Çocukların eğitimleri sırasında hem sosyal hem de psikolojik yönden farklı gelişmeler kaydedilmekte. Zamanında kazanılmayan temel beceriler ilerleyen yıllarda sorumluluklarını üzerine almaktan kaçan çocuk tablosunu ortaya çıkartmaktadır. Çocukluğun ilk yıllarında temel güven duygusunun oluşumunda anne -çocuk ilişkisinin çok önemli. Anne, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayan güvendiği kişidir. Anne-çocuk arasındaki ilişki olumlu geliştiği takdirde çocuğun sosyal yaşamının en önemli adımı olan okul öncesi kurumunu da kabulü kolay olacaktır. İhtiyaçları görülen, saygı gösterilen ve tutarlı davranılan çocuk kendisi ile ilgili olumlu algı geliştirecektir. Okul öncesi kurumlar, çocukların ailesi dışında tanıdığı ilk ve en büyük sosyal ortamdır. Burada ilgi ve becerilerini keşfederken sosyal sınırları da öğrenecektir. Anne dışında ilk defa öğreten ve temel bakımını takip eden bir figürle, öğretmenle karşılaşacaktır. Kavram becerileri gelişirken fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi de hızlanacaktır. Anne ve babaların genel tutumları içinde aşırı koruyucu davranmaktadırlar. Çocukların hangi yaş döneminde, hangi beceriyi kazanması gerektiği bilinmekle birlikte daha kısa sürede yapılan ve kendilerinin uğraşmasını en aza indiren anne merkezli eğitim tercih edilmektedir. Tuvalet eğitiminin kazanılması için acele ederken 3 yaşındaki çocuğun kendi başına yemek yemesine izin verilmemektedir. Zamanında kazanılmayan temel beceriler ilerleyen yıllarda sorumluluklarını üzerine almaktan kaçan çocuk tablosunu ortaya çıkartmaktadır. Sürekli hatırlatılan beceriler anneçocuk ilişkisinin bozulmasına neden olmaktadır. Bağımlı ilişki, çatışmalı ilişkiye kolaylıkla dönmektedir. 2 yaş sonrasında oyun grupları adı altında çocuğun sadece 2-3 yaşıtı ile serbest oyun oynadığı, annelerinin yanından ayrılmadığı en fazla 2 saatlik yuva deneyimi ile başlanabilir. Haftanın bir-iki günü bu tekrarlanabilir. Bu dönemde farklı ortama alışan ve anneyi daha az kontrol eden çocuklar için ayrılmanın dikkatli düzenlendiği bir yuvada 3 yaş sonrasında her gün 3 saatlik programlara katılınabilir. Çocuğun uyumuna bakılarak süre ve gün artırılabilir.. Kreş ve yuvaların çocuğun sosyal ve psikolojik gelişimindeki önemli. Çocuklar anaokulunda sosyal kabul ve sınırları öğrenirler. Beraber yapılan temel becerilere yönelik tekrarlar çocukların gelişme sağlar. Arkadaşları ile yemek yerken, oyun oynarken bireysel değil grup sınırlarını da öğrenir. Becerileri gelişen çocuk kendini keşfeder. Diğer çocuklarla arasındaki farkı görür. Rekabet duygusu gelişir. Bebeksi, bağımlı davranış tepkileri kabul edilmediği için sorumluluklarını süratle üstüne alır. Duygusal gelişimi de hızla ilerler. Bebeğin bakımından sorumlu kişi annedir. İhtiyaçları karşılanırken annenin tutarlı ve yeterli ilgisi temel güven duygusunun da oluşmasını sağlar. Anne-çocuk arasındaki bu bağımlı ilişkinin çocuğun becerilerinin gelişmesi ve bireyselleşmesinin artması ile azalması beklenir. Çocuklarda alışkanlık haline gelen parmak emme engellenebilir. Uykuya geçişte “geçiş nesnesi” dediğimiz oyuncak gibi benimseyebileceği objeleri yatağına koymak onu rahatlatacaktır. Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanmasıyla bu ilişkiyi güçlendirir. Uykuya geçişte “geçiş nesnesi” dediğimiz oyuncak gibi benimseyebileceği objeleri yatağına koymak onu rahatlatacaktır. Parmak emmeyi küçümsemek, utandırmak çözüm yöntemi olarak kullanılmamalı. Olumlu davranışlarına odaklanmak, sözlü övgüler ve teşvik edici minik ödüller kullanılmalıdır. Parmak emmek, çocuğun yaşamının ilk aylarından itibaren görülebilen bir davranıştır. Kendini rahatlatmaya yönelik yaptığı bu davranış zaman içerisinde annenin olmadığı ve sıkıntı hissettiği her durumda karşımıza çıkabilir. Bebeklerin her ağlamasını ve rahatsızlık hissettikleri durumları emzirerek geçirmeye çalışmak zaman içerisinde kurulan bağın bağımlılığa dönüşmesini sağlamaktadır. Oysa ilişki kurmanın ve bebeği rahatlatmanın bir çok şekli bulunmaktadır. Annenin memesinin yerini tutan parmağı emmekten vazgeçmek, ilerleyen dönemlerde pek de kolay olmamaktadır. Bebekle kurulan ilişkinin duygusal kalitesi, ihtiyaçlarının doğru anlaşılması ve zamanında karşılanması bu ilişkiyi güçlendirecektir. Parmak emmeyi küçümsemek, utandırmak çözüm yöntemi olarak kullanılmamalı. Sağlığı ve gelişimi ile ilgili kaygılar iyi ifadelerle anlatılmalı. Bu anne ve çocuk arasında kazanılan bir savaşa dönüştürülmemelidir. Olumlu davranışlarına odaklanmak, sözlü övgüler ve teşvik edici minik ödüller kullanılmalıdır. Tırnak yemek, derilerini kopartmak ve yaşı büyümüş olmasına rağmen hala yoğun parmak emmek davranışlarını gösteren çocukların ortak özelliklerinin sıkıntı yaratan durumlarda ya da boş kaldıkları ve yönlendirilmedikleri anlarda bu davranışlara başvurdukları gözlenmektedir.