Yıl 1991 Malatya’da Sigorta Hastanesinin arka tarafında, Özalper Mahallesinde Uğur Sitesinde oturmaktayım.

Eşimin ve benim alın terimle alınmış ilk ev…

Hele iki öğretmen için manevi değeri de çok yüksek…

Zaten o yıllarda orada üç tane site var.

Geriye kalan alanların tamamı bahçe…

Minibüsten başka ulaşım aracı yok gibi.

Birde sitenin 800 metre alt tarafında sigorta hastanesine gelen belediye otobüsü var.

İki tercihten birini yapmak zorundasınız.

Çarşıya inmek için genelde minibüsü tercih ediyorum.

İlk durakta binip son durakta indiğim için minibüste ayakta kalmam söz konusu olmuyor.

Fazla yolcu almak minibüsçülerin ruhuna işlemiş…

Bazen bir yolcu için birkaç yolcu için trafiği trafik kurallarını hiçe sayarlar.

Hele Ramazan aylarında iftara yetiştirmek adına, alabildiklerince yolcu alırlar.

Birde kelle götürür gibi bir sefer daha fazla yapmak için normal trafik hızının üzerine çıkarlar.

Eğer çarşıdan minibüs Özalper Mahallesine gidiyorsa, iki kavşakta trafik polisi var.

Biri Emeksiz Alt Kavşağı, diğeri de İstasyon Virajı, bu iki kavşakta trafik polisleri beklemekte…

Minibüs çok yolcu almış ayakta çok yolcu var ise;

Şoför, kavşağa kavuşmadan 250 metre geride yolculara seslenir.

Ayaktakiler çökünüz.

Bizim millette kuzu, kuzu çökerler.

Trafik Polisi uzaktan, normal yolculu bir minibüs olarak görür.

Her iki kavşakta bu şekilde atlatılır.

Her zaman aynı durum olmaz.

Minibüsleri durdurup içindeki yolcuları bizzat kontrol eden görevinin ehli trafik polisleri de olur.

Bu durumda minibüs şoförünün bahanesi hazırdır.

Efendim işlerine geç kalıyorlardı.

Devletimizin milletimizin işleri aksamasın diye aldık.

Bakın biz amme hizmeti yapıyoruz.

Hele ayaktakilerden devlet memuru var ise, polisin de merhameti ile cezadan yırtarlar.

Eğer polisin eli makbuzlara gitmişse;

Şoför yalvarmaya başlar, abi ben bu minibüste şoförüm iki günlük yevmiyemi cezaya vereceğim.

Polis cezayı yazar, gözünün yaşına bakmaz.

Bizim millet fazla yolcu alan şoförü mazlum, kurallara uyulması için gerekeni yapan polisi zalim addeder.

Bizim gibi, kendi canını hiçe sayan bir millet göremezsiniz.

Allah korusun minibüs bir kaza yapsa kaç kişi ölecek, kaç kişi yaralanacak.

Çok şükür Allah’a 1992 de ehliyetimi aldım. Daha sonra da Allah nasip etti otomobilimi aldım.

Minibüsle pek işim kalmadı.

Günümüzde sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz.

Pandemiden dolayı maskeye mesafeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Minibüsler değişmedi. İnsanlar değişmedi.

Kurallara uyanlar var.

Uymayanlarda çok.

Bir markette indirim varsa bütün kurallar hiçe sayılıyor.

Postane  önlerinde, banka önlerinde, elektrik, su, doğalgaz parası ödemelerinde…

İçeriye tek tek kişileri alsalar bile dışarıda, mesafenin hiçe sayıldığı görülüyor.

Otobüs duraklarında aynı şeyleri görmek mümkün…

17 günlük kapanma döneminde büyükşehirlerden illere, ilçelere, tatil yörelerine yolculuklar oldu.

İnsanlar doğa ile baş başa günler geçiriyorlar çok güzel…

Endişemiz şudur ki, o kişilerden korona taşıyıcısı olanlarda mutlaka vardır.

Allah korusun o insanların ilişkileri neticesinde daha fazla yayılmasına neden olabilir.

İstanbul’da yüz bin kişide 854 kişinin pozitif olduğu görülürken bu insanların memleketlerine gitmesi, bayram sonrası İstanbul’a dönmesi sonucunda nelere maruz kalınacağını düşünmek istemiyorum.

İnşallah bizlerde, toplumun geneli de kurallara uyar fazla üzülmeyiz.

Sevgi ve Saygılarımla

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.