Sıvı tüketmek için susamayı beklemeyin, başkasına yazılmış diyetleri yapmayın, yediğinizin farkına varın. Halkın bedenlerine ve sağlıklarına verdiği değerin her geçen gün artması sevindirici, zayıflarken mutlaka diyetisyenden destek alınmasını gerekir. Beslenme ve diyetetik bilimi halkın sağlığını, iyilik durumunu korumayı ve geliştirmeyi kendine ilke edinmiş bir bilim dalıdır. Ve bu bilim dalının profesyonelleri diyetisyenlerdir. Diyetisyene gitmek için sadece kilolu olmak gerekmez. Diyabet hastalığı, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı, kardiyovasküler hastalılar gibi hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisinde, kilo kontrolünde, çocukların beslenmesinde, sporcuların, gebelerin ve emzikli bayanların beslenmesinde diyetisyenin rolü oldukça büyüktür. Bunların yanında çağımızın hastalığı olan ve özellikle hızlı gelişen ülkelerde en büyük sağlık sorunu olan obeziteye yakalanmadan önce diyetisyene başvurarak sağlıklı beslenmeyi öğrenmek gerekir.

Zayıflama diyeti yapan bireyin diyetine tıbbi bir süreç gözüyle bakması gerektiğini, zayıflamak için tek bir ipucunun yeterli olmayacağını bilmek lazım. Zayıflamaya karar verildiğinde mutlaka bir diyetisyene gidilmesi önemlidir. Tek taraflı beslenmeyin: Doğadaki besinlerin hepsine ayrı ayrı gereksinimimizin olduğunu biliyoruz. Tek yönlü beslenmeyi sağlayan diyetlerde mutlaka vücutta vitamin ve mineral eksikliği olacaktır. B vitamini ve temel enerji kaynağımız olan ekmeği de, kalsiyum kaynağımız olan süt ve süt ürünlerini de, protein ihtiyacımızı karşılayan et ürünlerini de muhakkak diyetinizde bulundurmalıyız. Öğün atlamayın: Gün içerisinde tükettiğiniz yiyecekleri 5-6 öğün olacak şekilde ayarlamaya çalışın, az ve sık beslenin. Uzun süreli açlıklarınızın sonunda bazal metabolizma hızınız düşecektir. Ana öğünlerin, ara öğünlerle desteklenmesi, metabolizma hızınızı artırarak kilo vermenize yardımcı olacağı gibi, kan şekerinizi de düzenleyerek daha çabuk doymanıza ve daha geç acıkmanıza katkı sağlayacaktır. Yediğinizin farkına varın: Yemek yemeyi aceleye getirmek, ayaküstü atıştırmak, iki işin arasına sıkıştırmak, televizyon izlerken telefonda konuşurken ve benzeri durumlarda besin tüketmek birçoğumuzun sık gerçekleştirdiği ve doygunluk hissi vermeyen hatalı yeme şekillerindendir. Öğünlerinizi önemseyin ve vakit ayırın. Stresle baş etmeyi öğrenin: Yapılan bir çalışmaya göre; stresli durumlarda vücudun yağ depolama hızında artış vardır. Stresle baş etmeyi öğrenin ve vücudunuza iyi bakın. Egzersiz programları size bu konuda yardımcı olacaktır.

Yoğun egzersiz yapmayı sevmiyorsanız; yoga, pilates veya masajı deneyin. Sıvı tüketmek için susamayı beklemeyin: Eğer idrar renginiz sarı ise yetersiz su alıyorsunuz demektir. İçtiğiniz su miktarını her gün ölçerek, yeterli miktarda olup olmadığını kontrol edin. Ve günde en az 10 bardak su için. Sürekli acıkıyorsanız kan şekerinizi ölçtürün: Kan şekerinizde düşme eğilimi varsa ve hipoglisemik atakları sürekli yaşıyorsanız beslenme planınıza daha da özen göstermeniz gerekmektedir. Şekerinizi hızlıca yükseltip sonrasında normal seviyelerin altına düşürecek olan glisemik indeksi yüksek besinlerden uzak durmanız gerekmektedir. Şeker, bal, pekmez, pasta, kurabiye ve gofretler, ve incir, kavun, muz, üzüm gibi meyveler glisemik inksi yüksek besinlerdendir. Başkasına yazılmış diyetleri yapmayın: Diyet yapmaya karar verdiğinizde her şeyden önce yaş, cinsiyet, egzersiz düzeyi, kilonuz, yağ oranınız ve beslenme alışkanlıklarınız dikkate alınarak kişiye özel bir reçete hazırlanması gerekmektedir.

Özetle, zayıflama programları kişiye özel hazırlanması gereken çözümlerdir. Başkasının sağlık durumuna uygun hazırlanan bir diyet listesi sizi sağlığınızdan edebilir. Sadece vücut ağırlığına odaklanmayın: Teknoloji bu denli gelişmeden önce ideal kilo, boy uzunluğuna göre hesaplanırdı. Ancak şimdi kontrol edilmesi gereken birçok değer var. Örneğin; vücudunuzdaki yağ, kas ve sıvı miktarları, bel ve kalça ölçüsü gibi. Vücut ağırlığı tek başına bir anlam ifade etmez. Bunun için vücut analizinizin yapılması gerekir.