DAĞLARCA DİYETİ

Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı altmışlı yetmişli yıllardaki haliyle tanıyanlar, onun eni konu kilolu olduğunu bilir. Ense kulak yerinde, tıknaz, kunt yapılı bir asker eskisiydi. Gündüzleri Şehzadebaşı’nda, akşamları da İstiklal Caddesi’nde rastlardınız ona. Kara çantası koltuğunda olurdu genellikle. Beyoğlu’nda Atlantik Birahanesi’nde kendi başına demlenirdi, benim gördüğüm...
Seksenli yılların sonlarına doğru birdenbire zayıfladı üstat. Çiçekçi’de oturduğu yıllar... Komşu olduğumuzdan sıkça rastlar, ayaküstü hatırını sorardım. Belirgin biçimde zayıfladığını görünce, hasta olup olmadığını merak ederek sormuştum nedenini.
“Hasta değilim, diyet uyguluyorum,” dedi.
Dağlarca’nın diyet uygulaması büsbütün ilgimi çekti. Bildiğim kadarıyla gıdasına pek dikkat ederdi. Bir keresinde, kitapçı dükkânının yanındaki işkembeciyi göstererek, günde iki tane kuzu başı yediğini söylemişti.
“Ne diyeti yapıyorsunuz?” diye sordum.
“Tavuklu pilav diyeti” dedi. “Tavuk göğsü alıp haşlıyorum, suyuna da pirinç atıp pilav yapıyorum. Yağsız ama lezzetli oluyor pilav. Sürekli tavuklu pilav yiyorum... Öyle öyle kilo verdim!”
Bildiğim kadarıyla diyet yapana pilav vermezlerdi, ama tek tür beslenme yoluyla kendi diyetini kendi bulmuştu üstat.
Dağlarca, hep şaşırtıcı buluşların adamı değil miydi?
Daha sonra içkiyi de bırakacak, alkol aleyhtarı olacaktı.
Bu kez takılmış olmak için:
“İçmeden nasıl şiir yazılır ki?” diye sorduğumda:
“İçkiliyken yazılmış tek dizem yok benim!” diyecekti.[NG]

BABASI ONU TÜCCAR
YAPMAK İSTİYORDU

1933 yılında Ödemiş’te dünyaya gözlerini açtı. Dolayısıyla çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı yıllarına denk geldi.
Babası ticaretle uğraşıyor; oğlunun da kendisi gibi tüccar olmasını istiyordu. Bu nedenle ilkokuldan sonra oğlunu okula göndermemişti adam. Daha sonra kendi çabasıyla ortaokul ve lise sınavlarına dışarıdan girerek diploma alacaktı.
Sokaklarda, arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak zaman geçirmesini de istemiyordu babası. Eve geldiğinde oğlu sokaktaysa eğer, öfkeden yüzü kıpkırmızı oluyordu.
Önceleri, Yahudi bir ortağıyla ipek ticareti yapıyordu adam. Evlerinin avlusunda kazanla su kaynatılır, ipek kozaları kaynar suya atılıyordu. Kozaların içindeki ipekböceklerini haşlayarak öldürmenin günah olacağını düşünerek sonra bu işten vazgeçip köylülerden mal alıp satmaya başladı.
Ticaretle uğraşmanın sıkıntıları yüzünden aile ilişkilerinde sert bir tutum sergiliyor; eşi ve oğlu kendisinden çekiniyor, hatta korkuyorlardı!
On altı yaşına gelmişti ama, babasının kızacağını bildiği için eline geçen kitapları ondan gizli okuyordu... Okumak, aslında babasına karşı bir tepkiydi onda. Çalışkan olsun, kazanç peşinde koşsun, işten başka başka bir şey düşünmesin istiyordu baba... Çocuksa tam tersine, yatakta yorganı başına çekip kitap sayfalarının denizinde kaybolup gitmek istiyordu. Beş yüze yakın kitap biriktirmişti köşe bucakta saklı. Kitaplarını korumak üzere bir dolap yaptırdı. Düzenli biçimde doldurdu kitaplarını. Ancak babasından daha fazla saklayamadı kitap dolabını.
Dolabın varlığını öğrenince evde kıyametleri kopardı adam!
Annesi korkudan bir köşeye sinmiş, kendini yok etmişti evin içinde.
Adam, on altı yaşına basmış olan oğlunu dövmüyordu artık ama bütün hıncını kitaplardan çıkarıyor; sayfalar ellerinde parçalanıyordu!
Yine de öfkesi geçmedi; sonunda oğlunu evden kovdu!
Delikanlı çaresiz baba evini terk ederek bir komşuya sığındı...
O çocuk, Ödemiş’in yüz akı olan Behiç Duygulu idi.
Kasabalı bir Sait Faik...
İstanbul’da yaşamını yitirdiğinde, takvimler 1985 yılını gösteriyordu.
Ölümünden on sekiz yıl sonra, Kültür Bakanlığı Yayınlar Dairesi, Behiç Duygulu’nun seçme hikâyelerini bir kitapta toplama görevini, bu fakire verecekti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Güngör - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Malatya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Malatya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Malatya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Malatya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket CHP Akçadağ'da kimi aday göstermeli?
Tüm anketler