Cami kapısında başbakanın ayakkabılarını çaldılar.
Şaka yaptığımı düşünmeyin.
Abarttığımı ya da ‘attığımı’ hiç düşünmeyin.
Vallahi gerçek…
***
1992 yılı. 
MEYDAN Gazetesi’nde muhabirim.
4 Nisan 1992 günü Ramazan Bayramı’nın ilk günü.
İstanbul’da bayram tatilini geçiren Başbakan Süleyman Demirel’i takiple görevliyim.
BABA, bayram namazını kılmak için Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’ne geldi. 
BABA ile birlikte korumaları da namaza durunca olanlar oldu.
Namaz çıkışında bir baktılar ki BABA’nın ayakkabıları pırrr, uçmuş!
***
Bayram günü. 
Mağazalar, dükkânlar, çarşı pazar her yer kapalı.
Nereden alınacak BABA’nın ayağına uyulacak ayakkabı şimdi?
İkametgâhı da Ankara’da.
Bir çırpıda evine gidip yeni ayakkabı getirilecek durum yok.
Ya BABA’nın çorapları delikse!
Nazmiye yengemizde rezil olacak vallahi…
***
Allah’tan Orhan Keçeli orada.
BABA ile hemen hemen aynı kalıp!
İri yarı babayiğit bir adam.
DYP’nin o dönem İstanbul il başkanı.
BABA ile ayak ölçüleri uydu. 
Giydi Keçeli’nin ayakkabılarını.
Daha önce Özal’ın şort giyerek askeri birlik denetlemesi gibi garip bir manzara olmadan, çorapla camiden çıkıp vatandaşın bayramını kutlamaktan kurtuldu BABA!
Orhan Keçeli’de, cami imamının bulup getirdiği terliği giydi! 
***
O yıllarda milletimiz içinde bilim adamı, sporcu, sanatçı gibi ünlü isimler pek yetişmiyordu ama dünya çapında ün yapmış hırsız ve vurguncularımız vardı.
Başka ülkede ibadethane kapısında başbakanın ayakkabısını yürütecek böyle bir babayiğit hırsız var mıydı? 
Evelallah, memleketimizde o isimler şimdi daha çoğaldı!
Ülke sıralamasında birinciyiz sanırım…
***
Nükteli bir adamdı rahmetli BABA, bilirsiniz.
Cami kapısında ayakkabılarını hırsıza kaptırınca, bayram sabahı orada bulunan biz gazetecilere şu açıklamayı yaptı.
“Devlete 40 yıldır hizmet verdim, böyle bir hırsızlık durumunu hiç görmedim. Memleketimizi soymaya çalışan büyük yamyamlardan kurtarmaya çalışıyorum. Böyle küçük bir yamyama ayakkabıyı kaptırdım. Olsun, canı sağ olsun. Asıl mesele büyük yamyamlara yakayı kaptırmamak. Kaptırırsak vatandaşın kıçında don kalmayacak.”
Bu günleri mi işaret etti acaba diye, düşünüyorum şimdi…
*** 
Yabancı ajanslar haberi, “FLAŞ, FLAŞ” diye duyurdu dünyaya.
“Başbakan Demirel’in ayakkabıları çalındı”.
Bizim yazılı medyada şu başlıklar atıldı.
“BABA’nın ayakkabılarını PKK çaldı!”
O sıralar daha yakalanmamış olan APO, Şam’dan açıklamalar yapıp duruyordu çünkü.
“İstanbul’da büyük eylemler yapacağız”
Diye…
Bundan büyük bir eylem olabilir miydi?
***
Çok sayıda vatansever iş adamımız gazetelere ilan verip hırsıza çağrıda bulundu!
“BABA’nın ayakkabılarını getir şu kadar ÖDÜL al” diye.
Bazıları da hırsıza şu teklifi yaptı!
“Söz, hapisse atılırsan içeride sana bakarım” diye..
***
Belki de,
Hırsız başına konan bu talih kuşunu bilmeden, teklifleri duymadan, BABA’nın ayakkabılarını Tahtakale Bit Pazarı’na götürüp çoktan üç kuruşa satmıştı bile…