Üniversitelerimiz söz konusu olduğunda kulak kesiliriz.

İyinin, Doğrunun ve Güzelin olmasını isteriz.

Yanlışları değil, doğru yapılanları yazmak isteriz.

Üniversitelerimizin gelişmesi ve büyümesi hep hayalimiz olmuştur.

Bazen bu yüzden bizi de eleştirenler, hedef gösterenler olmuştur.

İnönü Üniversitemizin atağa kalktığı Rahmetli Turgut Özal döneminde, Üniversiteden sarı zarflar içerisinde belgeler gönderilirdi. İhale usulsüzlükleri ileri sürülüyordu. Belgeler Üniversiteden geliyordu, neden yazmıyorsunuz diye de arıyorlardı. “Gelin gazeteye konuşun yayınlayalım, isterseniz yargıya gönderelim” deyince de daha arayan olmazdı.

Bazen Rektörlerin gitmesi için bu tür ayak oyunlarına defalarca şahit olduk ama Üniversite söz konusu olduğu içinde bunlara asla yer vermedik.

Çünkü konu Üniversitemiz olduğundan, zarar görmesini asla istemiyorduk.

İnönü Üniversitesinin kuruluşu için 1960 Yılından başlayarak Malatya yerel basınının alın teri, emeği, ısrarla takibi ve verdiği yıllara dayanan mücadele vardı. Elbette Üniversitenin kuruluşundan itibaren siyaset uzantıları nedeniyle çok yanlışlar yapıldı. Üniversiteye yıllarca yer verilmedi, atanan kurucu rektör ayda bir güçlükle Malatya’ya geldiğinden 14. Üniversite olarak kurulan Malatya İnönü Üniversitesinin gelişmesi bazen siyasiler tarafından durduruldu, bazen de büyümesi için önemli hamleler yapıldı. Turgut Özal Tıp Merkezinin kuruluşu ve Rahmetli Özal’ın desteğiyle İnönü Üniversitesi çok yol aldı.

Bu nedenle bizim olduğumuz yerde Üniversitemiz hedef alınamaz, şahsi bir takım küçük hesaplar uğruna hiçbir yararı olmayan haberlere yer verilmez. Üniversitenin her imkanından yararlanacaksın, sonra çıkıp dolaylı yollardan çalıştığın kurumu hedef ettireceksin.

 Bu bizim gazetecilik duruşumuzdur.

Çünkü bu Üniversiteyi kuran değerli üstatlarımız Hayrettin Abacı’dan başlayarak gazeteci büyüklerimizdir. Şemsi Belli’dir, Bahattin Erdem’dir, Hüseyin Karataş’tır, Orhan Apaydın’dır, Raşit Kısacık’tır, Abdurrahmen Çamur’dur, Hamido’dur, Dr. Sadık Özen’dir, Celal Yalvaç’tır, Mehmet Kırçuval’dır, Haşim Türkmen’dir, Kemal Deniz’dir, Vahap Güner’dir, Haydar Karaduman’dır, Ali Adağ'dır, Remzi Hayta'dır, Lütfü Karayılmaz’dır, Şerafettin Özhan’dır.

Bu nedenle emanete sahip çıkmak bizim görevimizdir, öyle olmaya da devam edecektir.

Turgut Özal Üniversitemize gelince.

7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde AK Parti “Malatya Seçim Beyannamesi”nde Yeni Üniversitelerin kurulması başlığıyla şu bilgilere yer verilmişti:

“Şehrimiz altyapısı, üst yapısı, sosyal ve kültürel donatı alanları ile ikinci üniversite için gerekli potansiyele sahiptir. Yeni Üniversiteler şehrimizin bütün dinamikleri arasında bir sinerji yaratarak, sosyal ve kültürel hayatımıza dinamizm kazandıracaktır. Bu bağlamda, şehrimize öncelikle biri devlet olmak üzere yeni üniversitelerin kurulması için gerekli çalışma ve teşviklerde bulunulacaktır.”

AK Parti ilk defa Malatya’ya ikinci bir devlet üniversitesi kurulmasını seçim vaadi olarak açıklıyordu. Malatya için önemliydi, şehre güç verecekti, gençler eğitim için gelecekti, Malatya kazanacaktı. Genel seçimin ardından Bülent Tüfenkci de Bakanlar Kurulunda yer alınca AK Parti’nin üniversite vaadini ilk defa Sonsöz Gazetesinde manşete taşıdım. Ardından Vuslat TV’de Sevgili Ökkeş Cerit ile birlikte yaptığımız “Medya Analiz” adlı programda tüm konuklarımıza ilk sorum “Malatya’ya ikinci Devlet Üniversitesi ne zaman kurulacak?” olmuştur.

Bakan Tüfenkci “kararlıyız” demişti.

Öznur Çalık “sürekli takipteyiz” diyordu.

Ahmet Çakır “Malatya ikinci Üniversiteye hazırdır” diyordu.

Mustafa Şahin “söz verdik yapılacaktır” diye kesin konuşuyordu.

Hakan Kahtalı “Yasa aşamasına kadar getirdik, sabırlı olalım” diye buyuruyordu.

Veli Ağbaba “Turgut Özal Teknik Üniversitesi için kanun teklifi” vermişti.

Gelen ve giden Valilerimiz “Malatya’ya yakışır” diyorlardı.  Belediye Başkanlarımız “artık olsun” diye bekliyordu. Oda Başkanları “Üniversiteyi kurun” diye şart dahi koşuyorlardı.  Hatta o kadar çok ısrar etmeye başladık ki, Vuslat TT’ye “Yeter bu Üniversite soruları da sıkmaya başladı, başka meselemi kalmadı” diye telefonlar dahi gelmeye başladı.

Yazdıklarım ve konuştuklarımdan sıkılan bir tetikçi, bizi hayalci olmakla suçlayarak “adı, içeriği, yeri yurdu olmayan bir üniversite talebinin hayalcilikten hatta kamuoyunu aldatmaktan başka bir şey olmadığını” ifade ederek bizleri topa tutunca, birazda gaza gelince cevap verirken yeni kurulacak üniversitenin adını ve içeriğini de yazmıştım:

Yeni Kurulacak İkinci devlet üniversitesinin adının Turgut Özal, içeriğinin Teknik ve Teknoloji Üniversitesi olmasını isteyerek yerinin de Beylerderesinin ya bu yakasına ya da öte yakasına kurulmasını önermiştim. Hatta Altay Kışlasının yeni kurulacak Malatya Turgut Özal Teknik ve Teknoloji Üniversitesine tahsis edilmesi içinde Sonsöz’de manşet atmıştık. O dönemin Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat’ı da her gördüğümde “Üniversitene sahip çık, bu Üniversite Yeşilyurt tarafına kurulmalıdır” diye de taraf olmuştum.

Günler, haftalar, aylar ve yıllar su gibi aktı 3 yıl içerisinde Vuslat TV de ikinci Üniversite hep gündemimiz de oldu. Ökkeş Cerit’le bu konuyu sürekli gündemde tutarak, Malatya’nın ikinci bir devlet üniversitesine kavuşmasının mücadelesini verdik.  Sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti gurubunda Malatya’da Turgut Özal adıyla bir Üniversite kurulacağını açıklayarak son noktayı koymuştu.

2015 Yılında yazmaya başladık 2018 Yılında Turgut Özal Üniversitesi kuruldu, emeklerimiz sonuç getirmişti, Malatya İkinci Üniversiteye kavuşmuştu. Her ne kadar , İnönü Üniversitesinin bölümleri Turgut Özal Üniversitesine de aktarılsa da Malatya hayaline kavuşmuştu.

İnönü Üniversitesi gibi 25 yıl yerel basın yazı yazmak zorunda kalmadan, zamanlama ve sıkı takip sonucunda Malatya Turgut Özal Üniversitesi kuruldu. Malatyalı bir bayan Prof.Dr. Aysun Bay Karabulut rektör olarak atandı.  Bekledik bizi bir gün ararlar diye. Sağ olunuz diyecek birilerini bekledik, arayan dahi olmadı, kırıldık ama asla küsmedik.

İki yıl sonra Üniversiteye davet ettiler koşa koşa gittik ve orada Malatya Basınının Üniversitelerimizin kurulması için nasıl bir mücadele verdiğini anlattım. Orada öğrendim ki, kuruluşundan emeği olan bizler için meslektaşımız dediğimiz bazı gazetecilerin bizleri nasıl kestirdiklerini, nasıl bir takım yakıştırmalarla yaftaladıklarını, sadece kendilerine alan yaratmak için bizleri Üniversiteden uzak tutmak için nasıl bir çaba sarf ettiklerini üzülerek duydum.

Üniversite söz konusu olunca bunları konuşmaya dahi gerek görmedik.

Görevde bir Rektörümüz var. Yeni kurulan Üniversitede zorlukları aşmak için en az 5 yıl gereklidir. Alınanlar bekleneni verememiştir, yenileri alınır, gelenler olur ve gidenler de olur. Bu iş için karar Rektörlük makamınındır.

Talepleriniz olmadı diye Rektörlük makamını hedef almak doğru değildir. İki gazeteci arkadaşımızın iki çocuğu Üniversitede işe girdi diye günlerce yazılıp çizilirken, işe daha başka meslektaşlarımızın da yakınlarının işe alındığını bu vesile ile öğreniyoruz. İyi de yapmışlar, gazetecilerin çocuklarının da iş sahibi olması doğru ve haklıdır, olması gereken yapılmıştır, bu nedenle Sayın Rektöre teşekkür ediyoruz.

Ama bunu yapan bir Rektörü yıpratmak, hedefe koymanın haklı bir gerekçesi olamaz.

Turgut Özal Üniversitesine bir Tıp Fakültesi kazandıran, Fakülteye birde Hastane kurmak için koşturan, Üniversiteyi Yeşilyurt İlçe Kampusune taşımaya çalışan, İlçelerdeki kampüsleri ayağa kaldıran bölümler açtıran, Fakülte binaları, Yurt Binaları yapmak için sürekli arayışta olan Atom karınca misali çalışan Rektörümüzün çalışmalarını takdirle izliyoruz.

Yolunuz açık olsun, başarılar Üniversitemiz olsun.