Eski zamanların birinde ünlü bir hileci varmış. Bu kişi hile, yalan, iftira, rüşvet yoluyla, namuslu insanları adeta haraca bağlamış... İnsanlar ondan korkar hale gelmiş. Bu kişi, gözüne kestirği varlıklı kimselerin yoluna çıkar, kendisinden borç aldığını, bu borcunu ödemesini söylermiş mesela. Haksızlığa uğrayan kişi istenilen parayı vermeyince, onu kadıya şikâyet eder, yalancı tanıklarla davayı kazanırmış. Tabii bu arada mahkemenin kadısına da el altından bir dana gönderir, davayı kazanmayı garanti edermiş. Bir gün yine bir tüccarın karşısına çıkıp, kendisine borcu olduğunu söyleyerek bunu ödemesini ister. Tüccar, bu iddianın asılsız olduğunu ileri sürer. Sahtekâr adam, tüccara, borcunu ödemezse kendisini mahkemeye vereceğini belirtir. Tüccar, hileci adamdan erken davranıp mahkeme kadısının evine el altından semiz bir dana gönderir. Ardından, hileci adam da yine bir dana gönderir kadıya. Kadı hem davalı, hem de davacı taraftan birer dana geldiğini görünce, işin zora girdiğini görür. Bu durumda görüntüyü kurtarmak için adil bir karar vermesi gerektiğini düşünür. Yargılamayı, mahkemenin avlusunda, halkın gözü önünde yapmaya karar verir. Avluda biriken halkın gözleri önünde danaları kuyruklarından birbirine bağlar.

 Kadı: “Bu çekişmede iki danadan birinin kuyruğu kopacak... Kimin danasının kuyruğu koparsa, mahkememiz nezdinde o haksız ilan edilecek!” demiş. Danaların kuyruğunun altına neft sürülmüş. Sonra da iğne batırılarak can acısıyla kaçışmaları sağlanmış. İzleyicilerin gözü önünde iki danacık birbirinin tersi yönde çekişmeye başlamış. Sonunda, tüccarın gürbüz danası güçlü çıkmış; hileci kişinin danasının kuyruğunu koparmış! Rüşvetçi kadı efendi de durumu kurtarmış... O günden sonra, kimin haksız, kimin haklı olduğu yakında anlaşılır, hilecinin hilesi ortaya çıkar anlamında kullanılan bir deyim haline gelmiş: “Yakında dananın kuyruğu kopar!”