Türkiye’de ergenlik çağında 6 milyon genc yer alıyor, ailelerin aşırı korumacı yaklaşarak çocuklarına kötülük yapıyorlar. Gelişmiş üretken bir toplumun oluşması için ergenlik çağıdan ki gençlerin özgüven aşılanarak yetiştirilmesi gerekir. Türkiye’nin en önemli sorunu cari açık değil, 6 milyonluk ergen gencin nasıl eğitileceğidir. Sürekli çocukları için kaygılanan ve onların önüne çıkan her tür zorluğu ortadan kaldıran, aileler çocuklarını öylesine el üstünde tutuyor ki günümüzde ergenler arasında salgın gibi yayılan bir zihinsel rahatsızlıklar başladı. Böyle giderse geleceğimizi emanet edeceğimiz gençler daha büyük cari ve psikolojik açıklara neden olacak. Aileler çocuklarına iyilik yapmak isterken onların hayatlarını kararttığının farkında değil. Türkiye’de henüz yeni bir kavram olan Ergen Koçluğuna ilgi her geçen gün artıyor. Aileler nasıl davranacaklarını bilmediği çocuklarını Ergen Koçlarına emanet ediyor. Ergen koçlarının gençlere özgüven vererek kendi başına doğru kararlar almasına yardımcı olmaktadırlar. Aileler çocuklarını dinlemek onlarla konuşmak yerine sürekli para vererek ya da pahalı telefon ve hediyelerle başından savarsa çocuk gidip kendini dinleyecek birilerini bulur. Bulunan kişiler her zaman doğru kişiler olmayabilir. Yoğun duygu geçişleri yaşayan ergenler bu dönemde madde bağımlılığı, sigara, tecavüz, hırsızlık gibi yanlış yollara sapılabilir. Ergen koçları gençlerin aile içindeki iletişimlerini, anlaşılmalarını sağlamak, arkadaş ortamında kabul görme, uyumlu arkadaşlıklar kurma, sosyal beceriler kazanma, hemcinsleriyle ve karşı cinsle, olumlu doğru iletişim kurma konusunda danışmanlık yapmakta.

ŞIMARTILAN ÇOCUKLAR AĞIR BEDELLER ÖDÜYOR

Günümüzde ailelerin çocuklarını tehlikelerden koruma adına sürekli önlemler alıyorlar. Çocukları dinlemek anlamak yerine sürekli önündeki engelleri kaldıran aileler, günümüzde ergenler arasında salgın gibi yayılan bir zihinsel rahatsızlığa neden oldular. Bu ebeveynlerinin çocuklarının hayatını çok kolaylaştırdığını, böylece çocukların karşılaştıkları problemleri kendileri çözemez ya da önlerine çıkan engelleri kendileri aşamaz hale geldikleri bir gerçektir. Gençler sudan çıkmış balık gibi şaşkın ve hayata karşı dirençleri çok zayıf. Anne Babalar çok yoğun oldukları için çocuklarıyla konuşmak onlara zaman ayırmak yerine teknoloji ve maddi imkanları devreye sokuyor. Kendilerini suçlu hissettikleri için de çocuklarını çok fazla şımartıyorlar bunun tek sonucu, şımartılmış ve fazla üstüne düşülmüş, kendi problemleriyle başa çıkmaktan aciz oldukları bir kuşak yetiştiriyoruz. Bu başa çıkış gücü olmayınca depresyon, kaygı, madde bağımlılığı ve intihar oranlarının oldukça yüksek oluyor.