20 Mayıs Vakfı Turgut Özal Lisesinde Matematik Öğretmeni olarak çalışıyorum. Okulumuzun dergilerinde en az üç yazım oluyor. Bir şiirim iki de köşe yazım. Biri Eğitimde Bilgisayar Teknolojisi, diğeri Bir Bestekâr Bir Anı Köşemde, bir bestekârımızı ve anısını eserlerini anlatıyorum.

Bir dergimizde Fahri Kayahan’ı anlatmıştım.2 Nisan 2002 Tarihli Özal’ın Sesi isimli okul dergimizde…

O bilgileri 1990 lı yıllarda araştırmıştım.

TRT İzmir Televizyonunca, Malatya’nın çeşitli yörelerinden kamera kayıtları alınarak Fahri Kayahan Belgeseli hazırlandı. Belgesel TRT Televizyonunda yayınlandı. Belgeselin sonunda katkılarından dolayı Celal Yalvaç, Selami Yücel, Enver Kalaycıoğlu teşekkür mesajlarını da yazmışlardı.

Bir belgesele katkıda bulunmak anılmak güzel bir duyguydu.

Fahri Kayahan’ın gerçek doğum tarihi nüfus cüzdanı ile aynı değildir.

Nüfus Cüzdanında 1918 yazmasına rağmen gerçek doğum tarihi 1915 dir.

Yaşar Kayahan Ağabeyim de Celal Yalvaç Ağabeyim de yakınları olarak, gerçek doğum tarihinin 1915 olduğunu teyit etmişlerdir.

Fahri Kayahan biyografilerinde doğum tarihi vefatı Atatürk’le oluşan hukuku ve meşhur eseri Sarı Kordela yer alır.

Bu hikâyeyi Rahmetli Adnan Işık Ağabeyimiz 40 yılı geçkin süre öncesi anlatmış, hafızalara kaydetmişti.

Birde Fahri Kayahan’ın Sarı Kordela adlı eserini Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayının Bahçesinde otururken küçük bir balıkçı teknesinde balık tutan bir balıkçıdan dinlediği mizansen olarak anlatılmış, bu bilgilerin çok eski araştırmalarda yer almadığını görmekteyim.

Hatta Fahri Kayahan’la en fazla irtibatı olan amcası oğlu Yaşar Kayahan Ağabeyime sorduğumda, Fahri Ağabeyim böyle bir şey anlatmadı. Tamamıyla mizansen dedi.

Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayında Safiye Ayla’dan ilk defa Sarı Kordela isimli eseri dinlediği doğru.

Safiye Ayla’nın musiki hayatında en önemli kişinin bir Malatyalı olduğunu da vurgulamak isterim.

Safiye Ayla’nın Hocası, Malatya’nın yetiştirdiği en büyük müzisyen Udi Nevres Bey olduğunu da belirtmek yerinde olacaktır.

Fahri Kayahan sade yaşantısı olan, dertlerini tamburu ile paylaşan, halk konserleri yapmış, plaklar çıkarmış, senaryolar yazmış, 1940 lı yıllarda filmlerde oynamış mert, sözü senet bir sanatçımızdır.

Yerine göre önüne getirilen yüksek paralı teklifleri elinin tersi ile itmiş Anadolu insanıdır.

Hayatta sözü hep senet olmuş, her zaman verdiği sözün arkasında olmuş bir kişidir.

Hiçbir kuvvet, hiçbir menfaat onu sözünden caydıramamıştır.

Malatya’ya geldiğinde mutlaka bir arada olduğum Fahri Kayahan’ın Amcası Oğlu Yaşar Kayahan Ağabeyimizden Fahri Kayahan ile ilgili hatıraları zaman zaman dinlerim.

Yaşar Kayahan Ağabeyim Fahri Kayahan’la ilgili bir anısını şöyle anlatır.

Yıl 1959 İstanbul Sümerbank’ta çalışıyorum. Zaman zaman Fahri Abimle bir arada oluyoruz.

Yine bir gün Beyoğlu’nda bir kahvede Fahri Abimle buluştuk.

Beyoğlu’nda Galatasaray ve çiçek pasajına yakın bir kahvede Çay içiyoruz muhabbet ediyoruz.

İçeriye bir beyefendi girdi.

Direk bizim masaya geldi.

Fahri Abimize bana selam verdi.

Masamıza buyur ettik oturdu.

Elinde büyük bir kesekâğıdı vardı.

Fahri Bey sizinle konuşmaya geldim.

O anda çaylar geldi muhabbet başladı.

Fahri Bey siz buralara gelmezsiniz dedi.

Fahri Bey sizin için geldim dedi.

Taksim Kristal Gazinosunu satın aldım.

Kristal Gazinosunda program yapmanızı istiyorum.

Ne ücret derseniz size takdim edeceğim dedi.

Kesekâğıdını açtı bak içi hep para dolu, bu paralar sizin.

Bu parayı gavur görse Müslüman olur.

İki bankadan çektim size geldim.

İsminizi gazinoma ışıklı neonlarla en üste yazacağım

Fahri Ağabey eliyle kesekâğıdındaki paraları itti.

Kabul etmem mümkün değil dedi.

Bu sahne bir Türk Filminde bir sahne değil gerçekti.

Gazino sahibi neden kabul etmiyorsunuz dedi.

Benim içkili gazinolarda çalışmamaya sözüm var

Bu sözü hem kendime hem de İstanbul Eski Valisi Fahrettin Kerim Gökay’a verdim.

Kesinlikle kabul etmem mümkün değil…

Fahrettin Kerim Gökay şu anda ne vali ne belediye başkanı sizi kontrolmu edecek…

Efendim konu öyle değil, biz söz verdik mi sözümüzün arkasında oluruz dedi.

Kristal Gazinosu sahibine paralarınızı alınız.

İlginize ve bana verdiğiniz değere teşekkür ederim dedi ve gönderdi.

Fahrettin Kerim Gökay doktor olması, içki ve sigara karşıtı bir kişi,1949-1957 yıllar arasında İstanbul’da Valilik ve Belediye başkanlığı yapmıştır.

İstanbul Valiliği döneminde Fahri Kayahan’la iyi bir hukuku vardır.

Fahri Bey bir Yeşilay şarkısı yapmanı istiyorum.

Öyle bir şarkı olsun ki, insanlar içkiyi bıraksınlar.

Fahri Kayahan da Yeşilay üyesidir. İçki kullanmaz.

Şu eseri yapar.

Öyle bir merdim ki sanki yaydanım

Akan sular gibi kaynıyor kanım

İçkinin her türlü düşmanıyım ben

Sazımla sözümle Yeşilay’danım

Fahri KAYAHAN

Bu sözler plak haline getirilir. İstanbul’a ve diğer illere gönderilir.

Amaç Yeşilay üyelerini çoğaltmak, içki içmeyi bıraktırmak.

Fahri Kayahan şarkısındaki gibi mert bir insandır.

O teklif yapıldığında ancak kendini geçindirebilecek imkânı vardır.

Büyük bir kesekâğıdı dolusu parayı kabul etmemiştir.

Fahri Kayahan 13 tane senaryo yazmış, o senaryolar kızı Süeda Hanım tarafından Celal Yalvaç Ağabeyime gönderilmiştir.

Fahri Kayahan’ın hanımı rahmetli Fahriye Hanım, Celal Yalvaç Ağabeyimin akrabasıdır.

Fahri Kayahan komple bir sanatçı kişiliğe sahiptir.

Hem ses sanatçısı, hem senarist, hem oyuncu, hem bestekar , hem tambur sanatçısı….

Eserlerinde insanları sıkıntıya sokacak cümleler kelimeler kullanmaz, dertlerini dağlara yanmıştır.

Örnekleri;

Ayrılık Ateşten bir ok adlı eserinde,

“Benim derdim herkesten çok

Ben nasıl yanmıyam dağlar”

“Şu dağları delmeli

Kül edip elemeli”

“Keklik dağlarda şağılar”

Dertleriyle muhatap olarak dağları seçmiştir.

İstanbul’da Galatasaray civarında bir evde kirada oturmaktadır. Bu durumdan haberdar olan İsmet Paşa, haber gönderir. Bizim o civarda evimiz var Fahri gitsin kalsın. Kira da alınmasın.

İsmet İnönü’nün oğlu Ömer İnönü’ye ait evde Fahri Kayahan’ı kalmaya ikna ederler.

Fahri Kayahan kira vermek kaydıyla kalırım. O da Paşamızı kırmamak için der. Belli bir kira ödeyerek kalır.

Ömer İnönü de fazla olmamak kaydıyla kira alır…

Hayatının geri kalanı o evde geçer.

İstanbul Beyoğlu’nda yeni bir plak şirketi açılmıştır.

Fahri Kayahan davet edilir.

Tahminen 1968 de

Plak Şirketine gider. Döndüğünde evinin soyulduğunu görür.

Çok çok üzülür… Manevi değeri çok yüksek hediyeler, plaketler, ödüller, bilhassa Almanya’da kendine hediye edilmiş değerli hediyeleri de göremeyince adeta yıkılır

Emniyete şikâyetini yapar. Fakat çalınıp emniyete getirilen hırsızlık eşyaların içerisinde bulunamaz.

Bir sanatçıyı yaşatan manevi değeri yüksek ödüllerdir.

Sanatçının en büyük gıdasıdır.

Fazla sürmez 22 Nisan 1969 da Fahri Kayahan vefat eder.

Zincirlikuyu Mezarlığına defnedilir.

Mezarında Malatya Eşrafından Gaffarağazade Halk Türküleri Üstadı Tamburi Fahri Kayahan yazmaktadır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.