bu yazımı yıllar önce yazmış köşemde paylaşmıştım.

Bu gün maalesef anne baba evlat hısım akraba bir araya gelemiyor.

Korona almış başını gitmiş, herkes evine kapanmış, özel arabanla bile bir yerlere gidemiyorsun.

Hani komşu komşunun külüne muhtaçtı. Komşuna bile gidemiyorsun.

Ne kadar büyük zenginliklerimiz varmış, ne güzel bayramlar yaşamışız.

Bugün bunların değerini anladık.,

Herkesin mutlu olacağı, olaysız ve savaşsız bir dünya dileğiyle…

Bayram Tadında, Ramazan Bayramınızı ı kutluyor

Sevgiler Saygılar sunuyorum.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.