Tahminen bundan yirmi veya yirmi beş sene önce idi, Orduzu Pınarbaşı’nda bir mekanda bir akrabanın çocuklarının sünnet düğünü vardı. Mevlüt okunmasından sonra, bizler dağılacak iken, garson Mahmut Suat Uzun’dan bir mesaj getirdi. “Sami Kasap ekibi ile çalıp söylesinler mi ?” diye. Bu öneriye çok sevinmiştim. Sami Kasap gibi bulunmaz bir sesi tekrar hem de çalgıcılar eşliğinde dinleyecektim. Tabii ki, tamam dedim. Başladılar çalmaya. Hem halay makamları hem de gazelleri söyledi. Düğün olduğu için gazellere çok az yer verdi. Benim amacım onun gazellerini dinlemekti. Öyle ya Sami Kasap gibi bir gazelhanın sesi Türkiye’ye yüz yılda gelmezdi. Düğündeki erkekler göl kenarına uzun bir masa kurmuşlar, kendi aralarında sohbet ediyor, hararetli hararetli tartışıyorlardı. Sami Kasap kapalı alanda söylüyordu. Etrafımı gözlerimle kolaçan ettim. Sadece bayanlar kalmıştı. Mecburen Sami Kasap türkülere devam ederken sahile doğru yol aldım. Ben de uzun masanın bir köşesine iliştim. Masadakiler benim geldiğimin farkına varmadılar bile. Orada bir yerde bir iskemleye iliştim. Millet hararetli hararetli siyasi tartışma yapıyordu. Memleketi kurtaracaklar ya. Sami Kasabın uzaklardan sesi geliyordu. Sami Baba ve ekibi mikrofon olmaksızın çalarak yanımıza kadar geldiler. Sami’ye yanımda bir yer açıldı, kemancı, darbukacı ve kılarnetci ise ayakta çalmaya devam ettiler. Bir taraftan gece, bir taraftan mehtap, bir taraftan en sevdiğim müzik, bir taraftan Sami Kasabın sesi mest oldum vallaha…
Sami Kasap ve ekibi geldiğinde bir takım arkadaşlar görmezlikten gelerek konuşmaya devam etmişlerdi. Biliyorsunuz Sami Kasap bizlere gazel dalında çok eser kazandırmıştır. Bana bakarak bu ne der gibi başını sağa sola salladı ve “kıskadılar bizi” isimli bir arabeskle devam etti. Hiç unutmam ilk gazeli şu gazel idi ve okumaya başladı. Bu konserin bir kısmının video kaydı bende vardır.
Geçme muğannet körpüsünden ko götürsün sel seni.Yatma çakgal yatağında ko yesin aslan seni.Yarey aman aman aman aman aman..Bir dağ ne kadar yüce olsa bir kenarı yol olur.Bir yigit ne kadar kahraman olsa sevdiğine kul olur..Yarey aman aman aman aman aman...Arkasından çok meşhur bir uzun havayı okudu.
O kara gözlere de Leyla’m sürme mi çektin..Merhametin yok mu da anam belimi büktün..Kapanan yaremi de anam yerinden söktün.. Hele söylen şu Leyla’ya dönmez mi.Dönüp dönüp bizim köye gelmez mi...Aktı gözümün yaşı da Leyla’m oldu bir ırmak.Bana haram oldu da anam bu ilde durmak
Ne müşkülmüş de anam senden ayrılmak
Hele söylen…
Sami Kasabın eserlerini okumak için iyi bir ciğer gereklidir. Kasap biraz yaşlanmıştı tabii, üstelik mikrofonsuz da söylüyordu. Okunması en zor makamlardan biri de “Gözlerimin feri kaçtı isimli eserdir. Medet ey diye bir dakikanın üzerinde nefes tutularak söylenen meyan kısmını çıkmak mümkün değildi. Belki bu kısımlarda zorlanabilir diye tereddüt ederek bu gazeli okuyabilir misin Sami Abi dedim.
“Ne demek gardaş. O benim eserim” diye o çok zor olan makamı Orduzu Pınarbaşı’nın o doğal gölünün tam kıyısında muazzam ve yüksek sesle okumaya başladı. Belki de gazeli tüm Malatya duydu. Sanki Sami hiç yaşlanmamıştı, hiç sıtma görmemişti.
Gözlerimin feri gaçdı
Seni gördüm göreli yarey ey
(Gara sevdaya dutuldum
Seni sevdim seveli aman aman)2
Günden güne yıkılır
Gençliğimin temeli mededey ey ey
Mahvıma sebep sensin
Ey güzel kadın aman aman
Galbimi terketme bari
Yarey aman aman aman aman 
İnşallah zamanın birinde bir Allah’n kulu çıkar da bu gazeli okur, Aklım kesmiyor ya! İşte Sami Kasap okunması çok güç eserlerin sahibi idi.