Saadet Partisi Malatya İl Başkan Yardımcısı Planlama Ve Koordinasyon Birim Başkanı Şahin Sert, Malatya ile alakalı sorun ve sıkıntıları gündeme taşıdı.

“MALATYA DEPREME NE KADAR HAZIRLIKLI”

Malatya’nın da üzerinde bulunduğu fay hattına dikkat çeken ve eski binaları işarete eden Sert: “Sözlerime başlarken şunu kesinlikle net ifade etmek isterim ki, amacımız kesinlikle birilerini eleştirip kuru gürültü etmek değil,  var olan problemlerin çözümünde İlgili Arkadaşlarımıza farkındalık oluşturmak ve çözüm önerileri ile birlikte gerekirse çözüme ortak olmak. Halka hizmet Hak’ka hizmet şiarı taşıyoruz ve bu şiarı taşıyan Her bireyimiz ve yöneticimizin de her daim destekçisi olduğumuzu yeniden ifade etmek istiyorum. Malatya deprem riski olan öncelikli illerimizdendir. Daha geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız ve ciddi hasarlar oluşturan Elazığ – Malatya depremi ve daha büyük kayıpları haber veren yoğun artçı sarsıntılar hala devam etmekte, bu vesile ile o depremde vefat eden tüm vatandaşlarımıza tekraren rahmet diliyor ve tüm Hemşerilerime sabırlar diliyorum. Rabbim bir daha böyle bir acıyı bizlere yaşatmasın. Yalnız bu depremin acılarının halen sarılmadığı gün gibi ortadadır. Etrafımızda gözlemlediğimiz yıkılan yüzlerce binanın yerine halen yenilerinin yapılmadığı ve bu bina sahiplerinin mağduriyeti hala giderilmemiştir. Bina sahiplerinin yapmış olduğu başvurular ve görüşmeler sonuçsuz kalmaktadır. En kısa sürede bu mağduriyetlerinin giderilmesi hususunda tüm yetkili mercilerin bir an önce harekete geçip bu vatandaşların mağduriyetleri giderilmelidir.   Kıymetli Hemşerilerim, bu arada acilen Malatya’nın bina envanterinin çıkarılması, ne kadarı sağlam ve ne kadarının yenilenmesi  gerekiyor ise  deprem dayanaklık testlerinin yapılarak belirlenmeli ve  mümkünse yıkılıp dönüştürülmesi gerekmektedir. Muhtemel bir depremde Malatya’mızdaki yapıların yaklaşık yüzde 60 ı yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Yine başka bir problem bu yapıların geneli ana arter diye nitelediğimiz caddeler üzerinde Allah muhafaza olası bir depremde bu yapılar cadde üstlerine yıkıldığında facianın faturası kat kat daha ağır olur.” İfadelerine yer verdi.

“TOPLU ULAŞIMDA CİDDİ DENETİM OLMALI”

Malatya büyükşehir belediyesine seslenen ve toplu taşımada denetimlerin arttırılması gerektiğini ifade eden Mert; “Toplu ulaşım ihtiyaçları karşılayacak kapasitesi olan bilinçli kişilerin yetişmesine yönelik uzun soluklu eğitimler ve rehabilite çalışmaları yapılmalıdır. Otobüs Minibüs taksi vb halkımız ile birebir temas halinde olan esnaflarımız ciddi bir denetime tabi tutulmalıdır. Zaman zaman  gayri ahlaki tavır ve hareketler sergileyen halkı azarlayıp parasıyla verdiği hizmeti halka lütfediyormuşçasına halka tepeden bakan tutum sergileyen sözüm ona esnaflık ile alakası olmayan çalışan veya esnaf haberi alıyoruz bu konuda da yine ilgili idari mekanizmalarımızın ciddi bir şekilde konuyu ele almaları elzemdir.. Özel toplu taşımalar yoğun bir denetime tabi tutulmalı ve kendilerine Malatya’mızın halkının emanet edildiği ve emanete hakkı ile sahip çıkmaları farkındalığı edindirilmelidir. Kıymetli arkadaşlar Malatya’mız maalesef mevcut ekonomik krizinde etkisi ile en yüksek toplu taşıma ücretine muhatap olan şehirlerimizden biri konumunda.. Örneğin; İstanbul’da uzun mesafelerdeki güzergahlara rağmen bir öğrenci aylık abonman ücreti 109 tl ve 200 biniş hakkı var iken buna karşılık ilimizde Öğrenci aylık Abonman ücreti 165 tl olup 120 biniş hakkı tanınmaktadır. Bu aradaki neredeyse 2 katı ücret ve hak mahrumiyetinin derhal giderilmesi vatandaşlarımızın yükünün hafifletilmesi gerekmektedir.” Şeklinde konuştu. 

“FİYATLAR TAVAN YAPTI”

Girdi maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin tarımdan uzaklaştığına işaret eden Sert;“Bir Çiftçi kenti olan Malatya’mızda Kayısı üreticilerimizin, besicilerimizin ve diğer tarım üreticilerimizin çektiği sıkıntılar hepimizce malum, tüm Türkiye’deki çiftçilerimizde olduğu gibi, yem,  tohum, gübre zirai ilaçlar fiyatları tavan yapmış durumda, alım gücü düşmüş üretim ve mahsulü satmak da artık zorlaşmış durumda. Çiftçimiz tarlasını besisini işletmeye güç yettiremediğinden bırakıp kente göç ediyor. Topraklarımız, iklimimiz, sahip olduğumuz bitkisel çeşitlilik, su potansiyelimiz ve yetişmiş insan faktörümüz en büyük güç kaynağımızdır. Tarım, orman ve hayvancılık ülkemizin kendi gücüyle ayakta durabilmesi için stratejik öneme sahip sektörlerdir. Uygulanan yanlış politikalar neticesinde geçmişte gıda üretimi alanında kendi kendine yetebilen dünyadaki yedi ülkeden birisi olan ülkemiz günümüzde kendi nüfusunu besleyemez duruma getirilmiştir. Hâlihazırda tarım ürünleri ithalatımız ihracatımızı geçmiş durumdadır. Üreticilerimizi ve ülke tarımını çok uluslu ve küresel şirketlere bağımlı hale getiren maksatlı kotalar kaldırılmalıdır. Birim alandan daha fazla ve daha kaliteli üretim yapan çiftçilere teknik bilgi ve teknolojik destek sağlanmalıdır. Kayısı Borsasının Dünya borsaları ile entegrasyonu sağlanmalıdır. Üretici birliklerinin önündeki engellerin kaldırılması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, üretici birliklerinin kuruluş ve faaliyetleri kolaylaştırılarak ve desteklenmelidir. Ülke hayvancılığını besi danası ithalatına mahkûm etmek yerine damızlık üretimine yeterli destek vererek orta ve uzun vadeli hayvancılık politikaları geliştirilmelidir.” dedi.