Anadolu’nun bağrından doğan iki büyük nehir, kıvrılıp bükülerek gelir, Samsun’un iki noktasından Karadeniz’e ulaşır. Kızılırmak’ın denize döküldüğü yer Bafra ilçesi; Yeşilırmak’ın denizle buluştuğu yerse Çarşamba ilçesidir. Derler ki Kızılırmak Bafra ilçesinin topraklarına hayat verir; bu topraklarda iyi çizer yetişir. (Biz, söyleyenlerin yalancısıyız!) Yeşilırmak da Çarşamba’nın topraklarını verimli kılar ama, Bafra kadar değil... Bafra ilçesinde yetişen çizerler listesi oldukça kalabalık: Şadi Dinççağ, Bedri Koraman, İsmet Lokman, Mesut Yavuz, Suat Gönülay, Mustafa Bilgin, Cemalettin Güzeloğlu, Kürşat Coşgun, Halûk Mete, Selim Evsel, Cem Güzeloğlu... Kimilerine göre Bafra pidesiyle ünlü olabilir; ama bize göre asıl Türk karikatür dünyasını besleyen ilçe olarak çok daha ünlü! Çarşamba ilçesine gelince, şimdilik yalnızca Semih Poroy’un karikatürcülüğüyle övünmek durumunda...

UYKUCULUĞU YÜZÜNDEN TİTANIC VAPURUNU KAÇIRMIŞTI

 Çocukluğunda aile büyükleri onu kızdırmak için “seni evlendireceğiz” der; bu sözler karşısında çok üzülür, kendini yerlere atar, ağlar sızlar; “Evlenmeyeceğim!” diye tuttururdu. Büyüdüğünde tıp profesörü oldu Besim Ömer. (1862 - 1940) Doksana yakın bilimsel kitap yazdı. Kitaplarından biri, “Nasıl İzdivaç Etmeli?” adını taşıyordu. Çevresindeki gençleri her zaman evlenmeye teşvik etti. Jinekoloji uzmanı olarak, evlilik ürünü binlerce çocuğun dünyaya gelmesine yardım etti. Profesör Besim Ömer kendini öylesine bilime vermişti ki, dünya işlerinden anlamaz bir haldeydi. Bir keresinde fındık içi diye nohut satın almıştı. Bir başka zaman, iki hindi için altı liraya pazarlık etmiş, satıcıyla anlaşmış; sonra iki hindiye on lira ödemişti! Yine bir defasında Köprüde vapurdan inerken denize düşmüş, onu tanıyan öğrencileri denize atlayarak hocayı kurtarmışlardı.O kargaşa içinde kaptan da hemen motoru durdurup vapuru bağlayarak, ikinci bir kazayı önlemişti. Haftalar sonra iyileşip ayağa kalkan Besim Ömer, kaptanı arayıp bulacak ve ona bir ev armağan edecekti. Bir tıp kongresine katılmak üzere yurt dışında bulunuyordu. Otelde uyuyakaldığı için Titanic Vapuru’nu kaçırmasıysa yaşamının en önemli olayıydı. Besim Ömer Hoca, tıpkı çocukluğunda söz verdiği gibi bekâr yaşadı ve bekâr öldü. Bekârlığı nedeniyle yemeklerini kendi yapar, aşçılığı da iyi becerirdi. Fransızca yemek kitaplarından çok değişik biçimlerde yumurta yapmayı öğrendiği; beş yüz çeşit salata bildiği anlatılır. Ama bekârlığı kimseye salık vermezdi.