Çakgal Hanifi (Çakal Hanifi)

Malatya ile alakalı yazılarımda bazen Malatya’ca sözcükleri parantez içerisinde açıklamak zorunda kalıyorum. Bu durum Malatya şivesinin unutulmaya yüz tuttuğunun, hatta unutulduğunun bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Malatya şivesi sanki yabancı dil. Gel de Malatya’lı hemşehrilerime yabancı dil gibi Malatya şivesini açıkla! acaip bir durum değil mi sizce?


Benim gençlik dönemine denk gelen 1960 lı yıllarda Malatya’da Çakgal Hanifi denilen bir kabadayı vardı. Malatya’lı yazar Atilla Kantarcı yazdığı bir yazıda onu iyilik sembolü olarak kaleme almıştır. Gerçekten Hanifi o yıllarda Zaza Cemil’den önce Hürriyet Aile Çay bahçesini işletir; çeşitli sanatçılar getirtirdi. Onlar sahne alırlar, seyirciler çay kahve içerler hem de sanatçıları seyrederlerdi. Malatya’lı sanatçılar o sahnelerde tecrübe kazanırlar, Malatya türkülerini burada tanıtırlardı. Sahne iki kısma bölünmüştü. Bir taraf ailelere diğer taraf da bekarlara ayrılmıştı. Hanifi durumu iyi olmayan kişilerin çocuklarını zaman zaman toplu olarak sünnet ettirirdi. Çok ünlü sanatçılar da o zamanlar bu sahnede yer alırlardı. İbrahim Tatlıses, İzzet Altınmeşe, Selahattin Erorhan, Kahtalı Mıçı, İlhan Kızılay,Fahri özyıdırırm, Adnan Erkuş, Ali acıburç ilk aklıma gelenler.
Bu sahnelere Malatya’da sesi güzel olanlar, güzel çalgı çalanlar yer alırdı. Böylece sağda solda bölük pörçük okunan türküler belirli bir noktaya gelip halka sunulmuş oldu. Parklarda yer alan sanatçılar ayrıca bu dönemde Malatya radyosunun canlı yayınlarının da devreye girmesi ile Malatya türküleri ayağa kalktı. Malatya müziği açısından bu girişimler bir milattı.


Çakal Nasıl Bir Hayvan
Çakal genellikle kırsal alanlarda yaşayan ve yoğun olarak geceleri ortaya çıkan bir hayvan türüdür. Renk bakımından kurdu anımsatan fakat kurttan küçük olan bu hayvan leşlerle beslenir. Sürü halinde yaşar. Gündüzleri genel olarak saklanmayı tercih ederler. Nadir olarak yalnız yaşamayı yeğlerler. Bu yaşam şeklini genellikle sürüde dışlanan çakallar tercih etmektedir. Ayrıca çakal açıkgözlü ve kurnaz olması ile dikkat çeken bir hayvan türüdür. Son derece titizdir. Bunun yanı sıra leşle beslendiği için kurnaz ve görgüsüz olarak tarif edilir.
Biz Malatya’lılar açısından bakarsak. Zivanadan çıkmış, kendini bilmez, kavgacı olanlara denirdi çakal.


MEHMET DOĞU
Şirolu’ların bahçesi imara açılmış ve açılan sokağın ismini Şirolu Sokak koymuşlardı. O zamanlar müteahhitler daha türememişti. Her taraf bağ bahçelikti, her taraf oyun bahçemizdi. Futbol maçı yapacak, sülü deynek oynayacak, güreşecek, barfiks çalışacak, yüzmeye gidilecek alanlarımız vardı. Müteahhitler türemediği için ve de kat mülkiyeti yasası oturmadığı için yapılan evler bir veya iki katlı idi. Bu durum apartmanların olmamasından dolayı bizim için bir avantajdı, herkes birbirini tanıyordu. Hepimiz akrabalıktan da öte dost olmuştuk ve samimi olmuştuk. Komşuluk ilişkilerimiz mükemmeldi.
Bu sokakta tek katlı bahçeli bir eve taşınmıştık. Karşımızda bir ev inşaatı başladı. Kimin inşaata başladığını sorduk: Çırmığdı’lı Haci Doğu dediler. Rahmetli Haci abi çok konuşkan, yardımsever ve becerikli bir abimizdi.
Evin temeli atılmaya, kireç kuyusu eşilmeye, kireçler ezilmeye başlandı. O zamanlar ben ondört veya on beş yaşlarında idim. Evin temelini, kireç kuyusunu on iki on üç yaşlarında bir çocuk kazıyordu. Kireci su ile karıştırıp kireç suyunu eştiği çukura akıtırken yanına yaklaştım: hayırlı olsun dedim ve adını sordum: Memet dedi. Malatya’da Mehmet demezler “Memet” derlerdi. Hatta Memedin annesi rahmetli Feride abla ona “Memmet” derdi.
Memet’le arkadaş olduk,
samimi olduk.
Memet’te olağanüstü kendiliğinden oluşan spor yeteneği vardı. Bilekleri de çok güçlüydü.Derme suyunun muhtelif yerlerinde yüzmeye giderdik, yüzme yarışı yapardık ama velakin Memedi hiç kimse geçemezdi. O zamanlar Memedi keşfeden bir yüzme hocası olsa idi değil Türkiye’de belki Dünya’da derece yapardı.
Birlikte futbol maçı yapar, birlikte güreşir, lisenin bahçesinde birlikte barfiks çalışırdık.
Ortokul son sınıfta iken beden eğitimi öğretmenimiz Osman Şahin barfikste kendini yukarıya çekme sayısına göre not verirdi. 3 A ve 3 B sınıfı sınava birlikte girdik. İki sınıf içerisinde on dokuz defa barfikste kendimi yukarı çekerek birinciliği almıştım. Osman Şahin ayağa kalkarak bana teşekkür etmişti. Hatta barfikste tek kolla doksan derece durabilen nadir çocuklardan idik ben ve Memet.
Memedin sağdıcı da ben oldum. Resim ekte. Birlikte ders çalışırdık resim ekte.
Memet lisede lisenin elit gurubu başkanı olmuştu. Bir bayramda Memedin atlayışı resmi de ektedir.
Özellikle akşamları sohbet ederek Memet’le Malatya’yı gezerdik. Bir gün akşam vakitlerindeki bu gezintilerimizin birinde bakın ne oldu…


ÇAKGAL HANİFİ İLE
KARŞILAŞMAMIZ
Çakgal Hanifi’nin işlettiği Hürriyet Aile Gazinosunun önüne geldik. Müziğin sesi geliyordu ama perde çekildiği için sahne tam görünmüyordu. Çakgal Hanifi’yi ben tanıyordum ama Memet tanımıyordu. Orta boylu tıknaz, etine dolgun kavgacı bir adamdı. Gazinodan çıkarak topluluğa hitaben verdi veriştirdi. Oradakiler sadece sanatçıyı dinliyordu oysa . Nasıl oldu ise Memet de ona cevap verdi. Çakgal ceketini yere fırlattı. Bir anda Memetle karşı karşıya geldi; gardlar çekildi. Bire bir kavgada Memet Hanifiyi alt ederdi ama, Hanifi bıçak kullanabilirdi, adamları devreye girebilirdi. Üstelik intikam peşinde koşabilirlerdi. Ona bulaşmak hele de dalaşmak hayırlı olmazdı. Araya girmeye çalıştık. Mahalleden bizim Kasap dediğimiz Nuri Bahçeli de orda imiş. Olayı Memet Doğu’dan dinleyelim.
“Her taraftan ğaraç alırmış. Geldi
bağırdı çağırdı. Herkes orda
Oturuyu, ben de herife gafa dutuyum. Nuri kulağıma eğildi. Ula sen nettin oğlum bu Çakgal Hanifi dedi. Ben de gayri ihtiyari arkaya baktım. Bir bağdım öte taraftan önüme çığdı. Niye bağdın lan dedi. Nuri araya girdi. Hanifiye. Abi bu seni tanımadı dedi. Eyle der demez adam ğoşafın yağı kesildi. Seni tanımadın lafının altında çoğ şey gizli. Yani sen böyük adamsın, sen gosgoca çakgal Hanifisin, tanısaydı sana gafa dutar mıydı? demek.
Muhammet Ali gibi gardımı almıştım teeehhh. Aynadın mı gardaş ? Ne günlerdi ya. Yav aradan on beş gün mü ne geçdi, pavyondan çığarken öldürmüşler Hanifiyi. Duyunca gettim. Bağdım ki gapıda gurşun izleri Selami, delik delik, Tam pavyon gapısının ağzında. Cenaze törenini de gördüm. Cenazeye Belediye reisinden dut da hep mülki amirler şunlar bunlar gatılmışlar, dolular. Hayret etdim.
Nuriyi de andık.
Çoğ ğoş Nuri. Köy hizmetlerinde…”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selami Yücel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Malatya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Malatya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Malatya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Malatya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket CHP Akçadağ'da kimi aday göstermeli?