Diyetin kişiden kişiye göre değişir. Tek yönlü diyetlerin belirli bir süre sonra verilen kiloların fazlasıyla alınmasına yol açar. Pek çok kişi birden kilo verip kurtulmayı ister ama kilo vermenin sabır ister. Kilo derdi olanların hazır diyetleri en az bir kere deniyor. Bazı diyetlerde verilen kilolar ileriki dönemlerde faiziyle geri alınıyor. İnsan vücudunun yağ, kas, kemik ve sudan oluşmaktadır. Tek yönlü beslenmeler, yeterli ve dengeli alınmazsa daha çok su ve kas kaybı görülebilir. Bu da vücudumuzun direncinin düşmesine sebep olabilir. Yetersiz vitamin ve mineral alımı sonucunda da saçlar dökülmeye, tırnaklar sertliğini kaybederek kırılmaya ve cilt kurumaya, gözler kapanmaya başlar. Metabolizma yavaşlar. Metabolizmanın yavaşlamasıyla da verilen kiloların üzerinde bir alımla da karşı karşıya kalabiliriz.

 “DİYET KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİR”

Tek yönlü beslenme ile yapılan zayıflama diyetleri faiziyle kilo aldırır. Diyetlerde sağlıklı ve yeterli beslenmeyi düzenli bir şekilde sağlamanın önemli olmakta. Vücudun yapısını bozmadan beslenme şeklini hayat tarzı haline getirmek gerekir. Herkesin kendine özgü bir metabolizması var. Diyet kişiden kişiye göre değişir. Her geçen gün bir yenisi daha eklenen ve sadece kilo verdirmeye yönelik bu tür diyetler sağlığımızı ciddi açıdan tehdit eder. Diyet, kişinin biyokimyasal bulgularına, yaşına, boyuna, kilosuna, fiziksel aktivite düzeyine, beslenme alışkanlıklarına ve sosyoekonomik durumuna göre hazırlanmalı. Kendi diyetiniz kendine özgü olsun. Tek yönlü diyetlerde genellikle karbonhidrat ve yağların kısıtlanmakta. “Yüksek proteinli diyet olarak bilinen atkin diyetinde karbonhidrat hiç alınmaz, bol miktarda et ve hayvansal gıdalar alınır. Beynin iyi çalışması için günde en az 50- 10 gram karbonhidrat alınması gerekir. Karbonhidrat azaltınca zayıflama olabilir. Fakat hayvansal yağ alındığında kanda kolesterol düzeyinde artma ve bu sebeple kalp damar hastalığı riskinde artış, kanda ürit asit düzeyinde yükselme meydana gelir. Bu da gut hastalığına yol açar. Aynı zamanda yüksek proteinin alımında kemiklerden kalsiyum çekilmesi sebebiyle osteoporoz denilen kemik erimesi riskinde de artış olabilir.

SİGARA VE ALKOL

Hipertansiyonun tamamen ortadan kaldırılamayan ancak kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Hipertansiyon kan basıncının normal değer olan 140/90 mmHg’den yüksek olmasıdır. Bu hastalığın genellikle arteriol denen küçük kan damarlarının daralması neticesinde kanın damar duvarına daha fazla basınç yapmasıyla ortaya çıkar. Hipertansiyonun ekseriya 40 yaş üstünde görülebilir. Ailesinde hipertansiyon olan kişiler, şişman, yanlış ve düzensiz beslenenler, sigara ve alkol kullananlar, şeker hastalığı, az hareket edenler, hamile kadınlar, menopoz dönemindeki kadınlar ve tuz tüketimi yüksek olan hastalarda hipertansiyonun daha sık görülmektedir. Vücut ağırlığının olması gerekenin üzerine çıkması, kolesterolün ve tansiyonun yükselmesine sebep olacağından kalp hastalıkları riskini artıracak ve hayat kalitesini azaltacaktır. Yapılan bilimsel çalışmalar, hipertansiyonun şişmanlar arasında yaygın olduğunu göstermiştir. Kilo alımı ile kan basıncı artmakta, kilo kaybı ile düşmektedir. Obezite tanısı konan kişiler öncelikle diyetisyen yardımı ile sağlıklı bir şekilde ideal ağırlıklarına ulaşmalıdırlar. Tuz ve sodyum tüketimi azaltılmalıdır. Tuz, güçlü bir damar büzücüdür ve tansiyonu düzenleyen bazı sistemleri etkiler