Zayıflamak için önce duyguların iyileştirilmesi gerekir. Yeni bir eve taşınmak, sınava hazırlanmak, iş değişikliği, var olan ilişkinin bitişi, aile üyelerinden birinin sağlık problemi gibi pek çok sebebin duygusal olarak büyük bir değişim yaşanmasına neden oluyor. Yaşantımızdaki büyük değişimlerle başa çıkabilmek aslında kolay değildir. Öfke, üzüntü, stres, kaygı gibi olumsuz duygular kendimizi mutsuz hissetmemize sebep olur. Bu olumsuz duygularla başa çıkabilmek için tercih ettiğimiz en kolay yöntem de yiyeceklerle kendimizi rahatlatmaktır. Zayıfl amak için önce duyguların iyileştirilmesi gerekir. Duygusal yeme’’ olarak adlandırılan yeme sendromunun, tıka basa tok olunsa dahi şekerli, yağlı yani yüksek kalorili yiyecekleri sık sık tüketme ihtiyacı hissedilmesine sebep olmakta. Bu kişinin yaşam kalitesini düşürerek, kilo almasına ve psikolojik olarak kendisini mutsuz hissetmesine neden olur. Duygusal yeme davranışındaki kişiyi yiyeceklere yönlendiren açlık hissi değil, çözümlenemeyen duygulardır. Kişide kaygı, öfke, mutsuzluğa sebep olan olumsuz duygular, yeme davranışını tetikler. Duygusal yeme eğilimi olan kişiler, baş edemedikleri olumsuz duygularını hemen bir şeyler yiyerek farkında olmadan problemlerini hafi fl etmeye çalışırlar. Tercih edilen yiyecekler genellikle yüksek kalorili çikolata, cips, pasta, kuru yemiş, hamur işi, hamburger gibi kolay ulaşılabilir ve hızlıca tüketilebilir yiyeceklerdir. Duygusal yeme ataklarının sonuçları ise, kişide suçluluk ve pişmanlık hislerine sebep olur” diye konuştu. Birçok kişinin hayatının bir döneminde diyet yaptığını ifade eden Öge, “Çocukluk, ergenlik, evlilik öncesi, doğum sonrası, özel günler gibi. Yapılan diyetler olumlu sonuç verse de verilen kilolar kısa bir süre sonra hızlıca geri gelmiştir. Kiloların tekrar alınması ve diyetlerin yarım bırakılış sebepleri duygusal sorunların fark edilememesinden ya da çözümlenmemesinden kaynaklanır. Bu durum kişinin motivasyonunu olumsuz şekilde etkileyecektir. Yapılan diyetler bir süre sonrasında kişinin sıkılmasına ve diyeti bırakmasına, verilen kilolarında hızlıca geri gelmesine sebep olur. Ayrıca kişiler diyet yapmayı zorunlu bir görev gibi algılamaya başlar. Bu durum kişinin kaygılarını da tetikler Duygusal yeme sendromu yaşıyorsanız, konusunda uzman bir psikologdan ve diyetisyenden destek almanız gerekir. Özellikle duygusal yeme sendromu hakkında eğitim almış psikologlar bu sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Yardım almak için başvuran kişilerin psikolog ve diyetisyen eşliğinde destek alması; kişilerin duygusal sorunlarının çözümlenerek psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmelerine, sağlıklı bir beslenme alışkanlığının kazanılmasına ve kişinin fazla kilolarından sağlıklı bir şekilde kurtulmasını sağlayacaktır.

DUYGUSAL AÇLIK TETİKLİYOR

Sınırsızca yeme isteği görülür. Çünkü aşırı dopamin ve seratonin uyarımı sonucu beyin kimyası değişmeye başlar ve bu hücreleri taşıyan nörotransmitterler aşırı yükleme sonucu zarar görür. Artık beyin dopamin ve seratonin seviyesini normal tutabilmek için şekerli ve yağlı besinlere ihtiyaç duymaya başlar. Bu durum üzüntü, kaygı ve stresin yol açtığı duygusal açlıkla da birleşirse kişi bu durumla başa çıkabilmek için bu besinleri daha fazla tüketmek ister ve bu yiyeceklere bağımlı hale gelmeye başlar. Akıllarından bir an olsun yeme eğilimi çıkmaz. O besini tüketene kadar rahat edemez, hiçbir şeye konsantre olamazlar. Besini bulup tükettikten sonra ise pişmanlık, öz güven eksikliği, kendilerine öfke duyarlar. Gün içerisinde birkaç kez şekerli besin tüketmek isterler. Duygu durum bozukluğu, emosyonel durumlarda tatlı besin tüketmemeleri halinde, mutsuz ve huzursuz bir ruh hali sergilerler.