Celal Abiyi de kaybettik

Celal abiyi Ferhadiye mahallesinde simaen daha çocuk iken tanımıştım. İlk defa konuşmamız 1980 li yıllara denk gelmiştir. O zamanlar Batman Bölgesi Türkiye Petrolleri Hukuk müşaviri iken Rus malı bir fotoğraf makinası almıştım. Makinanın ışık ayarı bozulmuştu. Malatya’da tamiri celal abi yaparmış. Malatya hükumet binasının yanında bir dükkanı vardı, oraya tamir için gittim . Gerçekten makinayı tamir etmişti.
2000 li yılların başında bana bir telefon geldi. Arayan bir bayandı. İsminin Gülgün Yetik Eryüksel olduğunu, İzmir televizyonunda yapımcı olduğunu, Malatya’lı Fahri Kayahan hakkında çekim yapacaklarını, benim program danışmanı olup olamayacağımı iletti. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Beraber çekim için Malatya’ya gitmiştik. Gülgün hanım Malatya’nın yakın tarihini Celal Yalvaç’ın çok iyi bildiğini belirtti ve randevu alarak Fahri Kayahan hakkında bilgi toplamaya çalıştık, bürosuna gittik. Kendisinin fahri Kayahan’ın eşi fahriyenin yakın akrabası olduğunu öğrendik. Hamikoğlu Haci Ağanın konağının yârini ondan öğrendik ve resimledik. Suade hanımla onun sayesinde telefonla görüşme bahtiyarlığına eriştim, onun sayesinde Azmi amca ile tanıştım. Aziz Azmi Fenercioğlu celal Abinin ilk okul öğretmeni imiş. Azmi amcanın Malatya’sı kitabının basılmasına bu olay vesile oldu. Kitap hakkında bir de önsöz yazmıştı rahmetli. Aynen aktarıyorum.
“ ÖĞRETMENİM AZMİ BEY
23-24 Nisan 1944 günü Malatya Lisesi yanmıştı. Ben o sıra Gazi İlkokulu 2. Sınıfta öğrenci idim. Eğitim sezonunun bitmesine de çok az bir zaman kalmıştı. Ortada kalan ortaokul ve Lise öğrencilerine yer bulmak gerekiyordu. Gazi ilkokulu yanan binanın hemen yanında idi. İlk akla gelen Gazi ilkokulu oldu. Bazı sınıflar birleştirildi. Fazla gelen öğrenciler diğer ilkokullara gönderildiler. Beni de birkaç öğrenci ile birlikte Fırat İlkokuluna gönderdiler.
Gazi ilkokulunda müdürümüz İsmail kutan’dı. Bizlere sizler okulunuzun en güzide öğrencilerisiniz, evleriniz bizim okula uzak, sizlere kıyamadım, Fırat okulu sizin eve daha yakın, orada iyi bir öğrenci olamaya bakın, aman ha aman beni mahcup etmeyin dedi ve bizi uğurladı. Merhumun bu sözlerine inanmış, kendimize olan güvenimiz artmıştı. Bu duygularla Fırat ilkokuluna gelmiş, okul müdürü rahmetli Fehmi Ünal’ın huzuruna çıkmıştık.
Fehmi bey bizi kendi okuluna kabul etmemiş; o zamanlar kuruluşunu tamamlamaya çalışan İnönü İlkokulu müdürü rahmetli İsmail Beye yönlendirmişti. ismail bey bizi okuluna kabul etti. İkinci sınıftaki eğitimimizin kalan kısmını eski İlkokul binasında İnönü İlkokulu öğrencileri olarak tamamlamıştık.
Şimdi Kız Meslek Lisesi olarak kullanılan bina yeni yapılmış ve İnönü İlkokulu bu binada faaliyete geçmişti. Üçüncü sınıfta öğrencilerimiz de okul da yeni idi. Yeni öğretmenimiz Azmi ışıklı(Fenercioğlu) idi. Gençti, yetenekli idi, dinamik idi, temiz giyinir güzel ders anlatırdı, vakur bir insandı. Onu çok sevdik çok saydık. Yaşamımız boyuna da unutmadık. Yeni binadaki eğitimimiz bir yıl sürdü. Şu anda anlatılması uzun sürecek bir takım olaylardan dolayı okul yeri değiştirildi. İnönü İlk okulu Aslantepe caddesindeki eski bir konağa, orada eğitim gören kız öğrencilerini de bahis konusu olan yeni binaya naklettiler.
Azmi bey çok bilgili saygın bir öğretmendi. O zaman faaliyette olan halkevlerinin muhtelif çalışma kolları vardı. Tarih ve müze kolunun başında İsmail kutan, faal üyeliklerin başında da Av. Hüsnü Tulunoülu , Azmi Işıklı, Melahat Sezener gibi saygın isimler vardı. Bu kişiler o zamanın Malatya’sında Malatya’nın kültürüne ve tarihine unutulmaz hizmetlerde bulunmuşlardır.
Elinizde bulunan bu anılar, malatya’nın meçhulde bulunan üç ayrı dönemine ait eşi bulunmaz anılardır.
Allah hocama sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.


29 şubat 2016
Celal yalvaç
O zamanlar yani 1990 lı yıllarda hukukla ilgili tek tük yazılar yazıyordum. Celal abi ile anlaştık. Malatya ile ilgili yazılarımı diskete yazacak, posta ile celal Abinin posta kutusuna gönderecektim. Celal abi de Malatya habere. Bu gazetede bir çok yazım çıkmıştı. Daha sonra da başka gazetelere yazı yazdım. Yazılarımı çok beğenir özellikle okuduğunu ve takip ettiğini söylerdi bana.
Fahri Kayahan hakkında yapımcı Gülgün hanımla belge istedik ondan. Azmi amca Fahri Kayahan’ın daktilo ile yazılmış iki adet senaryosunu çıkardı. İzmir televizyonu için Sarı Kurdele ve Şirvan ile Abuzer senaryolarının sadece ilk iki sahifesini veririm dedi. Fotokopi çekmek için çarşıya gittim. Bir nüsha fazla çektirerek hırsızlık yaptım. İyi ki çalmışım o iki sayfayı. Bu sayede bir iki yazıda kullandım. Televizyon yapımında ne Hamikoğlu’nun konağından ne de Fahri Kayahan’ın senaryolarından hiç bahsedilmedi o televizyon programında. Yapımcı ürkek olduğu için bir çok kısmı atlamış, program kuşa dönmüştü.
Celal abinin hem hafızası kuvvetliydi, hem de geniş bir arşive sahipti. Malatyayı tanımak isteyen nice yazarın, nice doktora öğrencilerinin, nice üniversite hocalarının elinden tutmuş, onlara destek vererek düz yola çıkarmıştır. Malatya araştırması yapan ve bu uğurda yazı yazan herkesten alacağı vardır.
Kişilik olarak fazla öne çıkmazdı, gösterişi sevmezdi. Olaylara siyasal ve çıkar açısından bakmaz kültürün yayılmasına bakardı. En uç kişilerle dahi kolayca diyalog kurar ve onların sevgisini ve dostluğunu kazanırdı. En doğru yolu teşhis ederdi. Bürosunda o kadar çok kitap ve belge vardı ki masasının üstü dergi ve kitaplarla doluydu. Her zaman bürosu ya dördüncü katta ya da beşinci katta olurdu. Asansör bulunmazdı. Büroya çıkıncaya kadar nefesimiz kesilir dillerimiz iki karış çıkardı. Kendisi o kadar katı yürüyerek zorlanmadan çıkardı. Celal Abinin kulakları çok ağır işittiğinden dolayı telefonla konuşamaz biri vasıtası ile iletişim kurardık. Buna rağmen üç dört ayda bir arardım kendisini. Akciğer kanserine yakalandığına duymamıştım. Sigara da içmezdi rahmetli. Ciğerleri de çok sağlamdı. O kadar merdiveni zorlanmadan çıkardı. Bürosuna vardığımda beni güler yüzle karşılar, ne içeceğimi sorar, özellikle de oraleti kendi eliyle hazırlar bizzat ikram ederdi, bu seremoniye bizim katılmamızı hiç istemez, bir garson gibi misafirine ikramda bulunurdu. Bu onun ne kadar insancıl ve ne kadar alçakgönüllü olduğunun da göstergesidir. Malatya’ya gittiğimde daha sık Celal abinin yanına uğrarım diye kendi kendime söz veriyordum. Bu defa mezarına uğrayıp dualarımı okuyacak ve onunla konuşacağım inşallah. Bu kadar kısa zamanda vefat edeceğini beklemediğimden dolayı vefatı benim için sürpriz oldu ve daha acı oldu.
Öteki dünyada hep rahat hep huzurlu ol, yerin Cennet ruhun şad olsun değerli abim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selami Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Malatya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Malatya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Malatya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Malatya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket CHP Akçadağ'da kimi aday göstermeli?